broşürümüz ;


Resmi Web Sitesi
broşürümüz ;

31 Ağustos 2013 gün ve 28751 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelikte bir dizi değişiklik yapılmıştır. 15 Mart 1999 gün ve 99/12647 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan genel yönetmelikte yapılan bu değişikliklerle, görevde yükselme ve unvan değişikliklerinde keyfiyetin, kadrolaşmanın, subjektif karar almanın önü sonuna kadar açılmışır. Yönetmeliği ilişkin ayrıca KESK bünyesinde dava açılacaktır.
Konuya ilişkin KESK basın açıklaması :
HÜKÜMET KURUMLARDA DA GRİ DIŞINDA RENK GÖRMEK İSTEMİYOR!
Siyasi iktidarın kadrolaşmadaki açgözlülüğü ve sınır tanımazlığı biliniyor. On yıldır devlet kurumu olsun olmasın her alanda kendisince nitelikli gördüğü kadrolarını ÖSYM’nin dillere düşen şaibeli sınavlarından tutalım her yol ve yöntemi kullanarak buralara yerleştirdi. Ancak bu da yetmemiş olacak ki, artık herhangi bir nitelik ya da donanım aramadan, açıkta kalan tüm AKP’lileri devlet kurumlarına yerleştirmek için liyakat ve kariyer ilkelerini, en temel hukuk kurallarını ayaklar altına alıyor.
Bilindiği gibi 6495 sayılı, kamuoyunda torba kanun denen yasanın ilk taslağında kamu alanını tam anlamıyla şirket gibi yönetmeyi hedefleyen düzenlemeler mevcut idi. O hali geçmiş olsa devlet kurumlarını CEO’lar yönetecek, atamalarda liyakat, kurum tecrübesi, aynı kurumda belli bir süre çalışma şartı vb. zorunluluklar ortadan kaldırılacaktı. Böylelikle AKP kadroları, işten anlasın ya da anlamasın kurumlara yerleştirilmiş olacaktı. Ancak gerek konfederasyonumuzun taslağı teşhiri ve engellemeye yönelik mücadelesi ve gerekse de kamuyunun tepkisi nedeniyle ilgili o maddeler taslaktan çıkarıldı.
Ancak AKP’nin yönetmeliklerle, genelgelerle, tebliğlerle aynı içerikte düzenlemeleri hayata geçirme şeklindeki klasik politikasıyla yine karşı karşıyayız.
31 Ağustos 2013 gün ve 28751 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelikte bir dizi değişiklik yapılmıştır.
Yapılan değişikliklerden en önemlisi, görevde yükselmede sözlü sınavın esas yöntem haline getirilmesidir.
Hizmetiçi eğitim uygulamasından vazgeçilmiştir.
Yöneticiliğe atanmada, kamu kurumlarında ve kurumda belirli süre çalışma koşulu kaldırılmıştır.
Yazılı sınavdan 70 puan alma zorunluluğu kaldırılmıştır.
Böylece görevde yükselmede yazılı sınavda başarılı olma yetmeyecek, sınavda başarılı olanlar hizmetiçi eğitime tabi tutulmayacak, göreve yeni başlayanlar kısa süre içerisinde yönetici olabilecek, örneğin yazılı sınavda 100 üzerinden 40 puan alan da başarılı sayılabilecek böylece sözlü sınavla rahatlıkla yönetici olabilecektir.
Değişikliklerden birisi de avukat kadro veya pozisyonlarından hukuk müşaviri kadro veya pozisyonlarına yapılacak atamalarda görevde yükselme yönetmeliği hükümlerinin uygulanmayacağına ilişkindir.
15 Mart 1999 gün ve 99/12647 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan genel yönetmelikte yapılan bu değişikliklerle, görevde yükselme ve unvan değişikliğinde kısmen de olsa uygulanması mümkün olan objektif yöntemlerden geriye gidilmiştir.
Anımsanacağı üzere 14 Eylül 2011 gün ve 28054 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştı. Bizler yalnızca bir Kanun Hükmünde Kararnamenin çıkarılma biçimini eleştirirken, Hükümete Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi veren Yetki Yasasının iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan başvurunun reddi üzerine hükümet, Yetki Yasasının son günlerini oldukça iyi değerlendirdi! 1 Kasım 2011 gün ve 28102 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete ile 2 Kasım 2011 gün ve 28103 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazetelerde, dile kolay, tam 12 (ON İKİ) tane Kanun Hükmünde Kararname yayımlandı. Bu Kanun Hükmünde Kararnameler ile yalnız on iki yasada değil, yüzlerce yasada değişiklik yapıldı.
