“Ah kimselerin vakti yok / durup ince şeyleri anlamaya”…
Türk şiirinde ikinci yeni akımının tek kadın şairi, beş çocuk annesi ve insan hakları savunucusu olan Gülten Akın, son sözlerini söyleyip aramızdan ayrıldı.
Şiirleri pek çok dile çevrilen ve 40’tan fazla şiiri bestelenen Gülten Akın, Türk Edebiyatının önemli isimlerinden biriydi. O sadece şair değil aynı zamanda toplumsal olaylara duyarlı bir kadın şairdi… Halkın yaşadıklarına duyarlıydı.
12 Eylül 1980 askeri darbe sonrası demokratik kitle örgütlerinin yeniden kuruluşu ve çalışmalarına katıldı. İnsan Hakları Derneği, Halkevleri, Dil Derneği gibi örgütlerde kurucu ve yönetici olarak görev yaptı.
Gezip gördüğü yerlerden esinle zenginleşen ve coşkulu bir insan sevgisiyle yoğrulan şiiri, toplumsal sorunları, yaşam-halk ilişkisini öne çıkardı. Şiirlerinde büyük ölçüde folklor öğelerinden yararlandı.
Eğitim Sen olarak ailesine ve tüm halkımıza baş sağlığı diliyoruz… Seni unutmayacağız…
Sendika üyemiz Sayın Arda AKTAR’la ilgili olarak Facebook’taki bir paylaşımı nedeniyle Ankara Devlet Opera Ve Balesi Müdürlüğü tarafından başlatılan soruşturma kabul edilemez.
Sendikamız, kamu görevlilerinin her platformda siyaset yapma özgürlüğünü (hele ki günümüz Türkiye’sinde ) temel vatandaşlık hakkı olarak görmüş ve savunmuştur.
Opera ya da Tiyatro sanatçılarımızın nasıl ki, kurumlarının bekaası için dün TÜSAK(Türkiye Sanat Kurumu) yasa tasarısı taslağına karşı düşünce ce söylemlerini pratikle örtüştürmüşlerse, bugün de kurum idarelerinin yapmış oldukları uygulamalar ve sonuçları hakkında görüş ve eleştirilerini bildirebilir, paylaşabilirler.
Kaldı ki bu görüş ve eleştiriler Anayasanın 25 ve 26. Maddelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesi gereğince düşünceyi ifade özgürlüğü kapsamındadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Liegens/Avusturya kararında gazetecinin Başbakana yönettiği “En adi fırsatçılık”, “ahlakdışılık”, “şerefsizlik” ifadeleriyle ilgili başvuruda; “bir siyasetçi, özel şahıstan farklı olarak her sözünü ve eylemini bilerek ve kaçınılmaz bir biçimde, gazetecinin ve halkın yakın denetimine açar, bu nedenle daha geniş bir hoşgörü göstermek zorundadır” ;
Feldek/Slovakya kararında ise; “ Özgür siyasi tartışmanın teşvik edilmesinin demokratik toplumun niteliği olduğunu belirleyip kendisini gerek basının, gerek kamuoyunun yakın denetimine açmış olan politikacıların kendilerine karşı yapılan eleştirilerde diğer bireylere nazaran daha fazla hoşgörü göstermesi gerekiyor” gerekçesiyle, Sözleşme hükümlerinin ihlal edildiğini tespit etmiştir.
Ülkemizde de çeşitli mahkemelerin bu yönde vermiş olduğu kararlar dikkate alındığında Sayın Arda AKTAR ile ilgili soruşturmanın bir an önce kaldırılması hususunu kamuoyuyla paylaşır, sürecin takipçisi olacağımızı bildiririz.
Hükümet kurma görev sırası 2. parti olan CHP’dedir.
Ülkemizin dört bir yanından gelen ölümler halklarımızı karşılıklı saflaştıracağı, ülkemizin yıllarca unutamayacağı acılara sürüklenmekte olduğu bu günlerde, topluma karşı sorumluluklarımızın da gereği olarak, hükümet kurma görevinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na verilmesi gerektiğinin altını önemle çizmek isteriz.
Önce “Bedeli ne olursa olsun” diye başlayan cümlelerle Suriye’ye yönelik savaş hazırlıklarını duyurdular. Basına yansıyan haberlerden de öğrendik ki meğerse çoktan hazırlıklarını tamamlamışlar; Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’daki cihatçı, gerici, barbar çeteleri silahlandırarak vekalet savaşı yürütmüşler.
