70 MİLYON TL’YE NE OLDU?

Gezi eylemleri sırasında Başbakan Tayyip Erdoğan ’ın “İnşallah yıkılacak” yönündeki açıklamalarının ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca, eski Bakan Ertuğrul Günay döneminde restorasyon işleri durdurulan İstanbul Atatürk Kültür Merkezi (AKM) için ayrılan 70 milyon TL’lik ödeneğe ne olduğu merak konusu. Bakanlık ödeneğe ilişkin bugüne değin herhangi bir açıklama yapmazken, Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat Sen) Genel Başkanı Yavuz Demirkaya, “Kerelerce 70 milyon TL’lik ödeneğe ne olduğunu sorduk, yanıt alamadık. Bu konunun üstü kapatıldı. Yasal olarak AKM’nin restorasyonu için ayrılmış bir paraydı bu. Nereye ödendi, meçhul” dedi.

2008’den bu yana kapalı olan AKM’nin restorasyon çalışmaları için en son Ertuğrul Günay’ın bakanlığı döneminde, 2012 yılında, mutabakat imzalandı. Mutabakata göre Sabancı Holding restorasyon çalışması için 30 milyon TL’lik katkı sağlamayı vaat etti. Bakanlık da söz konusu restorasyon için bütçeden 40 milyon TL ayırdı. Binanın restorasyonunun 29 Ekim 2013’te son bulacağı ve Cumhuriyet Bayramı’nda yeniden binada sanatsal faaliyetlerin gerçekleştirileceği bizzat eski Bakan Günay tarafından dile getirilmişti. Ancak, binanın restorasyonu Gezi eylemleri sırasında Başbakan Erdoğan ’ın “AKM inşallah yıkılacak. Muhteşem bir opera olarak kültür merkezi yapacağız. Evet cami de yapacağız. Ben bunun iznini gidip de birkaç çapulcudan alacak değilim” sözlerinin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca durdurulmuştu.

‘AKM’yi hukuk koruyor’

Kültür Sanat Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya, AKM’yle ilgili en son Bakan Ömer Çelik’in bütçe görüşmeleri sırasında “AKM’yi yıkacağız, yerine opera binası yapacağız” açıklaması yaptığını anımsattı. Binanın 2012 yılında restorasyon işleri için Sabancı Holding’in verdiği 30 milyon TL’lik maddi desteğin yanında 40 milyon TL’lik bakanlık bütçesinden pay alındığını ve bu bütçenin yasal olarak AKM’nin restorasyonu için harcanması gerektiğini vurgulayan Demirkaya, şunları söyledi:

“Kerelerce sendika olarak 70 milyon TL’lik bu ödeneğe ne olduğunu sorduk, yanıt alamadık. Bu paranın nereye harcandığı hâlâ meçhul. Üstelik bu para kamuoyunun da bildiği bir para. Bakanlık desin ki, ‘Biz bu parayı turizm için harcadık, tanıtma için harcadık.’ Ama bu da söylenmiyor. Paraya ne olduğu belli değil. Sabancı Holding bina için ne kadar para harcadı bugüne değin? Harcanan para iade edildi mi, belli değil. Ayrıca 2006 yılından bu yana binanın ‘depreme dayanıksız’ olduğu dile getiriliyor. Binanın depreme dayanaklı olduğuna ilişkin bilirkişi raporları var. Hatta bu bilirkişi raporlarında, ‘Binanın eski sisteminde kullanılan malzemeleri hâlâ nitelikli ve dayanıklı’ deniyor. Buna karşın orada bir restorasyon işleri başlatıldı. Sonra bu restorasyon işleri de Bakan’ın bir sözüyle durduruldu. Şimdi sormak gerekmez mi, madem bu bina depreme dayanıksız. Neden o zaman özellikle Gezi eylemlerinden sonra polisler o binada mesket tuttu? Neden orayı bir tür karargâha çevirdiler? O bina yıkılamaz, her şeyden önce orayı hukuk koruyor.”

‘UNESCO listesinden çıkaracaklar’

“AKM için bir acil durum daha var. İstanbul UNESCO listesinden çıkarılacak. Çünkü hükümet İstanbul ve İstanbul’daki tarihi yapılar için gerekeni yapmıyor” diyen Demirkaya, İstanbul’un UNESCO listesinden çıkarılacak olmasının hükümeti çok zor duruma düşüreceğini de kaydetti. Taksim Meydanı’nın baştan aşağı SİT alanlarıyla dolu olduğuna işaret eden Demirkaya, daha önce sendikanın açtığı davada mahkemenin ret kararlarından birisinin de AKM’nin bulunduğu yerin “kimin olduğuna dair kesin bir bilginin de saptanamamasına bağladığı” olduğunu kaydetti. Demirkaya, “Binanın bulunduğu yerin tamamı kamuya ait değil, belediyeye ait olan alan da var, şahsa ait olan alanlar da” dedi. Bu nedenle de binanın yıkımının “vahim sonuçlar doğrucağını” vurgulayan Demirkaya, kendilerine gelen bilgiye göre bina eğer yıkılırsa, yerine bir AVM yapılacağı ve opera binasının da bu AVM içinde faaliyet göstereceğine dikkat çekti. Demirkaya, “Böylece artık orada büyük prodüksiyonları izlemek hayal olur. Orada cümbür cemaat içinde sanat üretilir” diye konuştu.   (Cumhuriyet) SELDA GÜNEYSU

HALK KÜTÜPHANELERİNİN DEVRİ VE MÜZELER KONUSUNDA SENDİKAMIZIN BASIN AÇIKLAMASI

AKP hükümeti döneminde pek çok alanda yaşanan gerilemeler halk kütüphaneleri açısından da yaşanmaktadır. Kütüphanelerin, hiçbir alt yapısı olmayan ve kütüphaneciliğin ne anlama geldiğini bile bilmeyen yerel yönetimlere devredilmesi, mevcut kütüphanelerin bile işlevsiz hale gelmesine yol açacaktır. Bunun örneği; Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre; yerel yönetimlere devredilen 321 halk kütüphanesinin ilgisizlik, personel yetersizliği ve ödenek yokluğu nedeniyle kapatılmak zorunda bırakılmasıdır. Son dönemde basında yer alan Milli kütüphane ile ilgili ‘kimsenin uğramadığı için kapıları örümcek ağları bağlayan depo’ haberleri kütüphaneciler camiası içinde şaşkınlıkla karşılanmıştır. Millî kütüphanede görevli kütüphanecilik lisanlı bürokrat ve yöneticilerin yerine sayın bakanın tasarrufuyla meslekle ilgisi olmayan kişilerin atanmasının hemen akabinde basında bu tür haberlerin yer alması son derece manidardır. Kütüphanelerin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de belirli bir siyasal görüş ya da düşünce doğrultusunda değil, sürekliliği olan devlet politikaları ile desteklenmeleri gerekirken, kütüphaneci lisanslı ihtisas personeli genel müdür yardımcının görevden alınarak yerine kültür memur sen ‘in eski genel başkanının atanması nasıl bir anlayışa sahip olduklarının açık bir göstergesidir?