Bunlardan 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan bir değişiklik uyarınca; yapılacak sözlü sınavlarda, Sınav Komisyonu, adaylar hakkında değerlendirme yapacak, yapılan değerlendirmeye göre verilen puanlar tutanağa geçirilecek, bunun dışında sözlü sınav ile ilgili herhangi bir kayıt sistemi kullanılmayacaktı. Danıştay’ın yerleşik hale gelen ve içtihat niteliğindeki kararlarıyla, “Sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin hukuka uygunluk denetiminin 2577 sayılı Yasanın 2. maddesinde belirtilen unsurlar yönünden yapılabilmesi için, sözlü sınavda adaya yöneltilen soruların ve yanıtlarının teknolojik imkanlardan yararlanılarak sesli ve görüntülü kayıt altına alınması gerektiği” belirtilmiştir. Yapılan düzenlemeyle, sesli ve görüntülü kayıt alınması gerekmediğinin belirtildiğini, böylece siyasal kadrolaşmanın önünün açıldığını dile getirmiştik.
1998 ve 1999 yıllarında yayımlanan bir dizi yönetmelikle, kamu görevlilerinin atanması, yer değiştirmeleri, görevde yükselmeleri ve unvan değişiklikleri konusunda bir dizi düzenleme yapılmış, bu konularda objektif yöntemlerin yaygınlaştırılması amacıyla adımlar atılmıştı. Kuşkusuz objektif bir atama, yer değiştirme ve görevde yükselme sisteminin oturtulması amacıyla, bu düzenlemeler içerisinde değiştirilmesi gereken çok sayıda hüküm vardı. Bu amaçla başta konfederasyonumuz ve bağlı sendikalarımız olmak üzere kamu emekçileri ve onların örgütlerinin bir dizi önerisi de oldu. Örneğin, kamu yöneticilerinin, belirli koşullar taşıyanlar arasından seçimle belirlenmesi, bu önerilerden yalnız bir tanesiydi. Ancak AKP hükümeti, kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve bu hizmeti verenlerin belirlenmesinde objektif esasların belirlenmesinden her zaman kaçındı, tamamen keyfi denebilecek yöntemler önerdi ve bunları yaşama geçirdi.
AKP hükümeti, kamu kurum ve kuruluşlarının neredeyse tamamındaki yönetim kadrolarını siyasi yandaşlarıyla doldurduğu halde, siyasal kadrolaşmanın önünde en küçük bir engele tahammül göstermemekte, kamu yöneticilerini istediği gibi atama konusunda dikensiz gül bahçesi yaratmak istemektedir. Çünkü AKP’nin farklı renklere, farklı düşüncelere ve farklı kimliklere tahammülü ve sabrı yoktur.
Yazılı sınavlarda bile şaibeli bir ortam yaratan AKP’nin niçin kayıtsız, denetimsiz bir sözlü sınav sisteminde ısrar ettiği aşikardır. AKP, hukuk devleti normlarını yerleştireceğine, varolan kırıntıları da ortadan kaldırarak adeta aşiret kriterlerini hakim kılmaya çalışıyor!
Konfederasyon olarak Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelikte yapılan değişiklerin iptali için hukuksal girişimde bulunacağız. Ayrıca yapılan değişikliklerin ne anlama geldiğini her düzlemde kamu emekçilerine aktaracak ve onlarla paylaşacağız.
Kamu görevlilerinin atanması, yer değiştirmesi ve görevde yükselmeleri için görevin gerektirdiği nitelikler dışında, siyasal ve benzeri hiçbir düşünce, yol ve yönteme geçit vermeyecek düzenlemeler yapılması konusundaki mücadelemiz sürecektir.
KESK Yürütme Kurulu
Memura 2 şok birden!
Memur-Sen’in imzaladığı toplu sözleşmeyle 1.5 milyon memurun maaş kaybı 2015 yılndan sonra her yıl büyüyecek.Çocuk ve aile yardımının artırılmaması ise ikinci şok.
Gülümhan Gülten, Vatan, 30 Ağustos 2013
Hükümetle tek başına toplu sözleşme imzalayan Memur-Sen’in attığı imzadan 1.5 milyon memur için gelir kaybı çıkarken, memurun sadece 2014’te değil, önümüzdeki yıllarda da kayba uğrayacağı anlaşıldı. Toplu sözleşmeye göre, 1.5 milyon memurun kaybı, bundan sonraki memuriyet hayatları boyunca artarak sürecek. Hükümetin verdiği yüzde 3+3 oranındaki zammın bile gerisine düşen 1.5 milyon memurun bu durumu, 2015’de daha da belirginleşecek ve sonraki yıllarda da devam edecek.
