“KÜLTÜR VE SANATA SİYASİ VE EKONOMİK MÜDAHALELERE KARŞI ALTERNATİFLERİMİZ”SONUÇ BİLDİRGESİ
KÜLTÜR VE SANATA SİYASİ VE EKONOMİK MÜDAHALELERE KARŞI
ALTERNATİFLERİMİZ ÇALIŞTAYI SONUÇ DEKLARASYONU
Kültür ve sanat alanında uzun zamandır birikmiş sorunlarımızı daha da derinleştirecek müdahaleleri masaya yatırdık. İki gün boyunca “KÜLTÜR VE SANATA SİYASİ VE EKONOMİK MÜDAHALELERE KARŞI ALTERNATİFLERİMİZ” Forumu ile kültür ve sanat alanında faaliyette bulunan, içinde Özerk Sanat Konseyi bileşenlerinin de olduğu, dernek, vakıf, meslek örgütü, demokratik kitle örgütü, sendikaların ve bağımsız katılımcıların buluştuğu alternatif bir çözüm programı oluşturmayı amaçladık.
Kültür ve sanat emekçileri olarak yıllardır birikmiş sorunlarımıza çözüm aradık. Türkiye’de kültür ve sanat geleneğini yaratan, Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı kurumların tüzel kişiliklerinin kaldırılmasına ve bağımsız sanat yapabilme olanaklarının ellerinden alınmasına izin vermeyeceğimizi bir kez daha teyit ettik.
Uygar bir ülkede sanat kar ve rant için yapılamaz, devletin sanata desteği olmazsa olmazdır.
Bilim ve sanat özgürdür, kurumları özerktir. Sanatın özgürce üretilmesini sağlamak sosyal devletin temel görevlerinden biridir. Ödenekli sanat kurumlarında yapılacak her türlü mevzuat değişiklikleri iktidarların tepeden inmeci yaklaşımları ile değil en demokratik biçimde çalışanları temsil eden demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirilmelidir.
Sonuç olarak:
1- Siyasi iktidarların doğrudan sanatı ve kültürü yöneteceği ve sanatın ticarileştirilmesi anlamına gelen hiçbir yasa taslağını kabul etmiyoruz.
2- Ödenekli sanat kurumları korunmalı ve sanata özerklik anlayışının esas alındığı yasalar yapılmalıdır.
3-Kültür ve Sanat alnındaki demokratik tikle örgütleri tarafından sanat kurultayı yapılmalıdır.
4- Siyasi iktidarların sanat ve kültür alanını tehdit eden hegemonyası ve piyasalaştırma politikalarına karşı örgütlü tepkisi yansıtılmalıdır.
5-TÜSAK Yasa Tasarısı Taslağı’na karşı gerçekleştirilecek eylem ve etkinliklerin takvimi belirlenecektir.
6-Devlet sanatın nasıl olması gerektiğine müdahale edemez. Sanatın içeriği ve biçimi hiç bir siyasi iktidarın günlük politikalarının konusu yapılamaz. Devlet, siyasi iktidarların değişiminden etkilenmeyecek kalıcı yönetim politikası ile sanata özgür ortam yaratmakla yükümlüdür.
7- Sanat ve kültür alanlarına destek; ihale ve rant sürecine dönüştürülmemelidir. Sanat kurum ve kuruluşlarının belirleyeceği objektif kriterlerle destek oranları oluşturulmalıdır.
8 – Bakanlıklarda ve yerel yönetimlerde ilgili kuruluş olarak korunacak ve yeni kurulacak tüm sanat kurumlarının özerklik prensibi, evrensel anlamda fikir ve sanat özgürlükleri yasaları, anayasada açık biçimde güvence altına alınmalıdır.
9- Ödenekli sanat kurumlarında iş güvencesiz istihdam kabul edilemez.
10– Sanat kurumlarında esnek, güvencesiz, sendikasız ve angarya çalışma biçimlerine son verilmelidir. Bu konuda verilecek mücadele, kültür ve sanat için verilen mücadelenin ayrılmaz parçasıdır.
11-Sansür ve yasaklamalar asla kabul edilemez. Sansürle mücadele kültür ve sanat emekçilerinin en temel görevidir.
12- Siyasi iktidarların “Genel ahlak kuralları” sanat için bir ölçüt olamaz.
13- Özerk Sanat Konseyinin hazırladığı yasa tasarısı taslağı, güncellenmeli ve temel alınarak değerlendirilmelidir.