Sayın bakan ülkemizin dünya turizminde şampiyonlar liginde olduğunu söylemiştir. Turizmden elde edilen gelirler emekçilere yansımıyorsa, turizm altyapısı yetersiz ise, turistler trafik kazasına kurban oluyorsa olsa olsa üçüncü dünya ülkelerinin şampiyonlar ligindedir.

Sayın Bakan ‘kültür politikalarının değişmeyen önceliği Anadolu coğrafyasında bulunan medeniyet eserlerinin ve kültür varlıklarının korunması ve geleceğe aktarılması’ derken Hasankeyf ve Alliona’nın sular altında kalması, HES’ler ile doğal ve arkeolojik alanların sulara gömülmesi, yok edilmesi ve doğanın tahrip edilmesi nasıl açıklana bilir.

Yine Sayın bakan ‘müze ve ören yerlerinin gişe ve işletmelerinin modernizasyonuyla hem ziyaretçi sayısında hem de gelirde yüksek artışlar sağlandığını’ söylemektedir. Bunu söylerken müze ve ören yerleri gişelerinin nasıl ve kimler tarafından modernizasyonunun yapıldığını açıklamamaktadır. Oysa Kültür ve Turizm Bakanlığı 2010 yılında 48 müze ve ören yeri gişelerini kamu menfaati ile bağdaşmayan 4734 sayılı ‘kamu İhale Kanunu’na göre yapılması gerekirken,2886 sayılı ‘Devlet İhale Kanunu’nun 51. Maddesinin 9. Bendi uyarınca pazarlık usulü ile ihale ederek kamu büyük bir zarara uğratılmıştır. 2012 yılı müze gişe modernizasyon ihalesi kapsamında ki; 48 müze ve ören yerinden 247.000.099.651TL’lik gelir elde edilmiştir. Bu rakama ülke genelindeki müze ve ören yerleri gelirlerinin %88 ini kapsamaktadır. Kapsam dışı müze ve ören yerlerinin geliri ise 33.000.107.304 TL’dir. Bu girdi ülke genelindeki müze ve ören yerlerinin %12 sini teşkil etmektedir. Şimdi sayın bakana soruyor ve bir açıklama bekliyoruz’ Gişe modernizasyonu ihalesi kapsamı adı altındaki müze ve ören yerlerinden elde edilen 247.000.099.651 TL’lik girdinin ne kadarı devlet kasasından alınarak TÜRSAB’ın kasasına aktarılmıştır?

‘Marmaray projesi hakkında ülkemizin ve tarihimizin en görkemli projelerinden birinin gerçekleşmesi sürecinde tarihe saygı duyulduğunu ve dünyanın en verimli ve büyük arkeolojik çalışması olarak tarihe geçtiğini belirten’ Bakan; Marmaray kazılarının Marmaray projesini 5 yıl geciktirdiğini belirten Ulaştırma Bakanlığı tarafında çıkarttırılan afiş karşısından saygı gereği olmalı ki! suskunluğunu korumuştur.

Kütüphane, Müze ve diğer birimlerde kendileri gibi düşünmeyen emekçiler üzerinde baskı kurdukları, mobbing uyguladıkları, soruşturma açarak hukuka aykırı cezaların verildiği, uzman ihtisas personelin tasfiye edildiği. Müzelerin ve kütüphanelerin idari açıdan zayıflatıldığı, ileride yapılacak özelleştirmelere zemin hazırlandığı, Koruma bölge kurulu müdürlüklerinin görevde yükselme sınavına tabi olmadığından hukuka aykırı olarak hülle yolu ile müdür atandığı ve koruma bölge kurulu müdürlüklerinin bu konuda basamak olarak kullanıldığı, açıkça ortadayken; bakanın ‘kültür politikalarımızın değişmeyen önceliği Anadolu coğrafyasında bulunan medeniyet eserlerinin ve kültür varlılarının korunması ve geleceğe aktarılmasıdır ’söyleminin ne kadar geçerli olduğunu kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.

2014-2015 DEVLET OPERA VE BALESİ KIYAFET YARDIMI USUL VE ESASLARI

.08.2013 tarih ve 28744 sayılı resmi Gazetede yayımlanan 18.08.2013 tarihli ve 2013/1 numaralı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararının “Kültür ve Sanat Hizmet Koluna ilişkin Mali ve Sosyal Haklar” başlıklı bölümünün 2. Maddesi, “Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü orkestra sanatçıları ile Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı orkestra, koro ve topluluklarda çalışan sanatçılara, hizmetin gereği olarak görev esnasında giymesi gereken ve kurumlarınca belirlenen özel kıyafet her yıl eylül ayında verilir. Verilecek özel kıyafetin standartları ile hangi personele ne kadar süreyle verileceği ve nasıl muhafaza edileceği hususları ile bu malzemelerin kullanımına ilişkin usul ve esaslar ilgili kurumlar ile yetkili sendika tarafından birlikte belirlenir” hükmü gereğince giyim yardımı hakkında SENDİKAMIZ ve DOB Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan usul ve esasların yürürlüğe konulmasına ilişkin karar onaydan çıkmıştır. Onay ile usul ve esaslar ektedir.

DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI İLE YAPILAN TOPLANTI BİLGİ NOTU

2014-2015 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde sendikamızın taleplerinden biri olan Misafir Sanatçı-Süreli Sözleşmeli Personelin kadroya alınması talebimiz Kamu İşveren Heyeti ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu tarafından kabul edilmemesi üzerine, Kamu Personeli 2013 yılı Kasım ayı Danışma Kurulu toplantısında sendikamız tarafından tekrar gündeme getirilmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik’in 2014-2015 dönemi TİS görüşmelerinde çözüme dair yasalaşması gereken genel ve hizmet kollarına ait çeşitli konuları içeren ve Ocak ayında çıkması muhtemel Torba Yasada yer alması düşünülen konular tartışılmıştır. Bu konuların başında 4/C li personelin kadroya alınması gündeme gelmiştir. Sendikamız geçtiğimiz aylarda 100 bine yakın sözleşmelinin kadroya alınması aşamasında Misafir Sanatçı ve Süreli Sözleşmeli Personelin de kapsaması için yoğun çaba harcamıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı sanat kurumlarında çalışan Süreli Sözleşmeli-Misafir Sanatçı kadrosunda istihdam edilen ve yıllık sözleşme ile çalışan personel için ocak ayında çıkması muhtemel, TİS sürecinde bağıtlanamayan bazı taleplerin torba yasaya ne şekilde eklenebileceği Devlet Personel Başkanlığı ile yapılan toplantıda ele alınmıştır.