Gelir kaybı büyüyecek
Vatan’dan Gülümhan Gülten’in haberine göre, Örneğin, bir şube müdürünün 2015 yılındaki gelir kaybı, yıllık gelir hesabıyla, 366 liraya ulaşırken, kamuda çalışan doktorun 2015 yılı gelir kaybı 780 lira, polis memurunun 2015 yılı için yaşayacağı kayıp 594 lira olacak. Bir kaymakam 2015 yılında 1 yıllık çalışması karşısında 1.224 lira kayba uğrarken, kamuda çalışan bir mühendisin 2015 yılı kaybı ise 1.170 lirayı bulacak.
Söz konusu 1.5 milyon memur 2014 yılı sonuna doğru, alabileceği daha yüksek zamma rağmen daha düşük bir zam alacağı için 2015 ve sonraki yıllarda da oransal maaş artışları bu düşük tutarlara uygulanacak. Memurların gördüğü zarar, bir değişiklik yapılmaz ve bu toplu sözleşmede altına imza atılan kararlar uygulanırsa, hiçbir zaman telafi edilemeyecek.
Memur-Sen’e tepki
2014 yılı maaş artışlarını da içeren toplu sözleşme masasına hükümet, ilk teklif olarak yüzde 3+3 zam teklifiyle gelmiş, memur adına masaya oturan Memur-Sen, önce, “bu teklifin kabul edilemez olduğunu” açıklamış, ardından brüt 175 lira zam kararıyla masadan kalkmıştı. Bu durum sert eleştirilere neden olmuş, Memur-Sen, düşük maaş alan memurların maddi kaybı olmadığını açıklamış, ancak görece yüksek maaş alanlar (2300 lira ve üstü) için bu kaybın olduğunu kabul etmek zorunda kalmıştı.
Memur-Sen, hükümetin masaya ilk oturuşunda memura yüzde 3+3 teklif etmiş olduğu halde, yetkili sendika olarak neden talebini yüzde 4+4 ve üstü bir oransal artışa çıkarmadığı, 1.5 milyon için hükümet teklifinin bile gerisine düşüldüğü eleştirilerine ise tepki göstermişti.
Aile yardımı da artmadı
Toplu sözleşmeden memurlara çıkan ikinci bir ‘gol’ daha bulunuyor. Buna göre memurlar için imzalanan toplu sözleşmede çocuk ve aile yardımında artış yapılmadı. Maaş zammı yüzdelik artış olmadığı için, çocuk ve aile yardımı da 2013’le aynı tutarda kaldı.
2014 yılında sadece taban aylıklarına zam kararı alınması nedeniyle, aile yardımı ödeneği de maaş katsayısına bağlı olduğu için hem eş hem de çocuk için alınan bu ödenek 2014 yılında artmayacak. Eğer hükümetin yüzde 3+3 önerisi kabul edilseydi eş ve 2 çocuk için aile yardımı ödeneği 110 lira artacak, yüzde 4+4 zam alınması durumunda artış 145 lirayı geçecekti. Böylece memurların tamamı aile yardımı artışından da mahrum kaldılar.
Matematik bilmeyen sendikadan memura gol!
16 yıllık devlet memuru, 223 TL yerine…
Gülümhan GÜLTEN / VATAN
Memurun taban aylığında 175 liralık zamma ‘Evet’ diyen Memur-Sen, bir gün önce hükümetin 3+3 zam teklifini kabul etse 1.5 milyon memur daha yüksek maaş alacaktı
Hükümetle tek başına toplu sözleşme imzalayan Memur-Sen’in attığı imzadan 1.5 milyon memur için büyük bir skandal çıktı. İmzalanan toplu sözleşmeyle 1.5 milyon memur, hükümetin vermek istediği yüzde 3+3 zam oranından bile daha düşük maaş artışı aldı.
2014 yılı maaş artışlarını da içeren toplu sözleşme masasına hükümet, ilk teklif olarak yüzde 3+3, toplamda yüzde 6.1 oranında zam teklifiyle geldi. Memur adına masaya oturan Memur-Sen, önce büyük bir tepki göstererek, “bu teklifin kabul edilemez olduğunu” açıklayıp masadan kalktı. Hükümet, teklifini yılın iki ayrı bölümü için 1’er puan yükselterek, yüzde 4+4’e çıkarabileceğinin işaretini verdi.