Ardından, “400 vekil verin bu iş huzur içinde çözülsün”tehditleri eşliğinde seçim sürecinde olmadık kanlı oyunlar tezgâhlayarak tüm muhalifleri “terörist” ilan ettiler… Ama başaramadılar ve halktan ciddi bir tepki alarak tek başına iktidar olma şansını yitirdiler.
Ağzından “sandık demokrasisi” masallarını düşürmeyenler, sandığı ortadan kaldırıp halkın iradesini yok sayarak zorla, hilelerle, hukuksuzca hükmetmeyi sürdürdüler. İktidarı, dokunulmazlıklarını, yetkilerini bıraktıkları anda yargılanmaktan, dokunulmaktan, hesap vermekten korktular.
Acı, gözyaşı, kan ve savaş üzerine kurdukları erken seçim startını verdiler. Savaş naralarıyla, tehdit ve şantajla yetinmeyerek gencecik insanlarımızın bedenleri üzerinden, bekalarını sağlamak için savaş açtılar.
Kendi çocuklarını ifade vermeye bile göndermeyenler, yoksul halkın çocuklarını işaret ederek “Gençlerimizi fedaya hazırız” dediler. Ve utanmadan, sıkılmadan, arlanmadan “Ne mutlu şehit ailelerine” diyebildiler, seçim propagandasına dönüştürdükleri cenaze törenlerinde.
Halkın sandıkta gösterdiği iradeyi yok saymakla yetinmeyip daha da ileri gittiler ve “İster kabul edilsin ister edilmesin, Türkiye’nin yönetim sistemi değişmiştir” diye çıkardılar ağızlarındaki baklayı. Bu düpedüz Anayasa’yı ilga suçudur! Yasalar ve Anayasa gereği yemin eden, yasamayı, yürütmeyi, yargıyı ve medyayı tekelinde tutan bir Cumhurbaşkanı, açıkça “Ben yeminime değil, iktidarıma tutunurum” demiştir.
Halkın iradesini yok sayanlar, koalisyon görüşmelerini bir oyalama süreci olarak geçirdiler. Cumhurbaşkanı’nın kuruculuğunu, liderliğini ve ideologluğunu yaptığı birinci partinin hükümet kuramamasının ardından ikinci parti olan CHP’ye hükümet kurma yetkisi vermeyeceğini açıklamasıyla da hukuksuzluklarına devam edeceklerini bir kez daha gösterdiler.
Hesap vermek istemeyen bir tüccar ve hırslarının esiri olmuş bir despot edasıyla“Beştepe’nin yolunu bilmeyenlerle işim olmaz”diyenden hukuk ve adalet beklemek elbette doğru değil.Ancak, demokratik teamüller ve ülkemizin dört bir yanından gelen ölümler halklarımızı karşılıklı saflaştıracağı, ülkemizin yıllarca unutamayacağı acılara sürüklenmekte olduğu bu günlerde, topluma karşı sorumluluklarımızın da bir gereği olarak,hükümet kurma görevinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na verilmesi gerektiğinin altını önemle çizmek isteriz.
Bu vesilelerle, saray darbesine karşı demokrasi, barış ve adalet mücadelesini yılmadan, usanmadan sürdüreceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz!
2016-2017 yılı TİS görüşmelerinin 5. oturumu 17.08.2015, Pazartesi günü (bugün) yapıldı. Toplantı açılışında ÇSGB Bakanı Faruk Çelik, 14 Ağustos 2015, Cuma günü yapılan oturum sonrası kamu işveren adına yaptıkları tekliften hemen sonra toplantıyı terk etmelerine ilişkin kamuoyunda gelişen yoğun tepkiye ilişkin bir değerlendirme yaptı.
Çelik, 4. Oturumun gündeminin sadece kendi tekliflerini sunmaya ilişkin olduğunu, teklifin o gün müzakere edilmeyecek olması nedeniyle toplantıyı sonlandırdıklarını, yoksa kaçıp gitme gibi bir yaklaşımlarının olmayacağını, dolaysıyla KESK’in ve T.KAMU SEN’in eleştirilerinin doğru olmadığını ifade etti. Bakan konuşmasının devamında 2016 için %4+4, 2017 yılı için %3+3 tekliflerini yinelediklerini belirtti.