DEKLARASYONA İMZA KOYAN KURUM VE KURULUŞLAR
Kültür Sanat-Sen
TMMOB – Mimarlar Odası
Türkiye Barolar Birliği
İstanbul Barosu
Oyuncular Sendikası
Sine-Sen
Türkiye Yazarlar Sendikası
Özerk Sanat Konseyi
TOBAV
DETİS
TOMEB
İŞTİSAN
OPSOD
Tiyatro Platformu
Türkiye Tiyatrolar Birliği
Sanatçılar Girişimi
SEN-DER
Güzel Sanatlar Birliği Resim Derneği
RED Fotoğraf Grubu
Alternatif Tiyatro Platformu
Heykeltıraşlar Derneği
Tiyatro Eleştirmenleri Birliği
PEN Türkiye
Homur Mizah ve Karikatür Grubu
Evrensel Kültür
Emin Türk Eliçin Kültür Sanat Vakfı
Karikatürcüler Derneği
SenaristBir
Karşı Sanat Çalışmaları
SENDİKAMIZ İLE GÜZEL SANATLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANAN KIYAFET YARDIMI USUL ve ESASLAR
18.08.2013 tarih ve 28744 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 18.08.2013 tarih ve 2013/1 numaralı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının ‘Kültür ve Sanat Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklar’ başlığı bölümünün 2. Maddesi , ‘Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Orkestra sanatçıları ile Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı orkestra, koro ve topluluklarda çalışan sanatçılara, hizmetin gereği olarak görev esnasında giymesi gereken ve kurumlarınca belirlenen özel kıyafetler her yılın eylül ayında verilir. Verilecek özel kıyafetin standartları ile hangi personele ne kadar süreyle verileceği ve nasıl muhafaza edileceği huşuları ile malzemelerin kullanımına ilişkin usul ve esaslar ilgili kurumlar ile yetkili sendika tarafından birlikte belirlenir’ hükmü gereğince giyim yardımı hakkında SENDİKAMIZ ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan usul ve esasların yürürlüğü konulmasına ilişkin karar onayı çıkmıştır.
Kıyafet yardımına ilişkin olarak Sendikanızın görüşleri dikkate alınarak hazırlanan ve 2014-2015 yıllarını kapsayan ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne Bağlı Orkestra, Koro ve Topluluk Sanatçılarına Verilecek Kıyafet Yardımı ile ilgili Usul ve Esaslar’ 12.02.2014 tarih ve 30654 sayılı Bakan onayını müteakip uygulamaya konulmuş olup bir örneği ekte gönderilmiştir.
SENDİKASIZ ÇALIŞMAYA VE ANGARYAYA SON
22.02.2014 BİRGÜN HABER
Üç gün süren Kültür Sanat-Sen çalıştayı sona erdi. Çalıştay’da baskıların sürmesi halinde greve gidileceği açıklandı. Çalıştay sonuç bildirgesinde “Sanat kurumlarında esnek, güvencesiz, sendikasız ve angarya çalışma biçimlerine son verilmelidir” sözü yer aldı
Kültür Sanat-Sen’in düzenlediği hükümetin sanat alanında yaptığı müdahaleleri tartıştığı çalıştay sona erdi. Üç gün süren çalıştaydan TÜSAK geri çekilmezse süresiz greve gidileceği kararı alındı. Çalıştay ardından bir sonuç bildirgesi yayınlandı ve bildirgede devletin sanata desteğinin önemi vurgulandı. “Bilim ve sanat özgürdür. Sanatın özgürce üretilmesini sağlamak sosyal devletin temel görevlerinden biridir” denildi. Özellikli sanat kurumlarında yapılacak her türlü mevzuat değişikliklerini iktidarların tepeden inmeci yaklaşımlarıyla değil, en temel biçimde çalışanları temsil eden meslek örgütleri ve konuyla ilgili uzmanların katılımlarıyla gerçekleştirilmesi gerektiği belirtildi.