03.12.2013 tarihinde Devlet Personel Başkanı Sayın Mehmet Ali KUMBUZOĞLU ile Sendika Genel başkanı Yavuz DEMİRKAYA ve örgütlenme sekreterimiz Şeref EKER ’in katılımları ile yapılan toplantıda Misafir Sanatçı ve Süreli Sözleşmeli Personelin istihdam biçimi ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Sendikamız tarafından hazırlanan görev tanımı, unvan, çalışma koşulları, özlük ve mali haklarını içeren dosya Devlet Personel Başkanlığına sunulmuştur. Bu toplantıdan önce DT, DOB ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ile ön görüşme gerçekleştirilmiştir.

Mevcut sanat kurumları ile ilgili yasa tasarısının gündemde olduğu düşünüldüğünde iş güvencesinin önemi bir kat daha artmaktadır. İlerleyen süreçte sendikamız bu konu ile ilgili yoğun biçimde çalışmaya devam edecektir.

Bakanlığımızda THS’na dâhil olarak çalışan ‘Folklor Araştırmacısı, Kütüphaneci, konservatör ve restoratör .” unvanlarına derece verilmesi ve bu unvanların mali ve sosyal hakları ile ilgilide ayrı bir bilgi notu Devlet Personel Başkanlığına sunulmuştur.