Genel Başkanımız; “teklifimizi sunar çeker gideriz” yaklaşımın doğru olmadığını ifade ederek, teklifi değerlendirme hakkımızın olduğuna, geçmişte de Hükümetler adına teklifler sunulduğuna, teklif üzerine tüm konfederasyonların görüş belirttiklerine, Cuma günü yaşanan durumun bir benzerinin daha önce hiç yaşanmadığına, söz hakkımızın gasp edildiğine, kamu emekçilerinin söz hakkının kısıldığına, bilinçli ve kasıtlı olarak salonunun terkedildiğine, dolaysıyla eleştirilerimizin doğru olduğuna, aynen tekrar ettiğimize dikkat çekti. Genel Başkanımız Hükümet teklifinin bu haliyle müzakere edilemeyeceğini, bu oranların kamu emekçilerine hakaret ve adeta sadaka niteliğinde olduğunu, emekçilerin bir kez daha yoksulluğa mahkûm edileceğini, başta 2014 yılı kayıplarımızın karşılanması olmak üzere temel taleplerimizden hiçbiri hakkında hükümetin bir teklif sunmadığını belirtmiştir. Genel Başkanımız, “eğer diğer Konfederasyonlar da bu oranların müzakere edilemeyeceğini düşünüyorlarsa ki öyle demişlerdi, o halde gelin kamu emekçilerinin çıkarları adına miting ise miting, grev ise grev ya da önerecekleri hangi eylem ise o eylemi ortak yapalım” demiştir.
Konuşmalardan sonra ortak eylem çağrımızdan rahatsız ve tedirgin olan ÇSGB Çelik, “Daha müzakere ediyoruz, süreç bitmedi, hemen eylem lafının edilmesine gerek yok” diyerek toplantıya ara vermiştir.
15 dakikalık aradan sonra başlayan toplantıda ÇSGB Bakanı Faruk Çelik, kamu işveren kurulu adına 2016 için %5+4 ve 2017 yılı için %3+3 olarak tekliflerini revize ettiklerini açıklamıştır.
MEMUR SEN Genel Başkanı, ortada ciddi bir teklif varmışçasına, “Hükümet kasayı açmıştır. Kasa açıldı masanın da önü açıldı. 2017 yılı için o rakamları müzakere etmeyeceğimizi belirtmek isterim. 2016 yılı için verilen 5+4 rakamı ise müzakere edilebilir, ancak biz bu rakamın da artırılmasını istiyoruz. “ demiştir.
T.KAMU SEN, teklifi bu haliyle de kabul etmediklerini, müzakere edilemeyeceğini belirtmiştir.
Eş Genel Başkanımız, yeni teklifin toplamda buçukluk bir artışa denk geldiğini, Hükümetin hala oyalama peşinde olduğunu, alay edercesine teklif sunduğunu, sermayeye bütçeyi peşkeş çekerken emekçilere buçuk bir artışı teklif etmenin gayri ciddi bir yaklaşım olduğunu ve kabul edilemeyeceğini ifade etmiştir. Eş Genel Başkanımız, “Kaldı ki, 5+5 olsa ne olur! O durumda bile enflasyon altında bir artış olacaktır. Mevcut yeni teklif yıllık bazda %7.5’luk bir atışı ifade etmektedir. Oysa savaş politikalarıyla birlikte şimdiden enflasyon çift rakamları geçmiş durumdadır. Yüksek vergi dilimleri nedeniyle yapılan artışlar zaten eriyip gidiyor. Büyümeden bahsediyorsunuz ama büyümeden emekçilere pay verilmiyor. Ek ödemeler bir kez daha emekliliğe yansımayacak. 2014 kayıplarımızı talep ettik, teklifinizde bu da yok. Gelir vergisi dilimlerine ilişkin maaşlarımızın asgari ücret miktarına denk gelen kısmı için vergi kesintisi yapılmaması, arta kalan kısmı için de en alt orandan vergi alınmasını talep ettik kabul etmiyorsunuz! 4/C’liler başta olmak üzere tüm sözleşmelilerin kadroya alınmasını talep ettik, bahsini bile açmadınız. İşyerlerinde darbe dönemlerini aratmayan mobbing, sürgünler ve her tür baskı var, bunların sonlandırılacağına dair sizden tek bir söz işitmedik. Dolaysıyla teklifinizi revize olarak bile görmek abartı olur, ortada yeni bir teklif değil oyalama var! Sadece yüzdelik artış değil temel taleplerimize ilişkin bütünlüklü bir teklifle gelmeniz gerekir” demiştir.
