KAMUDA GÖREVİNE SON VERİLEN KAMU EMEKÇİLERİNİN, EMEKLİLİK ve GENEL SAĞLIK SİGORTASI DURUMU İLİŞKİN BİLGİLENDİRME

Bilindiği üzere 672, 675 sayılı KHK’lerle binlerce kamu emekçisi sorgusuz sualsiz bir şekilde görevinden ihraç edilmiş, aileleriyle birlikte yüz binlerce insan mağdur edilmiştir. Konfederasyonumuz KESK, KHK keyfiyetiyle işinden edilen kamu emekçilerinin hakları doğrultusunda çok yönlü olarak mücadeleyi sürdürmektedir. İhraç edilen üyelerimizin işe iadesi ve diğer hakları konularındaki hukuki süreç sendikalarımız tarafından yürütülmekle birlikte, konfederasyonumuz mağdur edilen tüm kamu emekçilerinin gerek hukuki süreçler, gerekse diğer hakları yönünden bilgilendirilmesini tüm kamu emekçilerinin sözcüsü ve mücadele örgütü olma bilinciyle sürdürmektedir.

Sürece dair pek çok sorunun yanı sıra KHK’lerle görevinden ihraç edilen kamu emekçilerinin, emeklilik ve genel sağlık sigortası haklarına ilişkin durumlarının nasıl işleyeceğine dair çokça soru gelmektedir. Bu konudaki kafa karışıklığını ortadan kaldırmak, üyelerimizin ve kamu emekçilerinin bu konulardaki hakları konusunda doğru bilgilendirilmesi, her hangi bir hak kaybının oluşmaması açısından önemlidir.

KHK’lerle İhraçta, Emeklilik Hakkı;

KHK’lerla ihraç edilen kamu emekçilerinin emeklilik hakkı ile ilgili ikili bir durum söz konusudur.

Sosyal Güvenlik primlerinin tamamı Emekli Sandığına yatan, çalışma sürelerinin tamamı sadece memuriyette geçenler için, emekli maaşı ve emekli ikramiyesi ödemesinde sorun bulunmamaktadır.

Dolayısıyla ihraç edildiği tarihte, emekli sandığından emeklilik hakkını kazanmış kamu emekçilerinin ikramiyeleri de, emekli maaş ödemeleri de yapılacaktır.

Ancak hizmet süresi içinde SSK ve BAĞKUR primleri olan kamu emekçileri içinse 26.01.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6270 sayılı Kanun geçerlidir. Bu durumda olan kamu emekçileri de işçilerin kıdem tazminatı alma hakkı esaslarına endekslenmiştir ve hizmetinde 1 gün bile SSK ve BAĞKUR primi olanlara aylığı bağlanır, ancak ikramiyesi ödenmez şeklindedir.

Bundan kaynaklı ihraç edilen kamu emekçilerinden hizmet prim ödemelerinin içinde SSK ve BAĞKUR primi olanlara emekli maaşı bağlanacak, ancak emekli ikramiyesi ödenmeyecektir.

KHK’lerle İhraçta Genel Sağlık Sigortasından Faydalanma Hakkı

Kişi görevine son verildiği tarihten itibaren genel sağlık sigortasına 100 gün hak sahibidir,

100 günün sonunda eşi çalışıyorsa ondan yararlanmak için, ilgilinin ikamet ettiği ilçedeki Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğüne başvuru yapacaktır,

Eşi çalışmıyorsa, 100 gün sonra bağlı bulunduğu kaymakamlığa gelir testi için, kendisi, eş ve varsa çocukları(okumuyorlarsa) ile ilgili başvuruları yapar. Kaymakamlığın belirlediği GSS ile ilgili çıkan rakamı ödeyerek GSS den faydalanır,

Çocuklar ise, lisede (20 yaşına kadar), üniversitede (25 yaşına kadar) devlet güvencesindedir. Okul durumu yok ise kaymakamlıklarda gelir testine girecek, orada belirlenen tutarı ödeyerek sağlık hizmeti alacaklardır.