KAMU PERSONELİ DANIŞMA KURULU GENEL BAŞKANIMIZIN KONUŞMASI

KAMU PERSONELİ DANIŞMA KURULU 2013 KASIM TOPLANTISINDA
GENEL BAŞKANIMIZIN YAVUZ DEMİRKAYA’NIN KONUŞMASI
Sendikamız adına kamu işveren heyetini ve kamu görevlileri sendikalar heyetini selamlıyorum. Bilindiği gibi; ikinci dönem TİS görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine KGHK’na başvuru yapılmıştır. TİS görüşmelerinin dört oturumda bitirilmesinin özellikle hizmet kolları açısından çok ciddi olumsuzluklar taşıdığını burada söylemekte fayda var çünkü süreç devam etseydi çeşitli konuları tartışacaktık. Kamu Danışma Kurulunun gündemine de baktığımızda hizmet kolumuza ilişkin maddelerin olmamasının yanı sıra bir diğer sorun da 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun öngördüğü toplu sözleşme, uygulamada toplu görüşme gibi yapılmıştır. Bu sürecin hizmet kolları açısından ve tüm kamu emekçileri açısından ciddi sorunlar doğurduğu bilinen bir gerçektir.
Bu yüzden 4688 sayılı kanunun artık hükümet tarafından GREVLİ TOPLU SÖZLEŞMELİ SENDİKAL hak olarak dönüştürülmesi için önüne bir çalışma koymasında büyük yarar vardır diye düşünüyorum. Neden bunu söylüyoruz: KGHK’na gittiğimizde özellikle şunu talep ettik; Biz TİS’de anlaşamadık ve tek hizmet kolu olarak buraya geldik. KGHK’nun tarafsız olduğunu düşünebilmemiz için, bu toplu is sözleşmesi sürecindeki taleplerimizin tarafınızdan objektif olarak değerlendirilmesini istiyoruz dedik. Maalesef o heyette altıya beş oy ile taleplerimiz reddedildi. KGHK da en iyi ihtimalle altıya beş oy ile yüzde yüz reddedil. KGHK da altı ret oyunun içinde yer alan iki heyet üyesi de hükümetin bize önerdiği teklifleri bile vermemek gerekir diyerek şerh koydu. Yani böyle bir hakem heyeti ile bizim hak almayı düşünmemiz hayal ötesine geçmiş durumdadır. Bunun dışında verilen hakların talep edilmesi veya başka hizmet kollarına verilmiş aynı konudaki haklardan bizim hizmet kolumuzu da kapsayan unvan ve pozisyonlar için talepte bulunmamıza rağmen, KGHK bunu da görmezden gelmiştir. Dolayısı ile hakem heyetinin bir karar organı olarak emekçilerden dolayı tavır almasını biz artık beklemiyoruz. Bu açıdan da 4688 sayılı kanunun GREVLİ TOPLU SÖZLEŞMELİ SENDİKAL hak verecek şekilde ivedilikle değiştirilmesini talep ediyoruz.
Değerli heyet üyeleri, hizmet kolu olarak konfederasyonlar üzerindeki görüşmelerde özellikle yetkili konfederasyon ile yapılan görüşmelerde maalesef bizim alanımızla ilgili konularda hiçbir şekilde görüşme yapılmamıştır.
Özellikle sanat kurumlarında uygulanan maaş skalasını sizlere iki dönemdir sunuyoruz. Artık masaya emekçilerin güveni neredeyse kalmamak üzeredir.1200-1300 tl maaş alan sanat kurumlarındaki sanat teknik çalışanları mahkemeler ile 3600 ek gösterge almalarına rağmen ki burada bordolarını da sizlerle paylaşmama rağmen hükümetiniz tarafından bu konuda hiçbir çalışma yapılmamıştır. Danışma kurullarında konu ile ilgili düzenleme yapılmasına dair bir çalışmada bulunmamaktadır. Şu an için en düşük memur maaşının 2bin tl olduğundan bahsederken, ikramiye teşvik hariç bu arkadaşlarımız 1200-1300 tl maaş aldıklarını burada bir kez daha deklare etmek istiyorum.
Ayrıca sanatkâr(sanatçı, teknik) maaşları 5441,1309 ve 1310 sayılı kanunlara göre düzenlenmesi gerekirken 375 sayılı KHK’ya tabi tutulmuştur. Oysaki sanatçılar idari sözleşmeli olmalarına rağmen tüm sözleşmelilerin tabi olduğu 375 sayılı KHK içinde değerlendirilmeleri, taban aylıklarının sözleşmeli memur maaşı üzerinde hesaplanmasının yanlışlığını Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Sayın Özgür Özaslan’ın da kabul etmelerine rağmen bütçede yok denilerek reddedilmiştir. Doyasıyla sanatçı maaşlarının yanlış hesaplanmasından kaynaklı mağduriyetleri hala devam etmektedir. Bunun dışında geçtiğimiz aylarda 100.000’e yakın sözleşmeli personelin kadroya alınması sırasında sayıları 2000 kadar olan Misafir Sanatçı ve Süreli Sözleşmeli Personel düzenlemeye dâhil edilmemiştir. Konservatuvar mezunu nitelikli bu emekçilerin en kısa zamanda sınav ile kadroya alınmasını talep ediyoruz. Misafir sanatçı pozisyonunda çalıştırılan ve neredeyse 17-18 yıla geçmiş olan balerin, balet, ses sanatçısı, söz sanatçısı ve değişik unvanlarda çalıştırılan ve toplamda sayıları 2000’i bile bulmayan bu çalışanların emeğinin sömürülmesinin sonlandırılmasını ve bunların sınav ile kadroya alınmasını öneriyoruz. Bu arkadaşlarımız sınava tabi tutulan insanlardır. DOB ‘de, DT’da ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünde çalışmalarına rağmen bu güvencesiz ve de sendikasız istihdamın bir türlü çözülememesinden dolayı mağdurdurlar. Sendikalı olmalarına ilişkin açtığımız Yargıtay’da devam eden davamızı da burada tekrar belirtiyorum. Sayın Bakan bu konuda çalışacaklarını belirtmişlerdir ama maalesef bunlarla ilgili çalışma yapılamadı. Özet olarak, özellikle misafir sanatçıların, hükümetin yapacağı çalışmada Torba Yasa’da kadroya alınmasını ısrarla talep ediyoruz. Mevcut norm kadroları da olmasına rağmen ve maliye tarafından bu sanat kurumlarına kadroları verilmesine rağmen kadroya alınmamışlardır. Ayrıca randevu konusunda Sayın Kültür ve Turizm Bakanı’na birkaç kez başvurduk, fakat geri dönüş alamadık. 
Bir diğer nokta; sanat kurumları yasa tasarısı Haziran 2013’den bu yana Demokrasinin kılıcı gibi tüm sanatkâr ve memurların tepesinde gezinmektedir: Geleceğe ilişkin olarak ne olacaklarını bilmedikleri bu ortamda, her uyandıklarında acaba başka kuruma mı gönderileceğiz, ya da istihdamımız, teşviklerimiz, ikramiyemiz mi yok edilecek gibi kaygılar taşımaktalar. Böyle bir ortamda performansları düşen bu emekçilerimizle ve bizlerle Sayın Kültür ve Turizm Bakanı hiçbir şekilde görüşmeyi, toplantı yapmayı kabul etmemektedir. Randevu taleplerimizi yazılı olarak bildirmemize rağmen kabul etmemişlerdir. Bu nedenle Hükümetiniz iddia ettiği gibi demokratik anlayış ve çoğulcu bir katılım ile bir yasa düzenleyecek ise biz de Sayın Başbakandan ve Sayın Kültür ve Turizm Bakanından sizin aracılığınızla bir randevu talep ediyoruz denildi.
Ayrıca disiplin kurullarında sanat emekçilerimizi temsil edememekteyiz. Sözleşme fesihlerinde bile iki çift söz söyleme hakkımız bulunmamaktadır. YÖK disiplin kurulunda sendika temsilcisi kabul edilirken, KGHK da dâhil olmak üzere sendikamızın DT ve DOB disiplin kurulunda temsilci talebi reddedilmiştir. Burada da en iyi ihtimalle önyargı olduğunu düşünüyoruz. Hizmet kolumuza karşı gerek hükümetten gerekse hakem kurulundan aynı konuda ayrı şekilde karar alınmasından dolayı emekçilerimizin ciddi rahatsızlık duyduklarını belirtmek istiyorum.
Ayrıca Sanat kurumlarına ait yasa tasarısı hakkında hükümetten net bir açıklama ve randevu talebimi tekrar ediyorum. Sayın Maliye Müsteşarımıza az önce aktardım. DOB sinin var olan servisleri kaldırılmıştır.2013 yılı kasım ayı içerisinde genelge yayımlanmış ve bütçe yetersizliği gerekçe gösterilerek servis hizmetinin verilemeyeceği ilan edilmiştir. Bu konuda Maliye Bakanlığından ivedilikle bütçe sağlanmasını tekrar talep ediyoruz, denilmiştir.
Ayrıca konservatör, restoratör, kütüphaneci, müze araştırmacısı, folklor araştırmacısı gibi unvanlarla ilgili bazı konuları ifade ettim. TİS görüşmelerinde keşke konuşma tartışma imkânımız olabilseydi. Biz bunları orada anlatabilecektik. Israrla söylüyoruz bu (4yıllık) lisans mezunu ihtisas elemanı personele verilen Özel Hizmet Tazminatı maalesef iki yıllık ön lisans mezunlarına verilen ÖHT’ından düşük durumdadır. Ayrıca bu kadro unvanlara bulundukları sınıf itibariyle derece verilmesi gerekirken verilmemiştir. Bu unvanların 8.kademe 1.derecede başlatılması gerekmektedir. Kamu işveren heyeti tarafından bu konular danışma kuruluna getirilmemiştir. Dolayısıyla bu konuda mahkemeye gidilmiştir. Yani burada görüşülmeyen her şey mahkeme sürecinde o yüzden bu masanın samimiyeti ve varlığı üyeler ve emekçiler tarafından ciddi anlamda sorgulanır duruma gelmiştir.
Diğer bir konu ise otuz yıldan fazla hizmeti olan çok sayıda emekçinin yoğun talepleri bulunmaktadır. Otuz yıldan sonra primleri ikramiyeye yansıması hakkında. Kültür ve Turizm Bakanlığında oldukça fazla talep bulunmaktadır ve bu yeni istihdam açılması açısından da önem arz etmektedir.
Ayrıca 2013 yılı DT’nin sanatçı sınavı için kadrolar verilmesine rağmen Maliye Bakanlığı kadroları serbest bırakmamış ve sınav ilanına çıkılamamıştır.
Turizm Araştırmacılarının(Enformasyon Memuru) unvanlarının mağduriyeti devam etmektedir. TİS taleplerimizde ÖHT nın yükseltilmesi istediğimiz bu unvana bazı şartlar getirilerek kabul edilmiştir. Musahhihlere hiçbir şart gerekmeksizin ÖHT da %25 artış sağlanmış iken Turizm Araştırmacılara YDS’ında (B )alma şartı getirilmiş ve mağduriyet oluşturulmuştur. Hiçbir şart ve önkoşul gözetmeksizin Turizm Araştırmacılarına Mütercimlerin ÖHT oranına eşdeğer olmasının sağlanması gerekmektedir.
Bütün itibari ile Kültür ve Turizm Bakanlığı içinde 17 bin e yakın emekçinin olduğu bir yerde bizim TİS ve KGHK aldığımız haklar neredeyse tüm bakanlık çalışanların içinde %10’luk kısmını kapsamaktadır. İş kolumuzdaki diğer kamu emekçilerine verilmiş bir hak bulunmamaktadır. Bu konudaki mağduriyetin buradan bir kez daha dile getirmek isterim. Bu konuların özellikle küçük yanlışlıklar olarak gösterilmesi, sunumunuzda kazanmış olduğumuz harcırah konularının da yer almaması düşünüldüğünde daha ciddi daha çözüme yönelik ve sendikaları bu sürece katan yetkili sendikaları da yasa çalışmalarına katacak yerden hükümetin çalışmalarını talep ediyoruz.
Teşekkürler.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI 2014 YILI BÜTÇE TUTANAKLARI