Eş Genel Başkanımız konuşmasının devamında MEMUR SEN ve T. KAMU SEN’e ortak eylem ve birlikte hareket etme çağrımızı yineleyerek; “Eğer MEMUR SEN hükümetin teklifini kabul etmiyor görünüp satış sözleşmesini Hakem Heyeti üzerinden yapmayı düşünüyorsa kimse bunu yutmaz! Hakem Heyetinin bileşimini ve oradan kamu emekçileri lehine bir kararın çıkmayacağını hepimiz biliyoruz. Eğer taleplerinizde samimi iseniz ve kamu emekçileri lehine bir kazanımla TİS’ten çıkmak istiyorsanız, buyurun üç konfederasyon birlikte TİS’in bir parçası olan en demokratik hakkımızı kullanalım, greve gidelim ya da Hükümeti kamu emekçilerinin hakkını vermeye zorlayacak eylem ve etkinlikler yapalım! Bunun dışındaki tüm yaklaşımları oyalamanın ve satış sözleşmesinin zeminini oluşturma olarak görürüz. MEMUR SEN’in Cuma günü Sayın Bakan’la birlikte salonu terk etmesini doğru bulmadığımızı da bir kez daha belirteyim. ‘Teklif müzakere edilemezdi o yüzden çıktık’ demek basit bir savunma mekanizması olup gerçeği ifade etmemektedir. Öyle olsaydı bizimle birlikte masada kalır teklife ilişkin ortak tepkimizi kamuoyu ile paylaşırdık, Sayın Bakan da o rahatlıkla masayı terk edemezdi” demiştir.
Yapılan konuşma ve değerlendirmelerden sonra 6. Oturumun zamanının daha sonra DPB tarafından bildirileceği ifade edilerek toplantı sonlandırıldı.
Konfederasyonumuz adına TİS görüşmelerine katılan heyetimiz toplantı bitiminde basın açıklaması yapmış, Hükümetin oyalamacı tutumuna dikkat çekerek diğer konfederasyonlara ortak eylem ve birlikte hareket etme çağrısını yinelemiştir.
İster mutabakat metni ile isterse Hakem Heyeti üzerinden olsun yeni bir satış sözleşmesi hazırlığının yapıldığı açıktır. Bir kez daha yüzdelik ve enflasyon bazlı bir artışla kamu emekçilerinin temel talepleri görmezden gelinmek istenmektedir.
2016-2017 ekonomik, sosyal ve özlük haklarını kapsayacak Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinin dördüncüsü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda bugün (14 Ağustos) gerçekleştirildi. İlk üç oturuma teklifsiz gelen Çalışma Bakanı Faruk Çelik TİS tekliflerini açıkladı.
Memur-Sen ile hükümet arasında göstermelik bir şekilde yürütülen TİS görüşmelerinde geçici savaş hükümeti adına Çalışma Bakanı Faruk Çelik 2016 yılı için yüzde 4+4, 2017 yılı için ise yüzde 3+3 zam ve enflasyon farkı teklifini yaparak mevzuata aykırı bir şekilde Konfederasyonumuz ve Kamu Sen’e söz hakkı vermeden TİS masasından yandaş sendika Memur Sen temsilcileriyle birlikte adeta kaçarcasına ayrıldı. Bu duruma tepki gösteren Konfederasyonumuz Eş Başkanı Lami Özgen bir açıklama yaparak bu keyfi, hukuksuz, antidemokratik TİS görüşmesi “Geçici Savaş Hükümeti’nin” bağıtlama yetkisi olmadığını bir kez daha kanıtladığını ifade etti.
Haklarımızı peşkeş çektiler!
Memur-Sen ile AKP arasında danışıklı dövüş yaşandığını belirten Eş Genel Başkanımız, iki gün önce (12 Ağustos 2015 tarihinde) Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın, Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Başbakan Davutoğlu ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık’ın görüştüğünü hatırlatarak, bu görüşmede kendi TİS masalarını kurmak suretiyle, kamu emekçilerinin haklarını peşkeş çekildiğini söyledi.
Eş Genel Başkanımız, “Biz emek sarf ediyoruz, hizmet üretiyoruz. Emeğimizin karşılığını onurlu bir ücret, onurlu bir yaşam olarak talep ediyoruz. Hiç kimsenin enflasyon oranı altında bize sunacağı yüzdelik zam sadakasına ihtiyacımız yok. Kamu emekçileri olarak ihtiyacımız yok. KESK olarak ihtiyacımız yok. Sayın bakan tekliflerini sunup bizim hakkımızı gasp edip kaçıp gitmiştir. 2014 yılındaki enflasyon kayıplarımız söz konusu dahi edilmemiştir. 12 ay çalışıp 11 ay maaş aldık. Bu kayıplarımız telafi edilmeden, daha düne kadar A,B,C planlarımız var diyen Memur Sen bu teklifler karşısında susmuştur, Cuma namazını bahane ederek bakan ile birlikte kaçmıştır.” sözleriyle “Tüm kamu emekçilerini ve emeklilerini haklarımıza sahip çıkmak için mücadeleyi yükseltmeye çağırıyorum” dedi.
