TORBA YASA MECLİS’TEN GEÇTİ KENT-DOĞA DİZGİNSİZ TALANA AÇILDI

Torba yasa olarak bilinen “Yatırımların Proje  Bazında Desteklenmesi, İki İl Merkezinin Değiştirilmesi ve Bazı Kanun ve  KHK’larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı”nın maddelerinin görüşmeleri Meclis Genel Kurulu’nda tamamlandı. Tasarının 80 maddesi kabul edildi. Hakkari ve Şırnak’ın il statüsünden çıkarılması ve belediyelere kayyum atanması, 110 kurum ve kuruluşa ilişkin özelleştirme düzenlemeleri geri çekilirken kentleri ve doğayı sermayeye sınırsız peşkeş çeken Madde 75 kabul edildi

Torba yasa olarak bilinen “Yatırımların Proje  Bazında Desteklenmesi, İki İl Merkezinin Değiştirilmesi ve Bazı Kanun ve  KHK’larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı”nın maddelerinin görüşmeleri bu sabaha (19 Ağustos) karşı TBMM Genel Kurulu’nda tamamlandı. Tasarının 80 maddesi kabul edildi.

Hakkari, Şırnak il olarak kalıyor, belediyelere kayyumda geri adım

Görüşmeler sırasında kabul edilen önergelerle Hakkari ve Şırnak’ın il statüsünden çıkarılması ile belediyelere kayyum atanması olarak bilinen, “terör suçu” nedeniyle görevden uzaklaştırılan belediye başkanı, başkanvekili ve meclis üyelerinin yerine İçişleri Bakanı ve vali  tarafından görevlendirme yapılmasına ilişkin düzenlemeler tasarı metninden  çıkarıldı. Bu düzenlemeler, dört partinin ortak önergesi ile metinden çıkarıldı.

Özelleştirme yağması tasarıdan çıktı

Tasarıdan çıkarılan bir diğer kritik madde de 110 kurum ve kuruluşun özelleştirilmesine ilişkin 35. Madde oldu. Tasarıya göre TRT, Atatürk Orman Çiftliği, GAP Başkanlığı, Devlet Su İşleri, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlar, yani neredeyse Cumhuriyet tarihinin tüm birikimi kamu varlıkları satıp savılacaktı.

Kent-doğa dizginsiz talana açıldı

Tasarıda tepki gören bir diğer önemli madde ise kabul edildi. Kabul edilen 75. Madde ile Ekonomi Bakanlığı’nın proje bazında desteklediği yatırımlar için sermayeye neredeyse sınırsız teşvik ve muafiyet getiriliyor. Üstelik bu yatırımlar için diğer kanunlarla getirilen izin, tahsis, ruhsat, lisans ve tesciller ile diğer kısıtlayıcı hükümler Bakanlar Kurulu kararıyla kaldırılabilecek. Kentleri ve doğayı hiçbir engele takılmadan sermayeye peşkeş çeken düzenleme ile,

-Kurumlar vergisi, Gümrük Vergisi muafiyeti, gelir vergisi stopajı teşviki,

-Hazine arazilerinin 49 yıllığına bedelsiz tahsisi, yatırımın tamamlanması ve 5 yıllık istihdamın sağlanması halinde bedelsiz devri

-Proje çalışanlarının 10 yıla kadar sigorta primi işveren hissesinin ve 10 yıla kadar tüketilen enerjinin %50’sinin kamu bütçesinden  karşılanması

-Sabit yatırım tutarının finansmanında kullanılacak krediler için 10 yıla kadar faiz veya kâr payı desteği ya da hibe desteği sağlanması,

-Nitelikli personel için 5 yıla kadar asgari ücretin aylık brüt tutarının 20 katına kadar ücret desteği,

-Yatırım tutarının %49’una kadar edinilen payların 10 yıl içerisinde halka
arzı veya yatırımcıya satış şartıyla yatırıma ortak alınması

-Devletin alım garantisi vermesi mümkün olacak.

Bakanlar Kurulu’nun yetkisini Ekonomi Bakanlığı’na devreden düzenleme ile bakanlığa proje bazında yetki verilirken teşvikler arasında geçen kimi ifadeler ise muğlak. Örneğin “nitelikli personel” nasıl tanımlanacak ya da devletin vereceği alım garantisinin fiyatlandırmasının nasıl yapılacağı ya da hangi ilkelere göre belirleneceği belli değil.

Orman arazisine fabrika kur, nasılsa kanun çıkar

Orman Kanunu’na getirilen düzenleme ile müsadereye konu olmaları nedeniyle kamu hizmetine sunulamayacak olan ve orman niteliğini kazanan taşınmaz üzerinde bulunan fabrika ya da  ticarethaneler, 49 yıllığına kiraya verilebilecek. Düzenlemeyle orman arazileri üzerine kurulduğu için dava konusu olmuş, ruhsatları iptal edilmiş fabrika ve ticarethanelere işlerlik kazanmasının yolu açıldı. Orman arazisine fabrika kuracakları adeta cesaretlendirecek uygulama ile ormanların talan edilmesi daha da mümkün hale gelecek.