18 Kasım 2013 tarihinde TBMM Plan Bütçe Komisyonunda görüşülen Kültür ve Turizm Bakanlığı 2014 yılı Bütçe tutanakları ektedir.Tutanakların 80- 115 sayfaları bakanlık bütçesi ile ilgilidir. Tutanakların 93 sayfasından başlayarak sendikamız tarafından vekiller aracılığı ile sor-durulan sorularımız ve taleplerimiz bulunmaktadır.Önümüzdeki süreci gerek kültür ve sanat kurumlarının tasfiyesine karşı gerekse AKM’nin yıkılmasına karşı Siyasi Partiler,Avrupa Birliği üye ülkelerin Temsilcileri,Sendikalar,Meslek Birlikleri,Sivil Toplum Kuruluşları ve Demokratik kitle örgütleri ile birlikte mücadele programı oluşturulacaktır.

TBMM PLAN BÜTÇE KOMİSYONUNA SUNULAN TALEPLERİMİZ

Toplu İş Sözleşmesi kapsamında 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 21 nci maddesi uyarınca ekte belirtilen gündemle toplanacak olan Kamu Personeli danışma Kurulu’nun 2013 Yılı Kasım ayı 28.11.2013 perşembe günü saat 14.00’da yapılacak toplantısına;  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının sendikamıza daveti ektedir.

Kültür ve Turizm Bakanlığının 2014 bütçesi hakkında görüş ve önerilerimiz TBMM Plan Bütçe Komisyonunun bazı üyelerine sunulmuştur. Ayrıca 18 Kasım 2013 tarihinde Kültür Sanat Sen Genel Merkez üyeleri ile TBMM Plan Bütçe komisyon üyeleri görüşmelerde bulunmuştur. 

KÜLTÜR SANAT VE TURİZM EMEKÇİLERİ SENDİKASI

 2014 YILI KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI İLE İLGİLİ KURULUŞLARI İÇİN BÜTÇE 

TASARISI HAKKINDA GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİMİZ

2008 yılında restore edilme amacıyla boşaltılan ve istanbul’da pek çok Sanat Kurumunun yuvası olan Atatürk Kültür Merkezi mahkeme kararına rağmen hala restore edilmemiş, adeta bir intikam duygusuyla virane halinde bırakılmış, bu arada 2010 Avrupa Başkenti Ajansına AKM’nin yapımı için ayrılmış olan ödenek buhar olup uçmuş, ancak Bakanlık bu paranın nereye gittiğini hala tam olarak açıklamamıştır.AKM’den çıkarılan ve kendi hallerine terkedilen Senfoni, Opera, Tiyatro, Koro ve Topluluklar için de böylece zorlu günler başlamıştır ve halen devam etmektedir.
İktidar 2013 gezi eylemleri sürecinde açıkça AKM’nin yıkılacağını ,tepkilerin yoğunlaşması üzerine aynı yere büyük bir opera binası yapılacağını söylemiştir.Hem opera ve benzeri sanat kurumlarını lağvedip hem opera binası yapma düşüncesi ise son derece manidardır.

 Müze ve örenyerlerinin gişelerini ve içerdeki satış birimlerini özelleştiren Bakanlık bahane olarak da ad vermeksizin kamu görevlilerinin yolsuzluğunu ifade etmiştir ancak bu konu da askıda kalmış, Bakanlık hiçbir zaman resmi bir açıklamada bulunmamıştır.

Ankara Resim Heykel Müzesi iki kez soyulduğunda, bunu yapması en muhtemel görünenler Teftiş soruşturmalarından zaferle çıkarlarken, anahtarlara ulaşması imkansız kişiler ceza almış, Müzede nerdeyse sürgüne uğramayan kalmamış, idareci adli yargıda ceza almasına karşın uzun süre ısrarla idarecilikte kalmıştır.
Bu dönemde de Koruma kurulu üyeleri AKP Hükümetinin Bakanlığının istediği ayrıcalıkları sağlamadıkları için zincirleme soruşturmaya uğramaya başlamışlardır. Koruma kurullarından yetkileri ve özerklikleri ortadan kaldırılmaya çalışılmış SİT alanları ile ilgili yetki Kültür ve Turizm Bakanlığında iken 644 sayılı KHK ile bu yetki çevre ve şehircilik bakanlığına devredilmiştir.Böylelikle doğal SİT alanlarının, ormanların,bakir alanların yağmalanmasının önü açılmıştır.
24.01.2013 yılında göreve gelen Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik göreve gelir gelmez bütün üst düzey bürokratların istifasını istemiş ,bakanlığı kendi anlayışı doğrultusunda zaptu rapta almıştır.
Sanat kurumlarında eşgüdümlü olarak önce Norm kadro uygulanmaya, ardından Sanat emekçilerine cezalar yağdırılmaya başlanmıştır. İşte bu noktada nihayet TİSK’in istediklerini gerçekleştirmeye girişen Bakanlık Opera ve Tiyatro’nun özel yasalarına rağmen genelge ve tebliğler yoluyla çalışma düzenlerine el atmaya başlamıştır.

 Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne bağlı Senfoni, Koro ve Toplulukların bu dönemde geçirdiği Teftiş soruşturması sayısı inanılmazdır.

 Bugün çoğu Kültür ve Sanat kurumunda güvenlik bahanesiyle kurulan kamera sistemleriyle çalışanlar yargı kararı olmasına rağmen anayasaya aykırı olarak izlenmektedir.

 Her yıl birçok Turneye gitmek için görevlendirilen sanatçılara harcırah ve yollukları Turneden önce ödenmediği gibi, bir yıla varan gecikmelerle ödenmektedir.Harcırah kanunundaki 33.maddedeki eksik düzenleme kanuni olarak düzeltilmediği için eşitsizlik ve hak kayıpları devam etmektedir.Türk Dünyası Müzik Topluluğu hala harcırah düzenlemesinden yararlanamamaktadır.

Hükümetinin son yıllardaki hukuk ve yasa tanımaz tutumu öylesine bir hal almıştır ki, “Sanat Kurumlarında kadro sınavı açmayan Bakanlık 10 yıllık konservatuvarlardan mezun sanatçıları “Misafir sanatçı” adı altında 40-50 TL günlük yevmiyeli olarak çalıştırmakta, kendilerine bu kişilerin 657 sayılı kanunun 4. Ve 5. Maddesi gereği kamu görevlisi mi yoksa işçi mi oldukları, yani istihdamdaki hukuki statüleri sorulduğunda, Devlet personel Başkanlığı kendinden menkul, yasal dayanağı olmayan görüşünde ne kamu görevlisi ne de işçi olmadıklarını söyleyebilmekte, 10 senelik Sanat eğitimi almış sanatçılara 4/C’yi bile layık görmemekte, yani bir anlamda Kamuda yasadışı istihdam yaptığını açıkça beyan edebilmektedir.