ÖZGÜR BASIN SUSTURULAMAZ!

AKP iktidarı 15 Temmuz darbe girişimini emek ve demokrasi güçleri başta olmak üzere tüm demokratik muhalefeti susturmanın fırsatına dönüştürmeye devam ediyor. Saray/AKP bir taraftan tek adama dayalı dikta rejmini hayata geçirmek için  “Allahın Lütfu” olarak gördüğü OHAL KHK’leri ile emekçileri açığa almaya, işine son veremeye devam ediyor diğer taraftan bu hukuksuzluğa karşı mücadele edenlerin sesi gazete ve televizyonları hedef alıyor.

Bu kapsamda en son dün gece Başbakanlığın talimatı ile aralarında İMC, Hayatın Sesi TV, TV 10,Van TV, Jiyan TV ve Zarok TV’nin de bulunduğu 12 televizyon kanalı ve radyonun yayınına TÜRK SAT tarafından son verilmiştir.

‘Cemaatle mücadele ‘kisvesi altında başlanan saldırıların sendikal eylemleri gerekçe gösterilerek KESK’e bağlı sendikaların binlerce üyesinin açığa alınmasına, yüzlercesinin ihraç edilmesine, yüzlerce gazetecinin gözaltına alınıp onlarcasının tutuklanmasına nihayetinde muhalif basın yayın organlarına, TV’lere uzanması emeği, demokrasiyi ve barışı savunan her kesimin hedef haline getirildiği bir AKP darbesi ile karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Öte yandan ekran kapatmada ve ceza vermede rekor kıran RTÜK’ün bile devre dışı bırakılarak TV ve radyo yayınlarına son verilir hale gelinmesi siyasi iktidarın artık hukuku işletiyormuş gibi yapma ihtiyacı bile duymadığını göstermektedir.

Emekten, demokrasiden, eşitlikten ve kardeşlikten yana muhalif basın yayın organlarına uygulanan bu baskı sadece basın yayın organlarına değil, demokrasiye, ifade özgürlüğüne, halkın da haber alma hakkına vurulan bir darbedir.‘Milyonerlerin değil, milyonların sesi’ olan televizyon kanallarının bir avuç milyonerin çıkarını temel alan sermaye iktidarları tarafından susturulması kabul edilemez.

KESK olarak Anayasanın ve uluslararası sözleşmelerin açıkça ihlali olan muhalif basını, düşünce ve ifade özgürlüğünü hedef alan bu saldırıyı kınarken karşısında en ufak bir sese dahi tahammülleri kalmamış olanlara soruyoruz;

Demokrasiyi, barışı, emeği savunanların sesini nereye kadar susturabileceğinizi sanıyorsunuz?

Bizler demokrasiyi, barışı, emeği savunanlar OHAL’i arkanıza alarak hayata geçirdiğiniz saldırılara rağmen asla susmayacağız.

Üzerimizde yaratılan baskı ve kuşatma ne kadar artsa da,

Yaşadığımız hukuksuzluk karşısında çok kanallı yandaş medyadan suskunluk aksa da, 

“GERÇEK YÜRÜYOR.  VE HİÇ BİR ŞEY ONU DURDURAMAYACAK!”

Gerçekler var oldukça onu haberleştiren, yayınlayanlar da olacaktır.

Yürütme Kurulu

SAVAŞSIZ BİR DÜNYA DİLEĞİYLE

1 EYLÜL 2016 DÜNYA BARIŞ GÜNÜ AFİŞİMİZ Savaşsız bir dünya dileğiyle… #1eyluldunyabarisgunu  

1 Eylül Dünya barış günü kutlu olsun. Almanya 1 Eylül 1939 yılında Polonya’yı işgal etti. Bu aynı zamanda arkasında 52 milyon ölü, milyonlarca yaralı ve moloz yığınına dönen şehirler bırakacak İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı tarih oldu. Savaş sona erdikten sonra ise yıkımın izlerinin silinmesi için 1 Eylül ‘Dünya Barış Günü’ ilan edildi.