Bakanlığımız taşra teşkilatında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine göre, 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Esaslar ile ek ve değişiklikler çerçevesinde istihdam edilmek üzere, Diğer Teknik Hizmet Personeli (238), Mühendis (9), Mimar (8), Şehir Plancısı (1), Tekniker (7), pozisyonlarında KPSS (B) grubu KPSS P3 (Tekniker için KPSS P93) puan sıralaması esas alınmak suretiyle toplam (263) adet sözleşmeli personel alımı yapılacaktır.
KPSS (B) GRUBU PUAN SIRALAMASI İLE ALINACAK 4/B SÖZLEŞMELİ PERSONEL KADROLARININ POZİSYON YER VE ADETLERİ
Diğer Teknik Hizmet Personeli:
Sanat Tarihi Bölümü mezunlarından (175): Adana (4), Adıyaman (2), Afyon (4), Aksaray (3), Ankara (2), Antalya (7), Aydın (3), Balıkesir (2), Batman (1), Bayburt (3), Bilecik (3), Bitlis (3), Bolu (2), Burdur (3), Bursa (3), Çanakkale (4), Çankırı (1), Çorum (1), Denizli (1), Düzce (1), Edirne (3), Elazığ (2), Erzincan (1), Erzurum(5), Eskişehir (2), Gaziantep(2), Giresun (2), Hatay (2), Isparta (3), İstanbul (33), İzmir (9), Kahramanmaraş (1), Kars (2), Kayseri (4), Kırklareli (1), Kocaeli (4), Konya (7), Kütahya (3), Malatya (1), Mardin (4), Mersin (3), Muğla (5), Nevşehir (4), Niğde (1), Sakarya (1), Samsun (1), Sinop (1), Sivas (1), Şanlıurfa (2), Tokat (2), Trabzon (2), Uşak (4), Van (1), Yozgat (2), Zonguldak (1).
Arkeoloji Bölümü mezunlarından (55): Adana (2), Adıyaman (1), Afyon (1), Antalya (2), Balıkesir (1), Bartın (1), Batman (1), Burdur (1), Bursa (1), Çanakkale (2), Çorum (1), Elazığ (1), Erzurum (1), Eskişehir (1), Gaziantep (2), Hatay (2), İstanbul (7), İzmir (4), Kars (2), Kayseri (1), Kırşehir (1), Konya (1), Kütahya (2), Mardin (3), Mersin (2), Muğla (3), Sinop (1), Sivas (1), Şanlıurfa (2), Tokat (1), Trabzon (1), Uşak (1), Van (1)
Hititoloji Bölümü mezunlarından (2): Çorum (1), İstanbul (1)
Antropoloji Bölümü mezunlarından (2): Burdur (1), Uşak (1)
Sümeroloji Bölümü mezunlarından (2): İstanbul (1), Şanlıurfa (1)
Etnoloji Bölümü mezunlarından (2): Konya (1), Nevşehir (1)
Mühendis (9):
Harita Mühendisi: Diyarbakır(1), Erzurum(1), İstanbul(1), Kocaeli (1), Konya (1), Van(1)
Makine Mühendisi: Ankara(1)
İnşaat Mühendisi: Gaziantep(1), Kütahya(1)
Mimar (8): Erzurum (2), İstanbul (3), Muğla (1), Sivas (1), Van (1)
Şehir Plancısı (1): Kütahya (1)
Tekniker (7):
İnşaat Teknikeri: Van (1)
Elektrik Teknikeri: İstanbul (1), Mardin (1)
Harita Teknikeri: İstanbul (1), Eskişehir (1), Kars (1)
Makine Teknikeri: İstanbul (1)
a)657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 48 inci maddesinde belirtilen şartları taşımak
b)2014 yılına ait Kamu Personeli Seçme Sınavına girmiş olmak.
2-ÖZEL ŞARTLAR:
A- Mimar, Mühendis, Şehir Plancısı:
a)Yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden lisans düzeyinde mezun olmak.
b)Arazi ve şantiye şartlarında çalışmaya engel hali bulunmamak.
B- Tekniker:
a)Yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden en az önlisans düzeyinde mesleki teknik eğitim mezunu olmak.
b)Arazi ve şantiye şartlarında çalışmaya engel hali bulunmamak.
C-Diğer Teknik Hizmet Personeli:
a)Yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden (Arkeoloji, Sanat Tarihi, Antropoloji, Hititoloji, Etnoloji, Sümeroloji) lisans düzeyinde mezun olmak.
b)Arazi ve şantiye şartlarında çalışmaya engel hali bulunmamak.