UMREK: TMMOB kanuna aykırı, karşı meslek odası

Kısa adı UMREK olan Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu kurulacak. Bağımsız bir komisyon olarak tarif edilmekle birlikte UMREK’in mali işleri dahil her türlü sekretarya hizmetleri Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecek. Madenlerle ilgili üretim, planlama, raporlama, rezerv çalışmaları gibi her tür işin yetkili veya yetkilendirilmiş tüzel kişiliklerce yapılması, bu kişilerde aranan niteliklerin UMREK’çe belirlenmesi, sicil tutma, aidat toplama, sertifika verme, yetkilerin iptali gibi işlemlerin UMREK tarafından yapılacak. 6235 sayılı TMMOB kanununa aykırı biçimde meslek odalarının yerine işlevlendirilen UMREK ile yer bilimleri alanında kurulu meslek odalarına (Maden, Jeoloji, Jeofizik Mühendisleri Odaları’na) karşı meslek odası yaratılıyor.

Torbada neler var?

Torba yasada kabul edilen diğer maddelerle getirilen düzenlemeler şöyle:

Defin ruhsatını, mevtanın muayenesinden  sonra belediye tabiplerinin yanı sıra toplum sağlığı merkezi tabipleri ve aile  hekimleri de verebilecek. Bu ruhsatın yerleşim yeri bazında hangi tabiplerce  verileceğini Türkiye Halk Sağlığı Kurumu belirleyecek.

DSİ Genel Müdürlüğü muhasebe hizmetleri, 5 yıl daha Maliye Bakanlığı  personelince yürütülecek.

Karayolları Genel Müdürlüğünce erişme kontrolü uygulanan  karayollarında yapılan, işletilen, işlettirilen, yap-işlet-devret modeli esas  alınarak yaptırılan ve işlettirilen binalar, hizmet tesisleri ve bakım işletme  tesisleri, karayolunun müştemilatı sayılacak. Bu bina ve tesisler, devlet  ormanlarındaysa  Karayolları Genel Müdürlüğüne bedelsiz devredilecek.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının açılış izniyle faaliyet  gösteren özel kreş ve gündüz bakımevlerinin, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okul  öncesi eğitim kurumlarında uygulandığı gibi 5 vergilendirme dönemi süresince elde  edilen kazançları kurumlar vergisinden istisna tutulacak.

Gayrimenkul sahiplerince yapılan ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu  sağlamaya yönelik harcamalar doğrudan gider olarak indirilebilecek.

Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında kredi teminatı sağlayan kurumların,  Gelir Vergisi Kanunu kapsamındaki kazanç ve iratları üzerinden vergi kesintisi  yapılmayacak.

Bakanlar Kuruluna, vergiye tabi işlemlere taraf veya aracı olanlara  vergi kesintisi yaptırmaya ve belirli şartlar altında farklı kesinti oranları  tespit etmeye ilişkin yetki verilecek.

Değerli Kağıtlar Kanunu’nda yer alan değerli kağıtlar tanımına elektronik imza kullanmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde  oluşturulan belgeler de dahil ediliyor.

Gaziantep’in Şahinbey ilçesi sınırları içerisinde, düzenlemenin  yürürlüğe girdiği tarihten önce Gecekondu Kanunu’na göre ilgili idarelerce  yapılan arsa veya konut tahsis işleminin gerçekleştirilememesi halinde, arsa veya  konut tahsisi için ödenen bedeller en geç 3 ay içerisinde faiziyle hak  sahiplerine veya mirasçılarına ödenecek. Hak sahipleri, bunun dışında ilgili  idareden herhangi bir hak, bedel ve tazminat talep edemeyecek.

Arsa veya konut tahsis işleminin gerçekleştirilememesi nedenleriyle  arsa veya konutların adlarına tescili, bedel veya tazminat ve benzeri taleplerle  açılan ve henüz kesinleşmeyen her türlü davalarda da bu hüküm uygulanacak.  Reddedilen davaların yargılama giderleri davalı idare tarafından ödenecek.

Merkez Bankasına, iki imza taşımak  koşuluyla reeskonta ve avansa kabul edilecek ticari senet ve vesikaların  türlerini, uygulamayla ilgili diğer konuları düzenleme yetkisi verilecek.  Verilecek kredilerin en yüksek sınırı ve kredi türlerine göre limitleri para  politikası ilkeleri göz önünde tutularak, Merkez Bankasınca belirlenecek.

Rektör, çalışmalarında kendisine yardım etmek üzere, üniversitenin  aylıklı profesörleri arasından en çok üç kişiyi kendi rektörlük görev süresiyle  sınırlı olmak kaydıyla rektör yardımcısı olarak seçecek.

Yapılan denetimler sonucunda faaliyet izninin kaldırılmasını gerektiren durumlar tespit edilen vakıf yüksek öğretim kurumları ile kurucu  vakıflarına kayyum atanan vakıf yükseköğretim kurumlarının faaliyet izni, YÖK’ün  teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararı ile kaldırılacak.

Bu durum, ilgili vakıf yükseköğretim kurumunun kuruluş kanununun  yürürlükten kaldırılmasının sağlanması için YÖK tarafından Milli Eğitim  Bakanlığına bildirilecek.