7 SORUDA ZORUNLU BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ!

Erkan Aydoğanoğlu AKP Hükümeti tarafından dayatılan zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi ile ilgili soruları cevaplandırdı.

1- ZORUNLU BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ (BES) NE ANLAMA GELİYOR?

Asıl adı “Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi” olan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) Türkiye’de 2001 yılından bu yana uygulanıyor. Sistemin asıl amacı katılımcıların tasarruflarının bir fon hesabı üzerinden piyasada değerlendirilerek işletmek. Sisteme giren katılımcılar 56 yaşına kadar her ay düzenli prim ödemek zorundalar. Bireysel Emeklilik Sisteminde yer alan en avantajlı katılımcı grubu 46 ve üzeri yaş grubu olduğu halde yaş sınırının 45 ve altı yaş grubunu kapsaması hükümetin daha fazla kaynak yaratmak için prim ödeme süresini özellikle uzun tutmak istediğini gösteriyor.

2- HÜKÜMET ZORUNLU BES İLE NEYİ AMAÇLIYOR?

Basında “ikinci emeklilik” olarak pazarlanan zorunlu BES ile Hükümetin asıl amacı, işçilerden yapılan kesintilerle oluşturulacak fon hesabındaki paraları ekonominin ve patronların kaynak ihtiyacı için kullanmak. Fon kaynakları hükümet tarafından özellikle “çılgın projeler” ve patronlara kaynak aktarmak için kullanılacak. Tıpkı İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken paraların işsizlerden çok başka alanlarda kullanılması gibi, emeklilik fonlarında biriken paraların da hükümet yatırımları, borçların ödenmesi ve patronlara yönelik teşvikler için kullanılmasının önünde herhangi bir engel yok. 

3- ZORUNLU BES NE ZAMAN BAŞLIYOR VE KİMLERİ KAPSIYOR?

Zorunlu BES resmi olarak 1 Ocak 2017’de başlayacak. Hükümet, “zorunlu” ifadesinin olumsuz etkisini azaltmak için “otomatik katılım” ifadesini kullanıyor. 1 Ocak 2017’den itibaren 45 yaş altında bulunan tüm ücretliler (işçiler ve memurlar)bu düzenlemenin kapsamı içinde. Yaklaşık 13 milyon kişiyi ilgilendiren bu düzenleme ile işçilerin sırtından 100 milyar TL’lik hazır kaynak yaratılması hedefleniyor. 

4- PRİM KESİNTİLERİ NE KADAR OLACAK?

2017 yılında asgari ücret alan bir işçinin prime esas kazancının (ücret, ikramiyeler, sosyal ödemeler vbdahil) yüzde 3’ü zorunlu BES primi olarak, patronlar tarafından kesilecek ve işçilerin iradesi dışında patronların belirlediği fon hesabına yatırılacak. Bugünkü ücretlere göre yapılacak kesintiler 50 TL ile 320 TL arasında değişiyor. 2017’de bu miktarlar ücret artış oranına göre daha da artacak. İşçilerin ikramiyeleri varsa, ikramiye aldıkları ay yapılacak kesinti daha fazla olacak. 
Asgari ücretle çalışan işçilerin ücretinden bugünkü hesaplamayla aylık 50 TL, yıllık 600 TL kesinti yapılacak. İşçinin aylık prime esas kazancı 2.000 TL ise aylık 60 TL, yıllık 720 TL kesilecek. Aylık prime esas kazanç 3.000 TL ise, aylık 90 TL, yıllık 1.080 TL kesilip, Bireysel Emeklilik Fonuna aktarılacak. 