3-BAŞVURU ŞEKLİ VE SÜRESİ:
Çiğdem Mah. Muhsin Yazıcıoğlu Cad. No:50 100.Yıl-ANKARA adresinde bulunan Bakanlığımız Personel Dairesi Başkanlığından veya www.kulturturizm.gov.trinternet adresinden temin edilecek başvuru formunun eksiksiz doldurularak, istenilen belgeler ile birlikte 15/07/2015 tarihi mesai saati bitimine kadar adı geçen Başkanlığa elden teslim edilmesi gerekmektedir. Posta ile yapılan başvuruların, son başvuru (15/07/2015) tarihinin mesai bitimine kadar Personel Dairesi Başkanlığının yukarıda belirtilen adresine teslim edilmesi gerekmektedir. Postadaki gecikmeler dikkate alınmaz. Eksik belge ve bilgilerle yapılacak başvurular işleme konulmayacaktır. İlandan önce yapılan başvurular kabul edilmeyecektir.
4-BAŞVURU SIRASINDA İSTENİLECEK BELGELER:
a)Başvuru formu (Fotoğraflı),
b)Yükseköğrenim diploması/çıkış belgesi örneği,
c)Nüfus cüzdanının fotokopisi,
ç) 2014 yılına ait KPSS(B) sonuç belgesinin çıktısı.
5-DİĞER HUSUSLAR:
Sözleşmeli personel, kamu hizmetlerinin gördürülmesini temin maksadıyla, ihtiyaç duyulan hizmet birimleri ve pozisyonlarda istihdam edildiğinden, Devlet memurlarında olduğu gibi kurumlar içinde veya kurumlar arasında naklen atanmalarına dair mevzuat
bulunmamaktadır. Bu nedenle bu pozisyonlara yerleştirilen personel herhangi bir nedenle (eş durumu, sağlık, vb.) nakil talebinde bulunamazlar.
Mimar, Mühendis, Şehir Plancısı, Diğer Teknik Hizmet Personeli (Arkeoloji, Sanat Tarihi, Antropoloji, Hititoloji, Etnoloji, Sümeroloji) ve Tekniker unvanından başvuracaklarda aranan “Arazi ve şantiye şartlarında çalışmaya engel hali bulunmamak” şartı hususunda, ilgililerin yazılı beyanları dikkate alınacaktır.
Atamaları yapılmayan adayların başvuru evrakı, sonucun ilanından itibaren 15 gün içinde talep edilmesi halinde iade edilecek olup, belirtilen süre sonrası yapılacak talepler dikkate alınmayacaktır.
6-YERLEŞTİRME SONUÇLARININ DUYURULMASI:
Başvurular, pozisyonlar itibariyle KPSS(B) grubu KPSSP3 (Tekniker için KPSSP93) puanı esas alınarak pozisyon ve bölümler itibariyle ayrı ayrı sıralama yapılacağından, en yüksek puanı alan adaydan başlanarak pozisyon sayısı kadar sözleşmeli personel alınacaktır. Başvuru sonuçlarının tamamlanmasından sonra bir hafta içinde www.kulturturizm.gov.trinternet adresinden ilan edilecektir. Ancak puan sıralaması sonucunda puanı eşit adayın olması halinde doğum tarihi önce olandan başlamak suretiyle, doğum tarihinin de aynı olması halinde diploma tarihi önce olan adaydan başlamak suretiyle sıralama yapılacaktır. Bu ilan tebliğ mahiyetinde olacağından, ayrıca ilgililere tebligat yapılmayacaktır.
Ataması yapılacaklar, başvuru sırasında istenen belgeler dışındaki, Bakanlığımız resmi internet sitesinde belirtilecek diğer belgeleri, sonuçların yukarıdaki şekilde ilan edildiği tarihten itibaren en geç 15 gün içinde Personel Dairesi Başkanlığının belirtilen adresine elden teslim edeceklerdir.
Kamu Personeli Seçme Sınavındaki başarı sırasına göre atamaları yapılan adaylardan ikamet ettikleri yere atananlar atanma onaylarının kendilerine tebliği tarihini izleyen iş günü, ikamet ettikleri yer dışına atananlar ise atanma onaylarının kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde, görevlerine başlamak zorundadırlar. Belirtilen süre içinde görevine başlamayan veya atamaya esas evraklarını teslim etmeyenlerin yerine puan sırasına göre diğer adaylardan çağrılabilecektir. Gerçeğe aykırı belge verenler ya da beyanda bulunanlar hakkında yasal işlem yapılacak olup, atamaları yapılmış ise atamaları iptal edilecektir. Ayrıca, kendilerine ödemede bulunulmuş ise bu ödeme yasal faizi ile birlikte kendisinden tazmin edilecektir. Göreve başlamış olsalar dahi aranılan şartları taşımadıkları sonradan anlaşılanların görevlerine son verilecektir.