Bu şekilde faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumlarında  kayıtlı öğrenciler, YÖK tarafından garantör üniversiteye veya belirlenecek bir  devlet üniversitesine intikal ettirilecek.

Faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumlarının mal varlığı,  Türk Medeni Kanunu’nun resmi tasfiye hükümlerine göre tasfiye edilecek. Resmi  tasfiye süreci, Maliye Bakanlığı ve YÖK tarafından başlatılacak. Yetkili ve  görevli mahkemece Maliye Bakanlığı ve YÖK’ün birer temsilcisi tasfiye memuru  olarak atanacak. Tasfiye gideri, tasfiye olunan vakıf yükseköğretim kurumunun mal  varlığından karşılanacak. Tasfiye işlemleri her türlü vergi, resim ve harçtan  muaf olacak.

Tasfiye memurları, yaptıkları işlemler nedeniyle görevinin gereklerine  açıkça aykırı davrandıklarının ceza mahkemesi kararıyla tespit edilmesi dışında  mali ve idari yönden sorumlu tutulamayacak.

Düzenlemeye göre, tasfiye süresince vakıf yükseköğretim kurumu  aleyhine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilemeyecek. İhtiyati tedbir  ve ihtiyati haciz dahil her türlü icra takibatı duracak ve yeni icra takibi  yapılamayacak. Varsa vakıf yükseköğretim kurumu hesaplarına konulan ihtiyati  tedbir, ihtiyati haciz, hacizler ile blokeler kalkacak. Tasfiye süresi boyunca  zaman aşımı süresi işlemeyecek. Tasfiye sonucunda kalan mal varlığı kurucu vakfa  geçecek.

Öğrencilerin nakledildiği yükseköğretim kurumları, faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumunun borçlarından dolayı sorumlu  tutulamayacak.

Kurucu vakıflarına kayyum tayin edilen veya faaliyet izni kaldırılan  vakıf yükseköğretim kurumu mütevelli heyet başkanı ve üyeleri ile tüm  yöneticilerinin görevleri kendiliğinden sona erecek. Bu vakıf yükseköğretim  kurumunda çalışan akademik ve diğer personelin hizmet sözleşmeleri hakkında İş  Kanunu hükümleri uygulanacak.

Vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin geçici olarak durdurulması halinde, durdurulma süresince kurumun idaresi, eğitim ve öğretimi  sürdürmek veya tamamlamak üzere YÖK tarafından garantör üniversiteye veya  belirlenecek bir devlet yükseköğretim kurumuna verilecek. Bu vakıf yükseköğretim kurumunun kurucu vakfının üyeleri ve tüm yöneticilerinin görevleri, faaliyet  iznini geçici olarak durdurulması kararı ile sona erecek. Bu kurucu vakfa YÖK ile  Vakıflar Genel Müdürlüğünün talebi üzerine yetkili mahkemece kayyum atanacak.

Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması süresi boyunca vakıf yükseköğretim kurumu aleyhine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı  verilemeyecek, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz dahil her türlü icra takibi  duracak ve yeni icra takibi yapılamayacak. Varsa vakıf yükseköğretim kurumu  hesaplarına konulan ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, hacizler ile blokeler  kalkacak. Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması süresi boyunca zaman aşımı süresi işlemeyecek.

Düzenleme kapsamına giren vakıf yükseköğretim kurumlarında eğitim  öğretim ücretlerinin belirlenmesine, öğrencilerin nakline, eğitim öğretimin ve  diğer işlemlerin aksamadan yürütülmesine ilişkin her türlü tedbirleri almaya ve  düzenleme yapmaya YÖK yetkili olacak.

İstanbul’da Engelsiz Eğitim Vakfınca İstanbul Kent Üniversitesi adı  altında bir vakıf üniversitesi kurulacak.

Taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları, bunların koruma alanları ve sit  alanlarında, İmar Kanunu’nun ilgili maddesi kapsamına giren ruhsata tabi olmayan  tadilat ve tamiratları, kültür varlıkları yönünden bünyesinde koruma, uygulama ve  denetim büroları kurulan yerlerde yetkili idarelerden, bu büroların olmadığı  yerlerde Koruma Bölge Kurulu Müdürlüklerinden, tabiat varlıkları ve doğal sit  alanları yönünden ise Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin almadan ya da  izne aykırı yapanlar veya yaptıranlar, 6 aydan 3 yıla kadar hapis veya adli para  cezası ile cezalandırılacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, alan başkanlarını atayacak ve maaşlarını  ödeyecek.

Düzenlemenin yasalaştığı tarihte görev yapan alan başkanları, danışma  kurulu üyeleri, eş güdüm ve denetleme kurulu üyelerinin görevleri sona erecek. Bu  kişilerin yerine en geç 6 ay içinde bakanlıkça görevlendirme yapılacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığına yönetim planını hazırlama veya hazırlattırma konusunda yetki verilecek.

Bakanlıkça yapılan veya yaptırılan her türlü proje ve uygulamalarda,  bu düzenlemeyle koruma, uygulama ve denetim bürolarına verilen görev ve yetkiler  Koruma Bölge Kurulu Müdürlükleri tarafından kullanılacak.

Kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak, kesintiye  uğratacak şekilde bozulduğu ya da doğal afet yaşanan yerlerde, özel mülkiyette  bulunan korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının onarımı, restorasyonuna  yönelik proje ve uygulama işleri, maliklerinin ve diğer ilgililerin muvafakatı  aranmadan, bedelsiz olarak Kültür ve Turizm Bakanlığınca gerçekleştirilebilecek.  Bu kapsamda yürütülen proje ve uygulama işlerinden bir mali yıl içinde  tamamlanması mümkün olmayanlar için 4 yılı geçmemek üzere gelecek yıllara yaygın  yüklenmeye girişilebilecek.

Belediyelerin bizzat kendileri veya sermayesinin tamamı belediyeye ait  şirketler tarafından kurulacak elektronik denetleme sistemlerinden elde edilen  gelirlerin yüzde 30’unu belediyeler alabilecek. Bu sistemin belediyeler  tarafından üçüncü kişilere gelir paylaşımı şeklinde ihale edilmesi halinde,  sistemin yatırım maliyetine kadar bu gelirin yüzde 30’unu, yatırım maliyetinden  sonra ise yüzde 15’ini alabilecek.

Düzenlemeyle, Kamulaştırma Kanunu’nun satın almaya ilişkin hükümlerinde de değişiklik içeriyor.

Buna göre, malik veya yetkili temsilcisi ile kamulaştırılacak taşınmaz  için komisyonla arasında tutanak düzenlecek. Tutanakta, malikin kimlik  bilgilerine ve taşınmazların tapuda tesciline veya terkinine dair kabul beyanları  yer alacak.

İçişleri Bakanlığının güvenlik gerekçesiyle ihtiyaç duyduğu kamu kurum  ve kuruluşları, belediyeler ve İl Özel İdareleri dahil mahalli idareler ve diğer  kamu tüzel kişilerine ait taşınmazlar, kaynak veya irtifak hakları Bakanlar  Kurulu kararıyla Hazine adına tescil ve İçişleri Bakanlığına tahsis edilecek.

Taşınmazın bedeli, tescil işleminden itibaren 60 gün içinde valiliklerce tespit edilecek. Bedele ilişkin itirazlar Danıştaya yapılacak.  İtirazlar tescil işlemini durdurmayacak. Mahkemelerce ihtiyati tedbir ve  yürütmenin durdurulması kararları verilemeyecek. Bu taşınmazlara ilişkin ihtiyaç  duyulan imar planı değişiklikleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca resen  yapılacak veya yaptırılacak.

Katma Değer Vergisi Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle; yatırım teşvik  belgesi kapsamında bulunan yatırımlara ilişkin inşaat işleri nedeniyle yüklenilen  ve takvim yılı sonuna kadar indirim yoluyla telafi edilmeyen KDV’nin, gelecek yıl  talep edilmesi halinde iade edilmesini öngören “stratejik yatırım” olma şartı  kaldırılacak. 500 milyon lira tutarındaki asgari yatırım şartı 50 milyon liraya  indirilecek, Katma Değer Vergisi Kanunu’nda belirtilen tutarın iki katına kadar  artırılması konusunda da Bakanlar Kuruluna yetki verilecek.

Maden Kanunu’na eklenen maddeyle; Maden İşleri Genel Müdürlüğünün  sorumluluğu ve koordinasyonunda, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü bünyesinde  “Türkiye Yerbilimleri Veri ve Karot Bilgi Bankası” kurulacak.

Bilgi Bankası; maden arayacak, araştıracak, kamu ve özel sektör  tarafından üretilen yer bilimleri verileri, sondajlara ait karot, kırıntı, el  örneği ve benzer numuneler ile harita, kesit, stratigrafi ve benzeri dokümanları  arşivleyecek, yayımlayacak ve kullanıcıların hizmetine sunacak.

Tasarı, devlet üniversiteleri ile Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları arasında yürütülen iş birliği ve birlikte kullanım protokollerinin  uygulanmasında ortaya çıkan ihtiyaçlar ve sorunlar çerçevesinde düzenleme  yapıyor.

İlgili üniversite ve özel hastanenin yetkili makamları arasında iş birliği protokolü imzalanacak, Sağlık Bakanlığı ve YÖK’ün onayıyla uygulamaya  konulacak. İş birliği yapılan özel hastane, üniversite için sağlık uygulama ve  araştırma merkezi kabul edilecek. Burada fiilen görev yapacak olan üniversite  öğretim elemanları, ilgili dekan ve hastane yöneticisinin talebi üzerine rektör  tarafından görevlendirilecek. Görevlendirilen üniversite personeline kendi  mevzuatı uygulanacak.

Birlikte kullanıma geçilen sağlık tesislerinin döner sermaye hesapları, sadece birlikte kullanılan birimlerle sınırlı olmak, birlikte  kullanıma geçildikten sonraki tasarruflara etkili olmamak şartıyla  birleştirilecek. Birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinde görevli öğretim  elemanları dahil tüm personel, ihtiyaç duyulan tıbbi ve bilimsel danışmanlık,  nöbet, konsültasyon ve diğer sağlık hizmetlerini yerine getirecek. Nöbet tutan  öğretim üyelerine nöbet ücretleri ödenecek.