5- BİREYSEL EMEKLİLİK İLE “İKİNCİ EMEKLİLİK ŞANSI” İDDİASI NE KADAR DOĞRU?

Ekim 2008’de çıkarılan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) kanunu ile bir taraftan emeklilik yaşı 65’e çıkarılırken, işçi ve memur emeklilerine ödenen emekli maaşı bağlama oranları kademeli olarak düşürüldü. Bu değişikliğe göre örneğin 2008 öncesinde emekli olan bir işçi son brüt maaşının yüzde 65’ini emekli maaşı olarak alabiliyorken, yapılan düzenleme ile bu orankademeli olarak yüzde 50’ye düşürüldü. Başka bir ifade ile 2008 sonrasında işe başlayan işçilerin emekli olduklarında maaşları yüzde 23 daha düşük olacak. İşçilerin emekli maaşlarındaki yüzde 23’lük azalmayı karşılamadığı için “ikinci emeklilik” ya da “ek gelir” iddiaları gerçeği yansıtmıyor. 

6- ZORUNLU BES İLE İŞÇİLERE “EK GELİR” SAĞLANACAĞI İDDİASI NE KADAR GERÇEKÇİ?

Yapılan bilimsel araştırmalara göre Türkiye’de bir işçi çalışma yaşamı boyunca en az 6 farklı işte çalışıyor, belirli bir süre işsiz kalıyor ve her seferinde düşük ücretle çalışmak zorunda bırakılıyor. Türkiye ekonomisindeki istikrarsızlıklar, yüksek enflasyon ve TL’nin sürekli değer kaybetmesi dikkate alındığında, yüzde 25 devlet katkısına rağmen, zorunlu BES’ten işçi ve emekçilerin kazançlı çıkması bir yana, çalışırken yapılan yüzde 3’lük prim kesintilerinin tam olarak geri alınması da mümkün görünmüyor.  Tıpkı geçmişte uygulanan “zorunlu tasarruf fonu” uygulamasında olduğu gibi, zorunlu BES konusunda da benzer bir sonucun ortaya çıkması mümkün. 

7- İŞÇİLERİN SİSTEME GİRMEK İSTEMEME HAKKI VAR MI? SİSTEMDEN NASIL ÇIKILABİLİR?

Uygulama 1 Ocak 2017’de başladığında, 45 yaş altındaki her işçi otomatik olarak sisteme dahiledilecek. İşçilerin bu süreçte “ben istemiyorum” deme hakkı yok. Ancak uygulama başladıktan sonraki 2 ay içinde (2 ay sonra değil) sonra işçiler cayma hakkını kullanarak sistemden ayrılabilir. Bu hakkı kullandığında kendi istedi dışında yapılan tüm kesintiler işçilere herhangi bir kesinti yapılmadan iade edilmek zorunda. 

31 AĞUSTOS 2016

TİYATRODA ‘YERLİ ve MİLLİ TARTIŞMALARI’ SÜRÜYOR

Devlet Tiyatrolarının önümüzdeki sezonu sadece ‘yerli ve milli’ oyunlarla açacağını duyurmasının ardından başlayan tartışmalar devam ediyor.

Devlet Tiyatrolarının önümüzdeki sezonu sadece “yerli ve milli” oyunlarla açacağını duyurmasının ardından başlayan tartışmalar devam ediyor. Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya DİHA’ya yaptığı açıklamada yapılanları, “sanata müdahale” olarak nitelendirdi.

Türk yazarların oyunlarının oynatılmasına itirazları olmadığını dile getiren Demirkaya, “Birçok oyun yazarımız ve gençlerimiz var. Tabii ki de destek verilmesi gerekiyor. Bunda bir sıkıntı yok. Ama evrensel normlarla tiyatro yazmış, dünyaca ünlü tiyatroya damga vurmuş kalemlerin Türk tiyatrosuna giremeyeceğini söylemek zır cahilliktir” dedi.