Daha düşük zam aldılar
Ancak ertesi gün diğer konfederasyonların haberi olmadan hükümetle yeniden masaya oturan Memur-Sen, toplantı sonunda anlaşma sağlandığını ve maaş artışının oransal olmadığını, brüt 175 lira zamma karar verildiğini açıkladı. Böylece 2.6 milyon memurun 1.5 milyonu için hükümetin vereceğinden daha düşük bir zam alındı.
Toplu sözleşme sonucunda kararlaştırılan zammın memur maaşlarına uygulanmasıyla görülüyor ki, 2.6 milyon memurun 1.5 milyonu için brüt 175 liralık zam, net olarak 123 lira olarak maaşlara yansıyacak. Bu ise oransal olarak hükümetin teklif ettiği toplam yüzde 6.1’lik zammın ancak yarısına ulaşabiliyor. Birçok memur için bu tutar, yılın toplamı için yüzde 3 civarında bir artış anlamına geliyor.
Buna göre, örneğin devlette çalışan 16 yıllık bir doktor, toplu sözleşme nedeniyle 2014 yılında 123 liralık net artış alacak. Oysa hükümetin ilk teklifi kabul edilseydi, 123 lira yerine 223 lira zam alacaktı.
Böylece söz konusu doktor, Memur- Sen’in talebiyle, hükümetin vereceği artıştan, 100 lira daha az artış almış oldu. Aynı örnek 16 yıllık mühendis ve avukatlar için de geçerli. 16 yıldır devlette çalışan bir mühendise hükümet 216 lira zam teklif etmişken, sendikanın imzaladığı toplu sözleşmeyle bu mühendis sadece 123 lira artış alabildi. Yani 93 lira daha fazla zam alabilecekken, alamamış oldu.
Polis memurunun aylık kaybı 47 TL
Memur-Sen’in isteğiyle imzalanan toplu sözleşmede yeralan zam kararıyla kamuda çalışan doktor, mühendis, kaymakam, avukat, başkomiser, polis gibi bazı meslekler ile şube müdürü ve memur kadroları için hesap yapıldığında her bir memurun gördüğü zarar ortaya çıkıyor.
Buna göre hükümetin teklif ettiği zam oranına göre, aylık maaşlarında 16 yıllık doktor 100 lira, 7/1 derecedeki bir kaymakam 98 lira, 16 yıllık bir mühendis 93 lira ve 16 yıllık bir avukat 78 lira daha az maaş artışı aldı.
Aynı şekilde 3/1 derecedeki bir başkomiser 70 lira, göreve yeni başlamış bir polis 47 lira daha az zam almış oldu. Yıllık olarak ise doktor 1.200 lira, kaymakam 1.176 lira daha düşük zam almış olacak.
Yasal olarak Memur-Sen’in by-pas ettiği iki memur konfederasyonu hükümetle Memur-Sen’in imzaladığı toplu sözleşmeyi hakem heyetine götüremiyor. Memur-Sen’e üye sendikalar dışında yetkili tek sendika olan KESK’e bağlı Kültür Sanat-Sen de sadece kendi hizmet kolundaki görüşmelerle ilgili hakem heyetine başvurabiliyor.
Vatan Gazetesi 17.08.2013
23.08.2013 tarihli Resmi gazetede yayınlanan Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun 18/8/2013 Tarihli ve 2013/1 Sayılı Kararı :
Toplu Satış Sözleşmesine Karşı Grevli Toplu Sözleşme İçin KESK Yürüyüş Kolları Ankara’da
KESK olarak, kamu emekçilerine karşı AKP-Memur Sen Mutabakatı ile gerçekleştirilen satış sözleşmesine itirazımızı dile getirmek üzere; “İnsanca Yaşam, Güvenceli Gelecek, Eşit, Özgür ve Demokratik Bir Türkiye İçin Yürüyoruz!” şiarıyla 4 koldan 16 Ağustos’da başlayan KESK Ankara Yürüyüşüne ilişkin
20 Ağustos 2013 Salı Günü Ankara’da gerçekleştirilecek eylem-etkinliklerin planlaması aşağıdaki gibidir:
1- Yürüyüş kollarımız 20 Ağustos Salı günü, saat: 12.30’da Ankaray son istasyonu olan AŞTİ istasyonu önünde buluşacaktır. KESK Ankara Şubeler Platformu tarafından yapılacak karşılamanın ardından AŞTİ’den Çalışma Bakanlığı’na yürünecektir.