Tıp veya Diş Hekimliği Fakültesi bulunan ancak Sağlık Uygulama ve  Araştırma Merkezi bulunmayan veya bu merkezde yeterli kapasite ve eğitim  altyapısı bulunmayan vakıf üniversiteleri, tıp ve diş hekimliğinde lisans  eğitimi, tıp, diş hekimliği ve eczacılıkta uzmanlık eğitimi ile araştırma  faaliyetleri için yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunan özel hastaneler  ile bütçeleri ayrı olmak şartıyla iş birliği yapabilecek.

Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yurt dışında tabiplik  veya tıpta uzmanlık eğitimini tamamlayan tıp doktorları, 6 ay içinde Türkiye’ye  dönmek ve en az 3 yıl süreyle Türkiye’de fiilen çalışmak şartıyla mecburi  hizmetten muaf olacak.

Yurt dışında görev yapan doçent ve profesör unvanına sahip tıp doktoru  akademisyenler, Türkiye’de en az 3 yıl süreyle fiilen akademik kadroda çalışmak  kaydıyla mecburi hizmetten muaf tutulacak.

Aile hekimlerinin asgari 8 saat nöbet tutma mecburiyeti kaldırılacak.  Aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına, belirtilen yerlerde haftalık  çalışma süresi ve mesai saatleri dışında nöbet verilecek.

Sağlık Bakanlığınca Kamu Özel İşbirliği Modeli ile Tesis Yaptırılması,  Yenilenmesi ve Hizmet Alınması ile Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapan Kanun  çerçevesinde, idare, yüklenicinin sözleşme kapsamına giren faaliyetlerini bütün aşamalarda denetleyebileceği gibi denetletebilecek.

Tasarıyla Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık  Personeli Çalıştırılması ile Bazı KHK’larda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun  hükümlerine göre çalışan sözleşmeli personelden kadroya geçenler sebebiyle iptal edilmiş sayılan 10 bin 827 pozisyonun yeniden kullanımına ve bu suretle eleman  temininde güçlük çekilen yerlerde toplam 22 bine kadar personelin istihdamına  imkan getiriliyor.

SANAT ÖRGÜTLERİNDEN ÖZELLEŞTİRMELERE TEPKİ!

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonun özelleştirmeleri tekrar gündeme getiren 100 kurumun adının geçtiği liste tartışmalara neden oldu.

Özlelleştirilmesi önerilen kurumların mal varlıklarının Özelleştirme İdaresi tarafından satışa çıkarılabileceğinin açıklanmasına devlet sanat kurumlarındaki örgüt ve sendikalardan eleştiriler geldi.

Aralarında İstanbul Atatürk Kültür Merkezi, Türk Tarih Kurumu, Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi ile Türk Dil Kurumu’nun da bulunduğu bu listeyle ilgili olarak Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı Başkanı Mehmet Yılmaz, “Daha önce de buna benzer deneyimler yaşanmıştı ve o dönemde komisyonlara Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi’nin bu listelerinden çıkarılması gerektiği yönündeki yapılan öneriler, uyarılar dikkate alınıp torbadan çıkarılmıştı. Ancak şimdi bu toz dumanın olduğu ortamda özelleştirme önerilerinin bulunduğu listelerle yeniden gündeme geldi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunun son tasarısında bu kurumlar var. Komisyon üyeleriyle görüşmelerimiz sürüyor. Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi’nin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini söylüyoruz. Bu kurumların özel bütçeli, devletin halka sanatı götürme yolundaki en önemli kurumlar olduğunu vurguluyoruz. Komisyondan bu torbadan sanat kurumlarının çıkarılmasını bekliyoruz. Ayrıca genel bütçeli/özel bütçeli devlet kurumlarının mal varlıklarının özelleştireceklerini söyledi Maliye Bakanı. Bu çalışmanın sınırları nerelere kadar dayanıyor bilmiyoruz. Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi’nin mal varlıkları hali hazırda ki ihiyaçlarımızı karşılayamayacak kadar azdır, dolayısyla bu özelleştirmeye kurumlarımızın ne maksatla sokulduğu endişe vericidir.” dedi.

OLAGANÜSTÜ RANT

Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya ise devletin özel bütçeli kurumların mal varlıklarını özelleştirmeye çıkarmasını anayasa aykırı bulduklarını belirtti. “Hazine tam takır kuru bakır oldu da bizim haberimiz yok” diyen Demirkaya bu özelleştirmelerin asıl nedenlerinin kamuoyu ile paylaşılması gerektiğini vurguladı. Demirkaya sözlerini şöyle sürdürdü; “Ankara’da bulunan iki mekanın dışında çeşitli vakıf veya şahıslara ait yerlerde kirada olan sanat kurumlarının mal varlığı yok. Bu satış kararı OHAL ilanıyla olaganüstü ranta dönültürülmüştür. Bu işi normal şartlarda yapmış olsalardı Türkiye ağaya kalkmıştı… Bu kararlar geri dönüşü olmayan mağduriyetler yaratacaktır, mecliste bu işin onaylanmaması gerekir, bu yüzden buradan meclisteki partilere bu özelleştirmelere karşı çıkmaları noktasında çağrıda bulunuyoruz.”