 2006 yılına kadar özel çalışma şartları nedeniyle farklı yönetmeliklerle yönetilen Devlet Koro ve Toplulukları tek bir yönetmelik altında tek tip gömlek uygulamasıyla yönetilmeye başlamıştır. Yine 2006 sonrası, Güzel sanatlar genel müdürlüğüne bağlı Senfoni, Koro ve Topluluklara tek tip Hizmet sözleşmesi imzalatılmakta, bu sözleşmenin her yıl numarası değişen bir maddesinde ise “Sözleşme döneminde alınan ücretlerin kazanılmış hak sayılmayacağı” ibaresi bile bulunmaktadır. Bunun anlamı büyüktür çünkü Sanat kurumlarında çalışan sözleşmeliler yasa gereği İdari sözleşmeli yani kadrolu sözleşmeli oldukları halde her yıl imzalatılan bu Hizmet sözleşmesiyle sınavla girdikleri kurumlarında kadrolu ve kazanılmış haklara sahip oldukları unutturulmak istenmektedir. Bu Hizmet sözleşmesi adeta yasa ve yönetmelik hükmünde kullanılarak her yıl anayasaya aykırı yeni maddeler eklenmiş, 2010 yılında ise bardağı taşıran son damla olarak İdari sözleşmelileri kovmayı kolay hale getiren 42. Ve 43. Madde eklenmiştir. Bununla da yetinilmemiş, 42. Ve 43. Maddenin uygulanmasına dair bir yönerge bile çıkarılmıştır.

 Bakanlık ayrıca daha önce de anayasaya aykırı olarak uygulanan performans değerlendirme Kriterlerine yeni birçok cezai kriter getirerek, Sanat emekçilerinin başarılarından dolayı aldıkları Teşvik ikramiyelerini vermemenin binbir yolunu yaratmıştır.

Buna örnek olan son uygulama ise inanılmazdır çünkü doğrudan AKP Hükümetinin kendi çıkartmış olduğu SSGS’ye ve tabi Anayasaya aykırılık taşımaktadır. Bir tebliğle Devlet Senfoni, Koro ve Topluluklarında, “iş saatinde hastaneye gitmek ya da tedavi görmek” disiplin cezası alınmasına, bu da sanatçı ne kadar başarılı olursa olsun, sırf aldığı sağlık hizmeti nedeniyle otomatik olarak iki ikramiyesinin birden kesilmesine neden olmuştur. Böylece Dünyada bir ilki başaran AKP Hükümeti bir ödül sistemini tamamen bir ceza sistemine dönüştürmüştür.

 Sanat Kurumlarının repertuvarlarına müdahaleler, Bakanlığın kendi personeline karşı uyguladığı mobbing göstermektedir ki, bütün bu uygulamalar herşeyden önce Uygarlık ve Evrensellik ölçütlerini tanımayan bir anlayışın politikasıdır ve küresel sermaye tüm dünyada kamunun işlevini yok etmeyi hedeflemiş olsa da, hiçbir ülkede hiçbir hükümet Kültür ve Sanat kurumlarına bu kadar müdahalede bulunmamıştır diye düşünüyoruz.

 Tiyatro, Opera, Senfoni Koro ve Topluluklar 

Sanat kurumlarında;
1-Devlet Tiyatrolarının 5441 değişik 1310 sayılı yasa gereği 1970’ten beri çıkarılması yasal zorunluluk olan Tüzüğü Kültür Sanat-Sen ve alandaki meslek örgütlerinin birlikte hazırladıkları ve Devlet Tiyatrolarına sundukları taslak çerçevesinde Devlet Tiyatroları çalışanlarının kazanılmış özlük ve Mali hakları konusundaki tüm düzenlemeleri içerecek şekilde çıkarılmalıdır. Böylece Devlet Tiyatrosu çalışanlarının maruz kaldığı Fazla çalışma, Turnelerde konaklama sorunları, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili ciddi sorunlar, keyfi cezalandırma ve mahkeme kararlarına uymama gibi olumsuz unsurlar ortadan kaldırılmalıdır.
2- İstanbul AKM’nin restore çalışmaları en kısa sürede yeniden başlatılmalıdır.
3-Sanat kurumlarında idari sözleşmelilere ödenen maaş ve teşvik ikramiyesi dahil tüm ikramiyeler birleştirilmeli, hukuka aykırı cezai performans değerlendirme kriterleri kaldırılarak düzenli maaş haline getirilmeli, böylece emekli aylıklarında iyileştirilme sağlanmalıdır.
4-Hizmet Sözleşmesi uygulamasına son verilmeli, İdari sözleşmeli sanat emekçileri İdari sözleşme imzalamalıdır.
5-Devlet Koro ve Topluluklarına özel çalışma şartları nedeniyle ayrı yönetmelikler çıkarılmalıdır.

 6-Sanat Kurumlarında çalışan idari Sözleşmeli personelin ek ödemeden yararlandırılması sağlanmalıdır.

 7- Konservatuvarlardan ve Üniversitelerin Sanat bölümlerinden mezun olan ancak kadro olmadığı gerekçesiyle 375 sayılı KHK’nın ek 7. Maddesi ve Bütçe kanunu çerçevesinde Sanat kurumlarında çalışan ve 6 aydan 11 aya kadar güvencesiz, sendikal haklardan yoksun olarak yevmiyeli sistemle çalıştırılan ve “Misafir sanatçı” üst başlığıyla tanımlanan geçici süreli personelin sözleşmeleri 12 aya çıkarılmalı ve kamuda çalışan herkese Anayasayla tanınmış olan sendikal hakları verilmelidir.

 8- 632 sayılı KHK ile Sanat kurumlarında 4/Bden 4/A’ya geçirilen Büro personeli ünvanlı sanatçılara Devlet Koro ve Toplulukları Yönetmeliğinin ilgili maddesi çalıştırılarak İdari sözleşmeli hakkı tanınmalıdır.

 9- Sanat kurumlarında idari Sözleşmelilere servis ve yemek hizmeti sağlanmalıdır.

 10- Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne bağlı Senfoni, Koro ve Topluluklarda Turne harcırahları zamanında ve tam ödenmelidir.

 Kültür ve Turizm Bakanlığı

 Yukarıda sıraladığımız sorunlara ek olarak, Kültür kurumlarında ünvanlarla ilgili inanılmaz bir kargaşa sürmektedir.