Memur-Sen’in imzaladığı sözleşmede çocuk ve aile yardımı da unutuldu Memur-Sen’in imzaladığı toplu sözleşmeyle 1.5 milyon memurun maaş kaybı 2015 yılından sonra her yıl büyüyecek. Çocuk ve aile yardımının artırılmaması ise ikinci şok
Hükumetle tek başına toplu sözleşme imzalayan Memur-Sen’in attığı imzadan 1.5 milyon memur için gelir kaybı çıkarken, memurun sadece 2014’te değil, önümüzdeki yıllarda da kayba uğrayacağı anlaşıldı. Toplu sözleşmeye göre, 1.5 milyon memurun kaybı, bundan sonraki memuriyet hayatları boyunca artarak sürecek. Hükumetin verdiği yüzde 3+3 oranındaki zammın bile gerisine düşen 1.5 milyon memurun bu durumu, 2015’de daha da belirginleşecek ve sonraki yıllarda da devam edecek.
Gelir kaybı büyüyecek
Örneğin, bir şube müdürünün 2015 yılındaki gelir kaybı, yıllık gelir hesabıyla, 366 liraya ulaşırken, kamuda çalışan doktorun 2015 yılı gelir kaybı 780 lira, polis memurunun 2015 yılı için yaşayacağı kayıp 594 lira olacak. Bir kaymakam 2015 yılında 1 yıllık çalışması karşısında 1.224 lira kayba uğrarken, kamuda çalışan bir mühendisin 2015 yılı kaybı ise 1.170 lirayı bulacak.
Söz konusu 1.5 milyon memur 2014 yılı sonuna doğru, alabileceği daha yüksek zamma rağmen daha düşük bir zam alacağı için 2015 ve sonraki yıllarda da oransal maaş artışları bu düşük tutarlara uygulanacak. Memurların gördüğü zarar, bir değişiklik yapılmaz ve bu toplu sözleşmede altına imza atılan kararlar uygulanırsa, hiçbir zaman telafi edilemeyecek.
Memur-Sen’e tepki
2014 yılı maaş artışlarını da içeren toplu sözleşme masasına hükümet, ilk teklif olarak yüzde 3+3 zam teklifiyle gelmiş, memur adına masaya oturan Memur-Sen, önce, “bu teklifin kabul edilemez olduğunu” açıklamış, ardından brüt 175 lira zam kararıyla masadan kalkmıştı. Bu durum sert eleştirilere neden olmuş, Memur-Sen, düşük maaş alan memurların maddi kaybı olmadığını açıklamış, ancak görece yüksek maaş alanlar (2300 lira ve üstü) için bu kaybın olduğunu kabul etmek zorunda kalmıştı.
Memur-Sen, hükümetin masaya ilk oturuşunda memura yüzde 3+3 teklif etmiş olduğu halde, yetkili sendika olarak neden talebini yüzde 4+4 ve üstü bir oransal artışa çıkarmadığı, 1.5 milyon için hükümet teklifinin bile gerisine düşüldüğü eleştirilerine ise tepki göstermişti.
Aile yardımı da artmadı
Toplu sözleşmeden memurlara çıkan ikinci bir ‘gol’ daha bulunuyor. Buna göre memurlar için imzalanan toplu sözleşmede çocuk ve aile yardımında artış yapılmadı. Maaş zammı yüzdelik artış olmadığı için, çocuk ve aile yardımı da 2013’le aynı tutarda kaldı.
2014 yılında sadece taban aylıklarına zam kararı alınması nedeniyle, aile yardımı ödeneği de maaş katsayısına bağlı olduğu için hem eş hem de çocuk için alınan bu ödenek 2014 yılında artmayacak. Eğer hükumetin yüzde 3+3 önerisi kabul edilseydi eş ve 2 çocuk için aile yardımı ödeneği 110 lira artacak, yüzde 4+4 zam alınması durumunda artış 145 lirayı geçecekti. Böylece memurların tamamı aile yardımı artışından da mahrum kaldılar. Gülümhan GÜLTEN / VATAN | 30 Ağustos 2013 Cuma
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Personel Dairesi Başkanlığı tarafından Şube Müdürlüğü,Kütüphane Müdürlüğü ve Memur kadroları için Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı açılmıştır.
Konuya ilişkin bilgi ve belge edinmek için sendikamız ile iletişime geçilmesi rica olunur.
Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) “Küresel İşçi Hakları Endeksi” isimli araştırmasıyla ülkeleri işçi haklarına gösterdikleri saygıya göre derecelendirdi. Rapora göre Körfez ülkeleri işçiler için en kötü yerler haline gelirken, Avrupa’da uygulanan kemer sıkma politikaları işçi haklarında düşüşe yol açtı. Türkiye’de yaşanan hak ihlalleri de raporda yerini aldı.