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü (DOP) konuyla ilgili kendilerine iletilmiş bir bilginin olmadığını söyledi.
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) ise konuyla ilgili bir açıklama yapmayı gerekli bulmadıklarını, gerekirse ilerideki günlerde yapabileceklerini aktardı.

Sevda AYDIN

17.08.2016.Evrensel Gazetesi

MEMURLARIN YILLIK İZİN YASAĞI KALKTI

Bakanlar Kurulu toplantısından sonra açıklama yapan Numan Kurtulmuş son dakika açıklama yaparak izin yasağının kaldırıldığını açıkladı.

Kamu çalışanlarının izin yasağının ne zaman kalkacağına ilişkin soruyu yanıtlayan Kurtulmuş, “Kamu personelinin izin yasağı kaldırılmıştır. Senelik izinlerini kullanabileceklerdir.” dedi.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında memurların izinleri iptal edilmişti.

NE DARBE NE OHAL !

15 Temmuz darbe girişimi, halkın da desteğiyle geri püskürtülmüş, başarısız olmuştur. Mecliste olsun olmasın bütün siyasi partiler, sendikalar, odalar, sivil toplum kuruluşları fiilen demokrasiden yana tavrını koymuş, darbecilere karşı çıkmıştır.

Elbetteki darbe girişiminde bulunan herkes yargı karşısına çıkarılmalı ve yasaların öngördüğü biçimde cezalandırılmalıdır. Ancak, bu durumu fırsat bilen iktidar, muhalif gördüğü herkesi tasfiye etmek için adımlar atmakta, darbenin savuşturulmasını politik güce dönüştürmektedir.

Darbe bastırılmış, ama OHAL ile fiilen “darbe hukuku”nun hüküm sürdüğü bir döneme girilmiştir. Kanun Hükmünde Kararname ile yönetilen ülkede, hayatına demokrasiden yana yön vermiş nice insan işinden edilmekte, hakkında soruşturma açılmakta, meslekten men cezasına maruz kalmaktadır. Valiliklerin “gizli” yazıyla “muhbir” arayışına çıktıkları, basında yer almaktadır.

Başlayan “cadı avı”ndan, darbe ya da FETÖ ile hiçbir ilişkisi olmayan aydınlar, gazeteciler, sanatçılar, yazarlar, şairler, tiyatrocular da nasibini almaktadır. Bu hukuk dışı ve kuralsız savrulmanın son halkası, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda 6 kadrolu sanatçı ile bir memur açığa alınmış, 20 hizmet alımı sanatçının ilişiği kesilmiştir. Hukuksuzluk karşısında meslektaşlarımızla sonuna kadar dayanışma içinde olacağımızı belirtmek isteriz.

Darbeye karşı olduğumuz kadar sıkıyönetim koşullarına ve OHAL’e de karşıyız. OHAL bir an önce kaldırılmalı, örgütlenme ve inanç özgürlüğü başta olmak üzere, uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde, demokratik adımlar atılmalıdır. Yargının bağımsızlığını ve halk egemenliğini güvence altına alan laik anayasal düzen süratle kurulmalı; haksız yere tutuklanan, soruşturmaya maruz kalan ve işinden olan herkesin hakları iade edilmelidir.

Çözüm demokrasi, bağımsız yargı, insan hakları, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmadığı bir Türkiye’de birlikte yaşamaktır.

Oyuncular Sendikası
Kültür Sanat Sen
Türkiye Yazarlar Sendikası
Sinema Emekçileri Sendikası (Sine – Sen)
İstanbul Şehir Tiyatrosu Sanatçıları Derneği (İŞTİSAN) 
Devlet Tiyatroları Opera ve Bale Çalışanları Vakfı (TOBAV)
Opera Bale Vakfı (OBAV)
Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği (DETİS)
Opera Solistleri Derneği (OPSOD)
Sanatçılar Girişimi
Kültürlerarası İletişim Disiplinlerarası Sanat Derneği (KİDS)
Uluslararası PEN Türkiye Merkezi
Uluslararası Plastik Sanatçılar Derneği (UPSD)
Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB)
Sinema Yazarları Derneği (SİYAD)
Piramid Sanat
Leman
Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği (TOMEB)

2010 YILI KPSS İPTALİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMEMİZ!

Soruların sınavdan önce dışarıya sızdırıldığı iddiaları üzerine “Eğitim Bilimleri” kısmı iptal edilen 2010 yılındaki Kamu Personel Seçme Sınavı’nın (KPSS) “Genel Yetenek ve Genel Kültür” bölümü de iptal edildi.

Ankara 1 İdare Mahkemesi’nin 2010 yılı Kamu Personel Seçme Sınavını iptal edilmesiyle birlikte 2010 yılı KPSS sınavına bağlı olarak atanan ve 6 yıldır çeşitli Kamu Kurumlarında görev yapan kamu emekçilerinin tedirginliği hat safhaya çıkmış durumdadır.