2- “Satış Sözleşmesini” protesto etmek üzere saat 13.30’da Çalışma Bakanlığı önünde yapılacak basın açıklamasının ardından saat 14.30 kadar bakanlık önünde oturma eylemi gerçekleştirilecektir.
3- Saat 14.30’da bakanlık önünden Kızılay-Güvenpark’a yürünecektir.
4- 19.00-22.00 saatleri arasında Güvenpark’ta sadece kamu emekçilerinin değil bu ülkenin tüm ezilenlerinin, emekçilerinin kürsüsü kurularak forum düzenlenecektir.
23.08.2013 tarihli Resmi gazetede yayınlanan Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun 18/8/2013 Tarihli ve 2013/1 Sayılı Kararı :
| KARA LEKE BİLE AKP VE MEMUR-SEN MUTABAKATI KARŞISINDA PİR-U PAK KALIR! 14.08.2013 |
Kamu emekçilerinin yüzlerce talebinin olduğu 2014-2015 yılları Toplu Sözleşme (TİS) süreci, Hükümet fideliğinde büyüyen MEMUR SEN’in, sarı sendikacılık tarihine geçecek şekilde, Bayram arefesinde, yangından mal kaçırırcasına, Hükümetle uzlaşmasıyla sonuçlandı.
Bilindiği gibi, 4688 sayılı Yasa gereği TİS süreci, Ağustos ayının ilk iş günü başlar ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu süreci de dâhil olmak üzere 31 Ağustos 2013 itibariyle sona erer. Nitekim bu yıl TİS sürecinin ilk günü TİS görüşme takvimi belirlenmiş, Hizmet kolları ve genel taleplerin ele alınması, Hükümetin teklifini sunması ve mutabakat sağlanıp sağlanmaması konusunda son gün olarak 21 Ağustos belirlenmişti. Takvim ve gündem kamuoyuna da açıklanmıştı. Bu takvimde 7 Ağustos 2013 tarihi için herhangi bir görüşme yoktu ve o gün saat 13.00’de resmi tatil başlıyordu. Buna rağmen aynı gün saat 12.05’te Genel Başkanımız Devlet Personel Başkanlığı tarafından “yeni bir durum var” denilerek toplantıya çağrılmıştır. Toplantı için Heyetimiz yola çıktığı sıralarda TV’lerde TİS için uzlaşma sağlandığı şeklinde alt yazı geçiyordu! Toplantı başlamadan Bakan’a bu durum hatırlatıldığında “Doğrudur, MEMUR SEN yetkilileriyle sabaha kadar çalıştık, uzlaşma sağladık. İmzalar atılacak” dedi.
Değerli Basın Emekçileri,
TİS’le ilgili 4688 sayılı yasada 2012 yılında yapılan değişikliklere yaptığımız itirazımızın ve karşı çıkışımızın ne kadar haklı olduğu bugün açıkça anlaşılmıştır. MEMUR SEN ise o sıralarda can hıraş bu değişikliklerin kabulü için her türlü girişimde bulunmuştu. Nedenini kamuoyu bugün daha iyi anlamıştır. Maalesef kendi yaptıkları Yasaya bile uymadılar. Yasada en çok üyeye sahip üç konfederasyonun TİS’e katılacağı tarif edilmesine karşın süreç MEMUR SEN ile resmi ve gayri resmi görüşmeler halinde götürülmüş ve sonlandırılmıştır.
Özcesi Toplu değil tekli, İş Sözleşmesi değil, satış sözleşmesi yapılmıştır.
Konfederasyonumuz, kamu emekçilerinin mali, sosyal ve demokratik haklarını korumayı, geliştirmeyi ve yeni kazanımlar elde etmeyi esas aldığından son güne kadar da MEMUR SEN’in işbirlikçi, yandaş niteliğini ve duruşunu teşhir etmeyi tali planda ele almıştır. Esas olarak Hükümetin bilinen sermaye yanlısı kararlarına karşı taleplerimizi ve kamu emekçilerinin güvenceli geleceğine ilişkin kaygılarımızı öne çıkardık. Buna rağmen, AKP ile MEMUR SEN elele vererek, yan yana oturarak en genel sendikal ilke ve ahlakı da bir yana bırakıp, diğer iki konfederasyonun olmadığı “Ankara’nın karanlık dehlizlerinde” çirkin bir uzlaşmayla kamu emekçilerini yoksulluğa ve sefalete mahkûm ettiler.
Değerli Basın Emekçileri,
Gerek Hükümet kaynakları ve gerekse MEMUR SEN yetkilileri, bu mutabakatı büyük bir başarıymış gibi sunma noktasında da anlaşmış görünüyorlar. İşin aslı hiç de öyle değil.