Son çıkan 666 sayılı KHK ile eşit işe eşit ücret düzenlemesi yapılığı iddia edilse de bu KHK ile ünvanlar arasındaki uçurum derinleştirilmiştir. Şöyle ki;
1- Kültür ve Turizm Uzmanlarının ek göstergeleri 3600 e çıkarılmış fakat aynı işi gören bakanlıktaki ihtisas elemanları olan Arkeolog,Müze Araştırmacısı ,Kütüphaneci Vb. ünvanları, 2 yıllık yüksek okul mezunu Tütün Eksperi ve Teknikerle eş değer tutularak ek göstergeleri 2200 de bırakılmıştır.
2012-2013 yılı toplu sözleşme görüşmelerinde bu haksızlık dile getirilmiş,çalışma barışını bozan bu durum ne yazık ki düzeltilmemiştir.
2- 666 Sayılı KHK ile Bakanlığız bünyesinde çalışan Teknik Hizmetler Sınıfının A grubundaki Mimar,Mühendis,Şehir Plancısı vb. ünvanların ek ödeme oranı düzenlemeden önce 96 ikenbBir alt bentte (b) bulunan Arkeologların ek ödeme oranı %91 idi. Aradaki fark 5 puan olmasına karşın son düzenleme ile Mimar ,Mühendis ve şehir Plancılarının ek ödemesi %150 ,Arkeologların ise %120 olarak düzenlenmiştir.Açıkça görüldüğü gibi 5 puan olan fark 30 puana çıkartılmıştır.Böylelikle Lisans mezunu olan meslekler arasındaki ücret farkı derinleşmiştir.
3- Yeni düzenleme ile İl Kültür ve Turizm Müdürlerine makam tazminatı verilmiş olmasına rağmen Genel İdare Hizmetleri Sınıfındaki diğer İdari Kadrolara (İl Müdür Yard., Şube Müdürü,Müdür, Müdür Yard. )makam tazminatı verilmemiştir.Diğer idari kadrolara makam tazminatının verilmemesi eşitsizlik yaratmıştır.Orantılı olarak il müdür yrd.Şube Müdürü ,Müdür ,Müdür yardımcılarına da makam tazminatının verilmesi gerekmektedir.
4- 644 Sayılı KHK ile Teknik Hizmetler Sınıfına alınan Kütüphaneci,Kitap Patalogu,Müze araştırmacısı,Folklor Araştırmacısı ünvanları eş değer ünvanlar olan Arkeolog,istatistikçi vb.ünvanlar ile aynı bentte değerlendirilmesi gerekirken teknikerlerle aynı bentte yer almaktadır.Bu ünvanlar için bir an önce yan ödeme kararnamesi çıkarılarak 657 sayılı kanunun Teknik Hizmetler Sınıfı (II) sayılı cetvelin (c) bendine alınmalıdır.
Bakanlığımız bünyesinde çalışan mağdur olan bir diğer uzman personel restaratör ve konservatörlerdir.
Bakanlar kurulu kararı ile konservatör ünvanı kaldırılmış, ancak birçok kimyasal maddeye maruz kalarak çalışan bu personelin lisans mezunu olanları ne yazık ki yıllık yüksekokul mezunları ile aynı kategoride değerlendirilmektedir.
Düzenleme yapılarak restoratör ve konservatör unvanlı personel 657 sayılı kanunun ekli II sayılı cetvelin Teknik Hizmetler Sınıfı bölümü (C) bendi kapsamına alınmalıdır.
5- Halk Kütüphaneleri ve Müzelerde haftalık 40 saati geçen çalışma saatlerinin fazla mesai ile ücretlendirilmesi sağlanmalıdır.
6- 644 Sayılı KHK ile Kütüphaneci, Müze Araştırmacı, Folklar Araştırmacısı ve Kitap Pataloğu Teknik Hizmetler Sınıfına alınmıştır. Fakat 657 Sayılı yasanın 36madde A/4 bendimde açıkça belirtilmesine karşın sadece Müze Araştırmacısı unvanına 1 derece verilmiş, oysa aynı KHK da Teknik Hizmetler Sınıfına alınan ve aynı bakanlıkta çalışan ihtisas çalışanları olan Kütüphaneci, Folklor Araştırmacılarına (1) derece verilmemiştir. Bu durum aynı kurumda çalışanlar arasında eşitsizlik duygusu yaratmıştır. Bu durum giderilmelidir.
7- Enformasyon memurları aldıkları Dil eğitimi ve mezun oldukları Filoloji bölümleri mezunlarının yararlandığı haklardan yararlandırılmalı,2012 Toplu sözleşme görüşmelerinde Turizm Araştırmacısı olarak değişen ünvanı eşdeğer ünvanlar olan Mütercim-Tercüman, musahhihlerin yer aldığı 657 sayılı kanunun Genel İdare Hizmetleri bölümünün 14. Sırasına alınmalıdır. 
8- 36. maddenin 1.fıkrasında ise kurumlarda yönetim, icra, büro ve benzeri hizmetleri gören ve 657 sayılı kanunla tespit edilen diğer sınıflara girmeyen memurları Genel İdare Hizmetleri sınıfında tanımlamıştır. Dolayısıyla, 36. Maddenin 8. Fıkrasında açıklanmış olan koruma ve muhafaza hizmetlerinin bu fıkra uyarınca değerlendirileceği açıktır.
Buna rağmen, özel kolluk (koruma ve güvenlik) hizmetlerini yürütmekle görevlendirilen memurlardan, unvanı Bekçi olanlar, Yardımcı Hizmetler sınıfına dahil edilmiş olup, unvanı Koruma ve Güvenlik Görevlisi olanlar, Genel İdare Hizmetleri sınıfına dahil edilmiştir. 
9- Müzelerdeki depo ve teşhirde bulunan eserlere paha biçilemediği bir gerçektir. Müzelerde laboratuar yoktur. Konservatör kadroları henüz oluşturulmamıştır. Depolardaki eserlerin saklanma ve koruma koşulları oldukça elverişsizdir. Eserlerin konservasyonu yapılamadığından kültür varlıkları ele alındığında kendiliğinden tahribata uğramaktadır. Tahribat olması nedeniyle zimmetlisine ödettirilmektedir. Bu nedenle paha biçilemeyen kültür varlıklarımızı korumakla görevli olan ve üzerinde zimmet bulunduran arkeolog ve müze araştırmacılarına mali tazminat ödenmelidir. 
Ayrıca kütüphanelerde binlerce basma ve yazma eserler ile görsel işitsel materyaller kütüphaneci ve çalışan personele zimmetlenmektedir. Aynı gerekçeyle bu personele de mali tazminat ödenmelidir. 
10- 632 sayılı KHK ile 4/Bden 4/Aya geçirilen aslında Arkeolog, müze araştırmacısı, Kütüphaneci olarak çalışan ,ilgili üniversitelerin lisans programlarından mezun ve büro personeli olarak görev yapan Kültür ve Turizm Bakanlığı çalışanları mezun oldukları bölümlerle ilgili kadro ünvanına atanmalıdır.