ITUC Küresel İşçi Hakları Endeksi, 141 ülkeyi, hukuksal ve pratik olarak işçi haklarının en çok korunduğu ülkeden en az korunduğu ülkeye doğru sıraladı.
ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow‘a göre: “Körfez ülkelerindeki insanlık dışı ‘kafala’ sistemi, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerini işçiler için en kötü yerler haline getiriyor. Avrupa’da özellikle son 1 yıldır uygulanan ve endişelendirici hale gelen kemersıkma politikaları işçi haklarında düşüşe yol açtı.”
30 yıldır dünya genelinde sendikal hakların durumu ile ilgili veriler toplayan ve raporlar hazırlayan ITUC son iki yıldır Küresel İşçi Hakları Endeksi yayımlıyor. Böylece hükümetlere ve şirketlere, yasalarının ve tedarik zincirlerinin son 12 ayda nasıl kötüleştiğini veya iyileştiğini görme şansı veriyor.
İşçiler için en kötü 10 ülke: Belarus, Çin, Kolombiya, Mısır, Guatemala, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Swaziland ve Birleşik Arap Emirlikleri.
İşçi haklarının en gelişmiş olduğu ülkeler ise: Uruguay, Finlandiya, Hollanda, Norveç ve Avusturya…
Kolombiya ve Guatemala’daki işçiler daha iyi çalışma koşulları için müzakere etmeye çalışırken katledildiler. Katar ve Suudi Arabistan’da ise göçmen işçiler modern kölelik koşullarında hukuksuzca çalıştırılıyor.
141 ülkenin 73’ünde işçiler daha iyi çalışma koşulları talep ettikleri için işten çıkarma, ceza, maaş kesintileri ile karşılaşırken, 84 ülkede işverenler yasa dışı stratejilerle sendikaları görmezden geliyor.
Rapordaki önemli noktalar:
141 ülkede işçilere yönelik tutuklamalar 35’ten 44’e yükseldi.
Ülkelerin yaklaşık %60’ında işçiler temel haklarından yararlanamıyor
11 ülkede sendikacılar öldürüldü. Bu cinayetlerin 22’si Kolombiya’da gerçekleşti.
Ülkelerin %70’inde işçilerin grev hakkı gasp ediliyor.
Ülkelerin üçte ikisi işçilerin toplu pazarlık haklarını tanımıyor.
Ülkelerin yarısından fazlasında işçiler hukuksal haklarından faydalanamıyor.
Kamboçya, Kosta Rika, Paraguay ve Ukrayna’da gibi ülkelerde barışçıl sendika gösterileri şiddet ile bastırıldı. Katar’da yaklaşık 100 işçi düşük ücretlere karşı greve gittikleri gerekçesiyle Kasım ayında tutuklandı. Filipinlerde ise Mart ayında bir sendikacı öldürülerek 2010’da bu yana bu ülkedeki 18. cinayet işlenmiş oldu.
2015 ITUC Küresel Haklar Endeksi ülkeleri 97 göstergeye göre sıraladı ve ülkeleri birden beşe kadar sıraladı.
1. Düzensiz hak ihlalleri: Finlandiya ve Uruguay dahil olmak üzere 16 ülke 2. Tekrar eden hak ihlalleri: Japonya ve İrlanda dahil olmak üzere 26 ülke 3. Düzenli hak ihlalleri: İsrail ve Avustralya dahil olmak üzere 36 ülke 4. Sistematik hak ihlalleri: ABD ve Polonya dahil olmak üzere 27 ülke 5. Hakların garantisi olmayanlar: Belarus, Çin, Nijerya ve Türkiye dahil olmak üzere 27 ülke 5+ Hukuksal aksamalar sebebiyle hakların garantisi olmayanlar: Suriye, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Filistin dahil olmak üzere 9 ülke
TÜRKİYE: İŞÇİ HAKLARININ GÜVENCE ALTINDA OLMADIĞI BİR ÜLKE
Türkiye’deki sendikal hak ihlalleri ve sendikaların barışçıl gösterilerine yönelik polis müdahalesi de raporda yerini aldı. Jandarma’nın Sütaş direnişine yönelik müdahalesi ve şirketin eylem alanına gübre dökmesi gibi örneklerin yanı sıra Bakanlar Kurulu kararıyla grevlerin yasaklanması ve 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlamak isteyen sendikalara yönelik polis şiddeti gibi konularda Küresel İşçi Hakları Endeksi’ne geçti.