Mutabakata göre; 2014 yılı için taban aylığa 175 TL artış yapılmıştır. 175 TL brüt artış olup Ocak 2014’te 123 TL olarak maaşlara yansıyacaktır. En düşük maaş alan kamu emekçisi Eylül 2014’te vergi dilimine girdiğinde bu miktar 116’TL’ye kadar düşecektir.
Taban aylığa artış yapılmasına yönelik bir itirazımız yok. Aksine talebimiz kabul edilseydi, taban aylık 2340 TL olacak ve tüm kamu emekçilerinin yanı sıra emekliler de enflasyon karşısında ezilmemiş olacaktı. Oysa MEMUR SEN – AKP ittifağında taban aylığa yapılan zam oranı bir aldatmacadan ibaret kalmıştır.
175 TL’lik brüt, 123-116 TL’lik net artış farklı derecelerdeki kamu emekçilerine farklı yansıyacaktır. Oransal olarak en düşük maaş alan kamu emekçisi için yaklaşık 6.7’lik bir artışa denk gelmektedir. Doktor, mühendis gibi bazı kamu emekçilerine ortalama % 3.2 ile %3.8 arasında yansırken, ortalama olarak %5.2’lik bir artış olacaktır. Dolaysıyla Hükümetin 6 Ağustos’ta önerdiği 2014 yılı için % 3 + 3’lük teklifin altına MEMUR SEN Başkanı ve yetkilileri imza atmıştır. Teklif ilk geldiğinde “Bu teklif memurları sokağa davet etmektir” diyen MEMUR SEN’in daha yirmi dört saat geçmeden nasıl olup da aynı içerikteki artışlara imza attığını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Bir zorlama ile mi imza attılar yoksa yakınlaşmakta olan seçimlere yönelik vaadler mi verildi, bilemiyoruz. Zaman bunu da ortaya çıkaracaktır. Ancak şu kesindir ki, MEMUR SEN diyet ödemeye devam ediyor. MEMUR SEN, hükümet sendikası olduğunu tescillemiştir.
Değerli Basın Emekçileri,
“Bayram müjdesi vermek istedik” denilerek alel acele, çocukların bile kabul etmeyeceği bir parmak balla kamu emekçilerinin kandırılmak istenme çabası boşunadır. Rakamlar ve gerçekler ortadadır.
Mutabakata göre kamu emekçilerinin bazılarına yansıyacak artışları tabloda göstermek konuyu daha anlaşılır kılacaktır;
2014 YILI İLK 6 AY
| DERECE | STATÜ | YIL | AĞUSTOS 2013 | OCAK 2014 | ORAN |
| 7/1 | HİZMETLİ | 20 YIL 7 AY | 1.813 | 1.936 | % 6.78 |
| 4/1 | HİZMETLİ | 27 YIL 3 AY | 1.932 | 2.055 | % 6.36 |
| 1/4 | MEMUR | 25 YIL 4 AY | 2.120 | 2.243 | % 5.80 |
| 1/4 | ÖĞRETMEN | 23 YIL 3 AY | 2.247 | 2.370 | % 5.47 |
| 1/4 | MÜHENDİS | 35 YIL 1 AY | 3.266 | 3.389 | % 3.76 |
| 1/4 | UZM.DOKTOR | 3.636 | 3.759 | % 3.38 |
2014 YILI İKİNCİ ALTI AY
| DERECE | STATÜ | YIL | AĞUSTOS 2013 | EYLÜL 2014 | ORAN |
| 7/1 | HİZMETLİ | 20 YIL 7 AY | 1.813 | 1.929 | % 6.39 |
| 4/1 | HİZMETLİ | 27 YIL 3 AY | 1.932 | 2.048 | % 6.00 |
| 1/4 | MEMUR | 25 YIL 4 AY | 2.120 | 2.236 | % 5.47 |
| 1/4 | ÖĞRETMEN | 23 YIL 3 AY | 2.247 | 2.363 | % 5.16 |
| 1/4 | MÜHENDİS | 35 YIL 1 AY | 3.266 | 3.382 | % 3.55 |
| 1/4 | UZM.DOKTOR | 3636 | 3.752 | % 3.19 |
Mutabakata göre; 2014 yılında enflasyon ne olursa olsun maaşlara ek fark yansıtılmayacaktır. Oysa toplu görüşmelerde bile enflasyon farkı yansıtılıyordu. MEMUR SEN bunun vebali altında kalacak, kamu emekçilerine er ya da geç hesap verecektir.