 Tüm Merkez ve taşra teşkilatında; 

1-İş sağlığı ve güvenliği Yasası tüm Kültür, Turizm ve Sanat kurumlarına eşit olarak uygulanmalı, gerekli risk ölçümleri yaptırılmalıdır.
2- Uygulanmakta olan Kamera izleme sistemleri iptal edilmelidir.
3- Tüm Bakanlıklarda uygulanmakta olan Kreş ve sosyal tesisler açılmalıdır.
4-Tüm Taşra teşkilatlarında; Servis ve yemek hizmeti sağlanmalıdır.

 Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı güzel sanatlar galerileri, müzeler, kütüphaneler, kültür merkezleri ile danışma büroları belediyelere, belediye sınırları dışında kalanlar ile il halk kütüphaneleri ve arkeolojik eser bulunan müzeler ise özel idarelere devri önce 2006 yılında gündeme gelmiş,2010 yılında tekrar meclis gündemine gelmiş fakat tasarılar kadük kalmıştır.

Yeni bakanın göreve gelmesiyle birlikte Kütüphane ve müzelerin yerel yönetimlere devri yasa tasarısının yeniden meclis gündemine geleceği son günlerce bakanlık çevrelerinde dile getirilmektedir.
Kültür Sanat sen olarak 2006 yılında bu tasarının büyük sakıncalar doğuracağını tüm kamuoyu ile paylaşmıştık.Ülkemizin mevcut yerel yönetim sistemi bu kurumların tamamen yok olmasının önünü açacaktır.Daha çok politik kaygılar ön plana çıkacak,özellikle küçük ilçelerde uzman personel kıyımı yaşanacaktır.
Son yıllarda az da olsa bazı kütüphaneler yerel yönetimlere devredilmiş fakat hepsi yok olup gitmiştir.
Yine bu dönemde Arkeolojik ve doğal SİT alanlarının yağmalanması hız kazanmış ,birçok tarihi yapı rant alanı olarak imara açılmış,tahrip edilmiştir.

 BÜTÇE

 2014 yılı itibari ile memur maaşlarına net 123 TL ,2015 yılı için % 3+3 artış ile yandaş sendika yüzünden hükümetin teklifinin bile gerisine düşülerek emekçiler daha da yoksullaştırılmıştır. 

Çalışanların ücretleri üzerinden kesilecek gelir vergisi miktarından mahsup edilen “asgari geçim indirimi” miktarlarının 2014 yılında ne kadar olacağı, asgari ücrete yapılacak zam oranının açıklanmasıyla birlikte belli oldu.
Asgari Geçim İndirimi tutarları, 16 yaşından büyük işçiler için takvim yılı başında geçerli olacak brüt asgari ücret tutarına göre belirleniyor. Asgari ücrette yıl içerisinde meydana gelecek artışlar, asgari geçim indirimi miktarlarını etkilemiyor.
2013 yılında asgari ücret
16 yaşından büyük işçiler için 2013 yılı Ocak ayından geçerli asgari ücret brüt 979 TL iken, 2013 yılı Temmuz ayında yapılan %4,38 oranında artışla brüt 1.022 TL’ye yükseltilmişti.
2013 yılı için geçerli asgari geçim indirim tutarları da 979 TL’ye göre belirlenmişti.
2014 yılında asgari ücret ne kadar olacak?
Resmi Gazete’nin 2 Kasım 2013 tarihli Mükerrer sayısında yayımlanan 2014 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı Eki Programda, 2014 yılı için asgari ücrete yapılacak zam oranları da yer aldı.
Programın ilgili bölümünde “2014 Yılı Hedefleri” başlığı altında “Asgari ücretin 2014 yılı Ocak ve Temmuz aylarında yüzde 3 oranında, … artırılması öngörülmüştür.” ifadesi yer aldı.
Bu belirlemeye göre, halen brüt 1.022,50 TL olarak uygulanmakta olan asgari ücret miktarı, 1 Ocak 2014 tarihi itibariyle %3 artış ile brüt 1.052,15 TL olacak. Bu rakam, 1 Temmuz 2014 tarihinden itibaren de 1.083,71 TL’ye yükselecek.
2014 yılında asgari geçim indirimi miktarları
Asgari ücrete yapılacağı açıklanan zam oranında değişiklik olmaması durumunda, asgari geçim indirimi tutarları 1.052,15 TL olan brüt asgari ücrete göre belirlenecek.
2014 yılında uygulanacak brüt asgari ücret rakamı üzerinden memurunyeri.com olarak yaptığımız hesaplamaya göre, 2014 yılında kamu çalışanları hakkında uygulanacak asgari geçim indirimi miktarları şu şekilde olacak.

*2013 yılında uygulanmakta olan Asgari Geçim İndirimi miktarı ile 2014 yılında geçerli olacak miktarlar arasındaki fark, memurların 2014 yılında alacağı aylık ücretlere artış olarak yansımış olacak. 
Yukarıdaki tablolardan anlaşılacağı üzere (2012-2013 ve 2014 öngörü) emekçilerin her geçen gün daha da yoksullaştığı açıktır.
2012 yılı bütçesinde Cumhurbaşkanlığına 138.700.000, 
MİT Müsteşarlığına 750.942000,
Diyanet işlerine 3.891.166.000,
Milli Savunma Bakanlığına 18.229.672.000,
Emniyet Müdürlüğüne 12.119.214.000,
Milli Eğitim Bakanlığına 29.169.379.000,
Maliye Bakanlığına 77.235.306.451,
Kültür ve Turizm Bakanlığına 1.366.003.000, pay ayrılmıştır
Bütçe toplamı: 318.986.298.271 TL. 
2013 yılında 
Diyanet işlerine 4.604.649.000
Milli Eğitim Bakanlığına 47.496.378.650,
Kültür ve Turizm Bakanlığına 1.851.734.000
Sağlık Bakanlığına 2.490.208.650
Milli Savunma Bakanlığına 20.359.914.000
Maliye Bakanlığına 99.166.766.250
Yukarıda bazı bakanlıkların ve kurumları bütçeden aldıklar paylar aktarılmıştır.
Sağlık, Milli Eğitim ve Kültür ve Turizm Bakanlıklarının bütçe artışları sınırlı kalırken Diyanet işleri ve Maliye Bakanlığı bütçeleri görece daha fazla artmıştır.
Önümüzdeki dönemde enflasyon farkları da çalışanlara yansıtılmayacak bu kesim daha da yoksullaşacaktır.
Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçeden aldığı payın giderek azalması iktidarın bu kurumu gözden çıkardığı anlamına gelmektedir.