Sanat ve tiyatronun evrensel olduğuna ve yaşanılan yasaklamaların ise kabul edilemez olduğuna işaret eden Demirkaya, bu normların bir genel müdürün, kurulun, iktidarın sınırlandırması dahilinde olmadığına dikkat çekti. Demirkaya, “Dolayısıyla sanat kurumlarını gündemden düşürmedikleri bir nokta var. O da sanata müdahale etmek. Bu müdahalelerden vazgeçin” diye konuştu.

DT’NİN YABANCI ESER SERGİLEMEME LÜKSÜ YOK

Konuyla ilgili görüştüğümüz Devlet Tiyatroları İletişim Koordinatörü Murat Demirbaş, Kültür Servisine bir açıklama yaparak sezonun yerli oyunlarla açılacağı bilgisini doğruladı, ancak devamında yabancı oyunların da sahneleneceğini belirtti. Demirbaş, “Devlet Tiyatrolarının yabancı eserleri sahnelememesi gibi bir lüksünün olmadığını” vurguladı.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Nejat Birecik tarafından açıklanan kurumun yeni sezonu sadece “yerli ve milli” oyunlarla açılacağının duyurulmasına ilk önce tiyatroculardan itirazlar geldi. Şehir Tiyatrolarında yapılan yönetim değişikliği kararlarını protesto ederek kurumdaki Genel Sanat Yönetmenliğinden istifa eden Ayşenil Şamlıoğlu, tepkisini kişisel Twitter hesabından “Devlet Tiyatrosunun kuruluş yasasını hiçe sayan bir uygulama, o yıllardaki ufkun ne kadar gerisine düştüğümüzü gösteriyor, yazıktır…” diyerek gösterdi.

‘SHAKESPEARE İLE HALDUN TANER KARDEŞTİR’

Devlet Tiyatrolarında 18 yıl süreyle; oyuncu, yönetmen, sanat yönetmeni, genel müdür danışmanı ve kurucu üyesi olduğu Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği DETİS’de çeşitli dönemlerde Genel Sekreter, Genel Başkan görevlerini üstlenen Ahmet Mümtaz Taylan ise konuyla ilgili düşüncelerini Twitter hesabından yaptığı “Devlet Tiyatrolarında bu yıl yabancı oyunlar oynanmayacak. Shakespeare, Çehov oynayarak bu noktaya geldik, bakalım oynamayarak nereye gideceğiz?” paylaşımında dile getirdi.

Devlet Tiyatrolarında çalışan Eren Aysan da tepkisini Twitter hesabından “Tiyatronun merkezinde insan vardır. Bu yüzden Shakespeare ile Haldun Taner, Çehov ile Melih Cevdet, Ibsen ile Güngör Dilmen kardeştir.Nokta!” diyerek belirtti.

YENİ AKİT: MESELE YERLİ OLUNCA ÇILGINA DÖNDÜLER

Tiyatro sanatçılarının gösterdiği bu tepki sanatçılar ve sanatseverler tarafından destek görürken, Yeni Akit sanatçıların bu tepkisine “Mesele yerli olunca çılgına döndüler!” haberiyle karşılık verdi. Yeni Akit’e göre “Devlet tiyatroları tarihi bir adım attı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası sessiz kalamayan tiyatrolar yerli ve milli bir tavırla yeni sezonu Türk oyunları ile açma kararı aldı. Devlet tiyatrolarında yuvalanmış millet düşmanı bir grup gezi zekâlı ise algı operasyonuna yeltendi.”

Haberin devamında şu ifadelere yer verildi; “Devlet tiyatrolarının bu milli refleksi yaşadığı toprağa yabancı sözde Aydın ve sanatçı geçinen güruhu rahatsız etti.