Ankara 1.İdare Mahkemesi’nin kararı hukukçuların yapmış olduğu tespitler göz önünde bulundurulduğunda yok hükmündedir. Buna göre 2010 yılı KPSS sınavı sonuçlarına bağlı olarak ataması yapılan kamu emekçilerinin 657 sayılı Yasanın 98.maddesinin (b) bendinde yer alan “memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi” hükmü gerekçe gösterilerek görevlerine son verilebilecektir.

Özellikle 15 Temmuz darbe girişimiyle başlayan süreçte olduğu gibi özensiz tutumların 2010 KPSS sınavına yönelik “soruların çalındığı” iddialarında da sergilenmesi kurunun yanında yaşı da yakacak, on binlerce kamu emekçisinin mağduriyetine yol açacaktır. On binlerce insanı ilgilendiren bir meselede Mahkemenin konuyu ağırdan alması ve altı yıl gibi uzun bir süreden sonra karar vermesi “geciken adalet, adalet değildir” savını bir kez daha doğrulamaktadır.

Diğer taraftan AKP Hükümeti döneminde Mahkeme kararıyla iptal edilen sınav sayısına bir yenisi daha eklenmiş bulunmaktadır. Birçok kamu kurumunun açmış olduğu görevde yükselme sınavlarının gerek soru iptalleri gerekse mülakatın objektif kriterler ışığında yapılmadığı gerekçesiyle iptal edildiği bilinmektedir.

Sendikamızca da Kamu Kurumlarında kadrolaşma amacıyla sınav süreçlerine müdahale edildiği iddialarına rağmen gerekli özeni göstermeyen Hükümet ortaya çıkan mağduriyetlerin giderilmesinden sorumludur.

İçinde bulunduğumuz OHAL koşullarında temel hakların ortadan kaldırılması, iş yoğunluğu gibi birçok sorunla boğuşan kamu emekçileri şimdi 6 yıllık kazanılmış haklarının yok edilmesiyle karşı karşıya bulunmaktadır.

Hükümet, kurunun yanında yaşın da yanmasına neden olan uygulamalardan vazgeçmelidir. Ankara 1.İdare Mahkemesi’nin kararına bağlı olarak sınav sonuçlarının bütünlüklü olarak ortadan kaldırılması yerine haksız yere kamuya atananları ayıklayacak bir düzenlemeyi acilen yapmalı, hakkıyla sınavı kazanan kamu emekçilerinin mağduriyetini ortadan kaldırmalıdır.

MERKEZ YÖNETİM KURULU

15-16 HAZİRAN 1970 OLAYLARI!

15-16 Haziran 1970 tarihlerinde Türkiye’de İstanbul merkezli olarak başlayan ve yayılan, Türkiye tarihindeki en büyük işçi eylemlerinden biri.

YASAL DÜZENLEME GİRİŞİMİ

1970’te, çalışma yaşamını ve temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası’nda değişiklik yapan tasarı, Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin işbirliğiyle önce Millet Meclisi ardından Senato’dan geçirildi. Yapılan değişiklik, işçilerin sendika seçme özgürlüğünü önemli ölçüde kısıtlamakta, sendika değiştirmeyi güçleştirmekteydi. Yasa taslağı 11 Haziran 1970’te Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın onaylamasıyla yürürlüğe girdi.

Kanunlaşan tasarı esas olarak Türk-İş’ten DİSK’e işçi akışını önlemeyi amaçlamaktaydı. DİSK ve bağlı sendikalar yeni yasaya tepki gösterdiler. Türkiye İşçi Partisi ise söz konusu yasa değişikliklerini Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğini açıkladı ve iptal davası açtı.

OLAYLARIN GELİŞİMİ

DİSK’li sendikacıların ve yöneticilerin tepkileri, 15 Haziran 1970 sabahı, İstanbul’un belli başlı merkezlerine doğru yürüyüşe geçmeleriyle yeni bir evreye girdi. Son 1,5 yıldır bazı büyük fabrikalarda çeşitli işçi hareketleri ve direnişleri sürmekte olduğundan birçok fabrikada ve işçi semtinde gerginlik artmıştı. 15 Haziran 1970’te patlak veren olaylar da bir nevi dışavurum oldu. Kentin Anadolu yakasında başlayan yürüyüş Kartal ilçesinden yürüyüşe katılan işçilerle Ankara Asfaltı (E-5 karayolu) boyunca ilerlerken, kendilerine başka fabrikalardan da katılanlar oldu. Göztepe dolaylarında, Otosan Fabrikası işçileri ile DMO işçileri de onlara katıldı ve yürüyüş saat 17:00’ye kadar sürdü. Bir başka yürüyüş kolu daBeykoz ve Paşabahçe’den Üsküdar’a doğru oluştu.16 Haziran’da ise Gebze’den başlayan işçi yürüyüşü, Kartal’dan katılan işçilerle birleşerek Bağdat Caddesi üzerinden Kadıköy İskele Meydanı’na kadar ulaştı.