Değerli Basın Emekçileri,
Merkez Bankası enflasyonun 2014 yılı sonunda, orta noktası yüzde 5 olmak üzere yüzde 3,3 ile yüzde 6,7 aralığında gerçekleşeceğini tahmin etmiştir. Aynı Merkez Bankası’nın 2013 yıl sonu enflasyon tahminini şimdiden 0.9 puan yukarıya çektiğini hatırlatmakta fayda var. 2013 Temmuz ayı itibarıyle yıllık enflasyon %8,8’dir. Yapılan zam oranının 2014 yılı enflasyon altında kalacağını tahmin etmek için dört işlemi bilmek yeterlidir, kâhin olmaya gerek yok! Şimdiye kadar rakamlarla oynayan ve pembe tablo çizen AKP idi, şimdi buna MEMUR SEN de eklenmiş oldu. Enflasyonun altında bir artışa MEMUR SEN fit olmuştur.
Öğretmenlere yapılan 75’şer liralık eğitim öğretim tazminatı 666 sayılı KHK ile ortaya çıkan mağduriyeti gidermemiştir. Ek ödemeler emekliliğe dahil edilmediği gibi, öğretmenlere yapılan sembolik artış dışında diğer tüm kamu emekçilerinin ek ödeme oranlarına 2014 yılı için sıfır zam yapılmıştır. Bu durum ısrarla gizlenmek istenmektedir. Öğretmenler için ek göstergenin 3600’e çıkarılması talebimiz kabul edilmiş olsaydı en azından öğretmenler açısından emeklilik dönemi de dahil bir haksızlık giderilmiş olacaktı. Ancak AKP-MEMUR SEN “kutsal” ittifağında bu talebimiz gündeme bile alınmamıştır.
4/C’lilere ilişkin MEMUR SEN, yer yer kadro talebinde bulunsa da bunda samimi olmadığı mutabakatla kanıtlanmıştır. Zaten TİS’in başından itibaren 4/C’lilere ilişkin hep tali konularda talepte bulunmuş, kadro verilmesini değil mevcut koşulların iyileştirilmesini istemiştir. Nihayetinde kısmi bir artış oranıyla 4/C’lilerin çağdaş kölelilik koşularında yaşamaya devam etmesini kabul etmiştir. MEMUR SEN ve Hükümet el ele vererek 4/C ‘lilere ölümü gösterip sıtmaya razı etmek için seferber olmuştur. 4/C’li kamu emekçileri kadroya alınmadan yaşanan mağduriyet giderilemeyecektir.
En önemli hususlardan biri de; bu mutabakatta 2014 yılı için ek ders, aile yardımı, çocuk parası, özel hizmet tazminatı, fazla mesai ücreti artışı yoktur. Yine ikramiye, kira, ulaşım, giyecek, yiycek yardımı talebimiz görmezden gelinmiştir. Kamu emekçileri Hükümetin “kaynak yok” bahanesinin yanı sıra MEMUR SEN duvarıyla karşı karşıya kalmıştır.
Değerli Basın Emekçileri,
AKP-MEMUR SEN uzlaşmasında 2015 yılı için %3 + 3 artış ve varsa enflasyon farkının ödenmesi olarak kararlaştırılmıştır. Her iki taraf da bunu toplamda % 6 olarak sunmaktadır. Burada da bir yanıltma, kandırmaca vardır. Şöyle ki;
100 TL alan bir kamu emekçisi 2015 yılı ilk altı ayı için: 103 x 6 = 618 TL alacaktır. Yani toplamda 18 TL’lik bir artış oluyor. İkinci altı ay için: 106,09 x 6 = 636.54 TL alacaktır. Yıllık toplam 54.54 TL artış olmaktadır. Oransal olarak yıllık bazda % 4.54 etmektedir. Dolaysıyla enflasyonun altında bir artışa MEMUR SEN kamu emekçilerini satmıştır.
Değerli Basın Emekçileri,
Hizmet kollarına ilişkin geçen yıl Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararlarının aynen devam ettirilmesi dışında herhangi ciddi bir iyileştirme yoktur. Kültür ve Sanat Hizmet Kolu’nda yetkili Sendikamız Kültür Sanat-Sen’in ortaya çıkan mutabakatta imzası ve haberi bile olmamasına rağmen basın önünde “uzlaşmaya vardık” açıklamasının yapılması bir başka hukuksuzluktur. Sendikamız KÜLTÜR SANAT-SEN, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvuracaktır.