Eskisi gibi tiyatrolarda rahatça at koşturamayan ve birçoğu devlet tiyatrolarından atılan hainler, alçakça algı operasyonu yapmaya kalktı. Hala devlet tiyatroları içinde bulunan gayri milli unsurlar konuyu çarpıtarak medyaya servis etti.”

DT’nin kararının haberlerini yapan gazete ve sitelerin “Devlet Tiyatrolarına karşı yapılan algı operasyonuna hizmet ettiğini” iddia eden Yeni Akit haberinde, Sanatçı Ahmet Mümtaz Taylan’ı da hedef gösterdi. Taylan için gazete şu ifadeleri kullandı; “Ahmet Mümtaz Taylan gibi bu ülkede azınlık zihniyeti temsil eden isimler, Shakespeare ve Çehov gibi yazarların oyunlarının artık oynanmayacağı yalanını savurdu.”

Ahmet Mümtaz Taylan haberin içeriğini “Mesele yerlide değil, okumadaki kötü niyette. Niyet uçar, mâna kalır, bu da geçer…” diyerek değerlendirdi.

30 Ağustos 2016 Çarşamba Evrensel gazetesi  (KÜLTÜR SERVİSİ)

MEMURLARIN MAAŞLARINDAN 600 LİRA KESİNTİ RESMİLEŞTİ

Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlandı. 45 yaş altı ücret karşılığı çalışanlara, otomatik olarak bireysel emeklilik yapılacak. Düzenleme, 1 Ocak 2017’de yürürlüğe girecek.

Kanuna göre, Türk vatandaşı olup 45 yaşını doldurmamış olanlardan  ücret karşılığı çalışanlar, işverenin, kanun hükümlerine göre düzenlediği bir  emeklilik sözleşmesiyle emeklilik planına dahil edilecek. İşveren, çalışanını  otomatik katılım için emeklilik planı düzenleme konusunda Hazine Müsteşarlığınca  uygun görülen bir şirketin sunacağı emeklilik planına dahil edebilecek. Bakanlar  Kurulu, bu madde uyarınca emeklilik planına dahil edilecek işyerleri ile  çalışanları ve bu kapsamdaki uygulama esaslarını belirlemeye yetkili olacak.

Çalışanın katkı payı, prime esas kazancının yüzde 3’üne karşılık gelen  tutar olacak. Bu oranı iki katına kadar artırmaya, yüzde 1’e kadar azaltmaya veya  katkı payına maktu limit getirmeye Bakanlar Kurulu yetkili olacak.

Bu tutar en geç, çalışanın ücretinin ödeme gününü takip eden iş günü,  işveren tarafından şirkete aktarılacak. İşveren, katkı payını zamanında şirkete  aktarmaz veya geç aktarırsa, çalışanın birikiminde oluşan parasal kayıptan  sorumlu olacak.

Çalışan, otomatik katılıma ilişkin emeklilik sözleşmesinde belirlenen  tutardan daha yüksek bir tutarda kesinti yapılmasını işverenden talep edebilecek.

ÇALIŞAN 2 AY İÇİNDE SÖZLEŞMEDEN CAYABİLECEK

Çalışan, emeklilik planına dahil olduğunun kendisine bildirildiği  tarihi müteakip 2 ay içinde sözleşmeden cayabilecek. Cayma halinde, ödenen katkı  payları, varsa hesabında bulunan yatırım gelirleri ile 10 iş günü içinde çalışana  iade edilecek.

Şirket, cayma süresince ödenen katkı paylarının değer kaybetmemesini  sağlayacak şekilde fon yönetiminden sorumlu olacak.

Cayma hakkını kullanmayan çalışan, belirlenecek hallerde katkı payı  ödemesine ara verilmesini talep edebilecek.