Avrupa Yakası’nda ise 15 Haziran 1970’te, Bakırköy-Topkapı-Sağmalcılar güzergahında yürüyüş yapıldı. 16 Haziran’da da, kentin Topkapı dışındaki kesimlerinden gelen kollar birleşip, Aksaray üzerinden önce Sultanahmet’e, oradan Cağaloğlu ve vilayetten (valilik) geçip Eminönü’ne geldiler. Valilik Haliç üzerinde yer alan o zamanki iki köprüyü de açtırarak, eylemcilerin Beyoğlu tarafına geçmesini engelledi. Levent ve Beyoğlu’nda da küçük yürüyüş kolları oluşmuştu.

Gösterilere pek çok fabrikadan 75.000 dolaylarında işçi katıldı. Gösterilen tepki esas olarak DİSK üyesi işçilerden geldiği halde, yürüyüşlere çok sayıda Türk-İş işçisi de toplu halde katıldı. Olayların birinci günü akşamı Bakanlar Kurulu 60 günlük bir sıkıyönetim ilan etti. DİSK ve bağlı sendikaların yöneticilerinin pek çoğu sıkıyönetim mahkemelerince tutuklandılar ve yargılandılar. Kadıköy’de meydana gelen olaylarda 2 işçi, 1 polis ve 1 esnaf yaşamını yitirdi. 16 Haziran’da Ankara, Adana, Bursa ve İzmir’de de küçük çaplı olaylar yaşandı.

Olayların ardından CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit, Genel Başkan İsmet İnönü ile birlikte partisi adına, TİP’den ayrı olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi, yasa değişikliği konusunda açılmış olan davaları daha sonra karar bağlayarak, söz konusu yasa değişikliklerini iptal etti.

DEVLET TİYATROLARI BÜROKRATLARI MECLİS GÜNDEMİNDE

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, Devlet Tiyatroları Genel Müdür Vekili Necat Birecik ve İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdür Vekili Zafer Kayaokay’ın UNESCO Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI) Hırvatistan Merkezi’nin Hırvat Tiyatro Festivali’ne (Croatian Showcase) tüm masrafları ITI Hırvatistan Merkezi tarafından karşılanmak üzere davet edildikleri, festivale katılmak üzere Hırvatistan’a gittikleri fakat dil bilmedikleri gerekçesiyle herhangi bir seminer ve oyun izlemedikleri, Türkiye Büyükelçiliği’ne başvurup turist rehberi talep ettikleri, bu rehber eşliğinde Zagreb gezisi gerçekleştirdikleri, bu duruma tüm Festival Yönetim Kurulu üyeleri ve uluslararası seçkin davetlilerin tanıklık ettikleri, 26/05/2016 tarihli bir mektupla ITI Hırvatistan Başkanı Željka Turčinović imzasıyla ülkemize bildirildiğine ilişkin yazılı soru önergesi verdi.

Altıok’un soru önergesi şu şekilde;

Devlet Tiyatroları Genel Müdür Vekili Necat Birecik ve İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdür Vekili Zafer Kayaokay’ın UNESCO Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI) Hırvatistan Merkezi’nin Hırvat Tiyatro Festivali’ne (Croatian Showcase) tüm masrafları ITI Hırvatistan Merkezi tarafından karşılanmak üzere davet edildikleri, festivale katılmak üzere Hırvatistan’a gittikleri fakat dil bilmedikleri gerekçesiyle herhangi bir seminer ve oyun izlemedikleri, Türkiye Büyükelçiliği’ne başvurup turist rehberi talep ettikleri, bu rehber eşliğinde Zagreb gezisi gerçekleştirdikleri, bu duruma tüm Festival Yönetim Kurulu üyeleri ve uluslararası seçkin davetlilerin tanıklık ettiği, 26/05/2016 tarihli üzücü bir mektupla ITI Hırvatistan Başkanı Željka Turčinović imzasıyla ülkemize bildirildiği sosyal medyada ve çeşitli basın yayın organlarından öğrenmiş bulunmaktayız. 

Bu kapsamda; 

Bahse konu mektup hangi kuruma ulaştırılmıştır?

Hangi tarihler arasında gitmişlerdir? 

Hırvatistan’da bulundukları süre zarfında resmi izinleri var mıdır? Bu izin hangi tarihte, kim tarafından verilmiştir? 

Türkiye Cumhuriyeti’nin, yabancı dil dahi bilmeyen üst düzey bürokratları tarafından Hırvatistan’da rezil edildiğini, devletin itibarının zedelendiğini, görev gerekçesiyle gittikleri Hırvatistan’dan turistik geziye katılarak görevi kötüye kullandıkları konu sunda her iki isim için idari ve hukuki işlemler başlatılmış mıdır?

Bu kişiler hala görevlerinin başında mıdır?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ve İstanbul Devlet Tiyatroları Müdürlüğü gibi kritik öneme sahip görevlerine, bu denli iş bilmez, dil bilmez, devlet geleneği ve devlet ciddiyeti bilmez şahısların görevlendirilmesinde hangi liyakat ilkeleri esas alınmıştır?

Türkiye’nin itibarını ayaklar altına alan bu şahıslar neye göre, hangi gerekçeyle bu denli kritik pozisyonlarda görevlendirilmiştir?