Yasa ve MEMUR SEN’e güvenerek Hükümet kendisini garantiye aldığını hiç düşünmesin. Fiili ve meşru mücadele geleneğinden gelen KESK, bu oyunları da bozacaktır.
AKP; KESK üyelerini tutuklayarak ve her türlü baskı aracını devreye sokarak bizleri engelleyeceğini düşünüyorsa kısa sürede yanıldığını görecektir. Mücadele devam ediyor. Bugün tüm illerde kamu emekçileri alanlarda, bu ilkesiz uzlaşmayı protesto ediyor, kınıyorlar. 16 Ağustos’ta da dört koldan Ankara yürüyüşümüz başlıyor. Yürüyüş kollarımızın adı ve güzergahı şu şekildedir:
| 16 Ağustos 2013 | 17 Ağustos 2013 | 18 Ağustos 2013 | 19 Ağustos 2013 | 20 Ağustos 2013 | |
| Mehmet Ayvalıtaş, Ali İsmail Korkmaz Yürüyüş Kolu | Edirne-Tekirdağ-İstanbul* | Gebze-Kocaeli* | Yalova-Bursa* | Eskişehir * | Ankara |
| Ethem Sarısülük, Medeni Yıldırım Yürüyüş Kolu | Manisa-İzmir* | Aydın-Denizli* | Uşak* | Afyon-Konya* | Ankara |
| Bedran-Orhan Encü, Abdullah Cömert Yürüyüş Kolu | Roboski-Şırnak-Mardin-Diyarbakır* | Urfa-Gaziantep* | Hatay-Adana* | Mersin* | Ankara |
| Metin Lokumcu Yürüyüş Kolu | Hopa-Rize-Trabzon* | Giresun-Ordu* | Samsun* | Amasya-Çorum* | Ankara |
| *Konaklama ve Forum yapılacak iller |
Değerli Basın Emekçileri,
Kamu emekçileri ve kamuoyu da biliyor ki, KESK hiçbir zaman kendisini salt ekonomik taleplerle sınırlı görmedi. Aksine mali, demokratik ve sosyal taleplerini toplumun ezilen diğer kesimlerin talepleriyle birleştirmeyi ve ortak mücadeleyi esas aldı. Bundan sonra da bu ilkesel duruşumuz aynen korunacak, mücadeleyi büyütmek esas alınacaktır.
$1ü Mücadelemiz, Parasız Eğitim, Parasız Sağlık diyenlerin mücadelesidir!
$1ü Mücadelemiz, bilimsel, akademik ve özerk üniversite isteyen gençlerimizin mücadelesidir!
$1ü Mücadelemiz, Gezi direnişinde açığa çıkan ekmek, adalet ve özgürlük talebinin dile getirilmesi içindir!
$1ü Mücadelemiz, Kürt halkının barış, demokrasi ve kimliğinin tanınması talebinin gerçekleşmesi içindir!
$1ü Mücadelemiz, HES’lere karşı deresine, suyuna ve toprağına sahip çıkanlarla buluşmak içindir.
$1ü Mücadelemiz, zindanlardaki tutuklu arkadaşlarımızın serbest bırakılması içindir!
$1ü Mücadelemiz, tüm ezilenlerin taleplerini ortaklaştırmak ve birlikte hareket etmek içindir!
Bu vesileyle başta MEMUR SEN üyeleri olmak üzere, tüm kamu emekçilerini KESK çatısı altında örgütlenmeye ve “İnsanca Yaşam, Güvenceli Gelecek, Eşit, Özgür Ve Demokratik Bir Türkiye İçin Yürüyoruz!” şiarıyla sürdürdüğümüz mücadeleyi birlikte büyütmeye davet ediyoruz.
KAMU GÖREVLİLERİNİN GENELİNE VE HİZMET KOLLARINA YÖNELİK MALİ VE SOSYAL HAKLARA İLİŞKİN 2014 VE 2015 YILLARINI KAPSAYAN 2. DÖNEM TOPLU SÖZLEŞME
2011-2013 dönemini kapsayan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararlarına KESK olarak şerhimizi koymuştuk.
2014-2015 dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmesi mutakabat metni Yetkili Konfederasyon ve Kamu İşveren Heyeti tarafından imzalanmıştır. KÜLTÜR SANAT-SEN olarak yetkili olduğumuz Kültür ve Sanat Hizmet İşkolunda süreç henüz tamamlanmamış olup mutakabat metninde imzamız bulunmamaktadır.
Ayrıca mutakabat metinlerinde geçen dönem Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararlarının tekrar 2014-2015 TİS mutakabat metinlerinde yer almıştır.