Bu madde kapsamında bir emeklilik sözleşmesi bulunan çalışanın iş  yerinin değişmesi halinde, yeni iş yerinde bu madde kapsamında bir emeklilik  planı varsa, çalışanın birikimi ve sistemde kazandığı emekliliğe esas süresi yeni  iş yerindeki emeklilik sözleşmesine aktarılacak. Yeni iş yerinde emeklilik  planının bulunmaması halinde çalışan, talep ederse önceki iş yerinde düzenlenmiş  sözleşme kapsamında katkı payı ödemeye devam edebilecek; talep etmezse emeklilik  sözleşmesi sonlandırılacak.

1.000 LİRA DEVLET KATKISI

Çalışan adına Bireysel emeklilik hesabına ödenen katkı payları  üzerinden devlet katkısı sağlanacak. Çalışanın cayma hakkını kullanmaması  halinde, sisteme girişte bir defaya mahsus olmak üzere, bin lira ilave devlet  katkısı sağlanacak. Bakanlar Kurulu, bu tutarı yarısına kadar artırmaya veya  yarısına kadar azaltmaya yetkili olacak.

Emeklilik hakkının kullanılması halinde, hesabında bulunan birikimi en  az 10 yıllık, yıllık gelir sigortası sözleşmesi kapsamında almayı tercih eden  çalışana, birikiminin yüzde 5’i karşılığı ek devlet katkısı ödemesi yapılacak.

Çalışan katkı payının takip ve tahsil sorumluluğu şirkete ait olacak.  Şirketlerce, fon işletim gideri kesintisi dışında başka bir kesinti  yapılamayacak. İşverenin yükümlülüklerine ve yürürlüğe konulan düzenlemelere  uymaması halinde, her bir ihlal için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 100  lira idari para cezası uygulanacak.

Düzenleme, 1 Ocak 2017’de yürürlüğe girecek.

EMEKÇİLER AÇLIK SINIRININ ALTINDA YAŞIYOR

Her ay açıklanan “açlık ve yoksulluk sınırı” araştırmasının Ağustos 2016 ayı sonucuna göre, 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) bin 361 lira 60 kuruş oldu.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş) her ay açıklanan “açlık ve yoksulluk sınırı” araştırmasının 2016 Ağustos ayı sonucuna göre, 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) bin 361 lira 60 kuruş oldu.

Ayrıca “yoksulluk sınırı” olarak ifade edilen, gıda harcaması ile birlikte giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar ve yapılması zorunlu diğer aylık harcamaların toplam tutarı 4 bin 435 lira 19 kuruş olarak açıklandı.

Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise bin 690 lira 35 kuruş olarak gerçekleşti.

Asgari ücretin net bin 177 lira olduğu ülkemizde, asgari ücret ile geçinmeye çalışan işçiler bu açlık ve yoksulluk sınırının çok altında yaşıyorlar.

MEMURLAR İÇİN YENİ RAPOR GENELGESİ

Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, yayınladığı genelge ile kamu görevlilerine doktorlar tarafından verilen istirahat raporlarında başhekimlik onayını kaldırdı.

Gerekli kurallara uyulmaması halinde ‘PKK ve FETÖ/PDY örgütüne yardım ve suça iştirak’ fiili işlenmiş olabileceğine dikkat çekerek doktorları uyardı.


Müsteşar Prof. Dr. Eyüp Gümüş’ün imzasıyla 81 il valiliğine, kamu ve üniversite hastanelerine gönderilen genelgede, hastanelerde rapor verilen personel için uyulması gereken e-rapor prosedürü ve başhekimlik onayı ile OHAL uygulamasından sonraki genelgeler hatırlatıldı. Genelgede şöyle denildi:


“İstirahat raporlarının Sosyal Güvenlik Kurumu İş Göremezlik Uygulaması (e-Rapor Sistemi) kullanılarak, raporların düzenlenmesi ve ön provizyon uygulamasına geçilmiştir. Mevcut genelgenin yayınlanmasından itibaren ise kamu, üniversite ve özel sektöre ait tüm sağlık hizmet sunucularında memur ve diğer kamu görevlileri için düzenlenen istirahat raporlarında başhekimlik onay ve mührü aranmayacak olup, sistemden alınan çıktı, raporu düzenleyen hekim veya hekimlerce kaşe ve imzalanacaktır. Usule ve fenne aykırı rapor düzenlenmesi, ilgilileri genel olarak adli ve idari yönden sorumlu kılacağı gibi, somut olaya göre FETÖ/PDY, PKK gibi suç örgütlerine yardım ve suça iştirak fiilini de oluşturabilecektir.” (DHA) 

MEMURA YEMEK YARDIMINDA İKİ ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİK

Bakanlar Kurulu, Devlet memurlarına verilen yemek yardımında değişiklik yaptı

Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinde, 19 Ağustos 2016 tarihi itibariyle, değişiklik yapıldı. Tıklayınız.

İki madde üzerinde yapılan değişikliğin eski ve yeni madde karşılaştırma tablosuna aşağıda yer verilmiştir.

Yapılan değişikliğe göre,

1- Ankara, İstanbul ve İzmir’de, Maliye Bakanlığı daha önce oluşan yemek yardımı maliyetinin yarısını bütçeye koyup yarısını memurdan almaktaydı. Yeni düzenlemeye göre, Maliye Bakanlığı, oluşan yemek maliyetinin yarısını değil üçte ikisini karşılayacaktır. Bu yeni düzenleme 15 Eylül’den itibaren yürürlüğe girecektir. Maliye Bakanlığının karşılayacağı yemek gideri maliyeti artacağı için, Ankara, İstanbul ve İzmir’de çalışmakta olan memurun ödeyeceği yemek yardımı ücreti azalabilir.

2- 112 acil sağlık hizmetlerinde çalışan personelin ücretsiz olarak yemek yardımından yararlanması yönünde daha önce düzenleme yapılmıştı. Yeni yapılan düzenlemede, Al, A2 ve C tipi Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonları ile İl Ambulans Servisi Komuta Kontrol Merkezinde fiilen görev yapan personel hariç tutulmuştur.

İşte 19 Ağustos 2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan değişikliğin karşılaştırmalı madde tablosu

ESKİ HÜKÜMYENİ HÜKÜM
Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır.Madde 4-1-Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin Ankara, İstanbul ve İzmir illeri için üçte ikisini, diğer iller için yarısını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır.”
Bu Yönetmeliğe göre yiyecek yardımından yararlanacak personelden Sağlık Bakanlığı 112 acil sağlık hizmetlerinde görev yapan personel (sözleşmeli personel dahil), il sağlık müdürlüklerinin yemek servislerinden veya il sağlık müdürlüklerince belirlenen Sağlık Bakanlığına bağlı yataklı tedavi kurumlarının yemek servislerinden ücret ödemeden yararlanır. Bu personelden hizmetin kesintisiz olması nedeniyle görev yerinden ayrılamayacak durumda bulunanlar kumanya verilmek suretiyle bu yardımdan yararlandırılabilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığınca belirlenir.“EK MADDE 2- Al, A2 ve C tipi Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonları ile İl Ambulans Servisi Komuta Kontrol Merkezinde fiilen görev yapan personel hariç olmak üzere bu Yönetmeliğe göre yiyecek yardımından yararlanacak personelden Sağlık Bakanlığı 112 acil sağlık hizmetlerinde görev yapan personel (sözleşmeli personel dahil), il sağlık müdürlüklerinin yemek servislerinden veya il sağlık müdürlüklerince belirlenen Sağlık Bakanlığına bağlı yataklı tedavi kurumlarının yemek servislerinden ücret ödemeden yararlanır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığınca belirlenir.”

MADDE 3- Sayıştayın görüşü alınarak hazırlanan bu Yönetmelik yayımını izleyen aybaşında yürürlüğe girer.

MADDE 4- Bu Yönetmelik hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.