Çalıştayın bildirgesinden
“Siyasi iktidarların doğrudan sanatı ve kültürü yöneteceği ve sanatın ve kültürün ticarileştirilmesi anlamına gelen hiçbir yasa taslağını kabul etmiyoruz. Ödenekli sanat kurumlarının yasaları korunmalı ve yasaların emrettiği şekilde özel yasa ve tüzükler yapılmalıdır. Kültür ve sanat alanındaki demokratik kitle örgüteri tarafından sanat kurultayı yapılmalıdır. Siyasi iktidarların sanatı tehdit eden hegemonyası ve piyasalaştırılması politikalarına karşı kamuoyunun tepkisi örgütlenmelidir. TÜSAK yasa tasarısı taslağına karşı gerçekleştirilecek eylem ve etkinliklerin takvimi belirlenmelidir. Devlet sanatın nasıl olması gerektiğine müdahale edemez. Sanatın içeriği ve biçimi hiçbir siyasi iktidarın günlük politikalarının konusu yapılamaz. Bakanlıklarda ve yerel yönetimlerde ilgili kuruluş olarak kurulacak yeni kurulacak tüm sanat kurumlarının özerklik prensibinin anayasada açık bir şekilde güvence altına alınmalı ve uygulanmalıdır. Özellikli sanat kurumlarında iş güvencesiz istihdam kabul edilemez. Sanat kurumlarında esnek, güvencesiz, sendikasız ve angarya çalışma biçimlerine son verilmelidir. Bu konuda verilecek mücadele kültür ve sanat içinde verilen mücadelenin ayrılmaz parçasıdır. Sansür ve yasaklamalar asla kabul edilemez. Sansürle mücadele kültür ve sanat emekçilerinin en temel görevidir. Siyasi iktidarların genel ahlak kuraları sanat için bir ölçü olamaz. Özerk sanat konseyinin hazırladığı yasa tasarısı taslağı güncellenmeli ve alternatif olarak değerlendirilmelidir.”
SANATÇILAR GREVE HAZIRLANIYOR
Sanatçılar greve hazırlanıyor
Kültür Sanat-Sen’in düzenlediği kültür ve sanat alanına yapılan müdahalelerin tartışıldığı çalıştay, 3 günün sonunda tamamlandı: “TÜSAK geri çekilmezse, süresiz grev kararı alırız. Bu iktidarı bu yaklaşımla birlikte göndermenin zamanı gelmişti.”
Aslı Uluşahin / Cumhuriyet
Yayınlanma tarihi: 21 Şubat 2014 Cuma
Kültür ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat-Sen) öncülüğünde düzenlenen “Kültür ve Sanata Siyasi ve Ekonomik Müdahalelere Karşı Alternatiflerimiz” çalıştayına katılan, sanat alanında faaliyet gösteren 30’a yakın sivil toplum kuruluşu, Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) yasa taslağına karşı ortak mücadele kararı aldı.
Aralarında Oyuncular Sendikası, Yazarlar Sendikası, Türkiye Tiyatrolar Birliği, Karikatürcüler Derneği, Sanatçılar Girişimi, Sinema Emekçileri Sendikası, Heykeltıraşlar Derneği, Alternatif Tiyatrolar Topluluğu, Opera Solistleri Derneği’nin olduğu, Türkiye Barolar Birliği ile TMMOB Mimarlar Odası’nın da destek verdiği 3 günlük çalıştayda, “Sanatın içeriği ve biçimi hiçbir siyasi iktidarın günlük politikalarının konusu yapılamaz. Devlet, siyasi iktidarın değişiminden etkilenmeyecek kalıcı yönetim politikaları ve sanata özgür ortam yaratmakla yükümlüdür” görüşü benimsendi.
STK’ler, açıkladıkları sonuç deklarasyonunda, “Siyasi iktidarın doğrudan sanatı ve kültürü yöneteceği ve sanatın ticarileştirilmesi anlamına gelen hiçbir yasa taslağı kabul edilemez” diyerek, hükümete TÜSAK tasarısını geri çekmesi çağrısında bulundu.
TMMOB Mimarlar Odası binası ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde (MSGSÜ) yapılan çalıştayda sanatçılar ve STK temsilcileri, hem mesleki sorunlarını anlattı hem de TÜSAK’a eleştirilerini sıraladı. Devletin sanat kurumlarını lağveden, “sanatı politik müdahaleye ve ranta açan” TÜSAK taslağını bu haliyle tartışmaya değer bulmadıkları görüşünde birleşen katılımcılar, buna karşı neler yapılabileceğini konuştu.
Öne çıkan önerilerden ilki 6. Sanat Konseyi’nin toplanması talebiydi. Bu talep deklarasyonunda kendine yer buldu. Bir diğeri, hükümetin taslağına karşı sivil çalışmanın yapılmasıydı. Bu öneri de 2005’te son halini alan “Özerk Sanat Konseyi’nin hazırladığı yasa tasarısı taslağı güncellenmeli ve baz alınarak değerlendirilmedir” şeklinde deklarasyonda ifade edildi.
Sanatçıların gündeminde ayrıca 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde kitlesel eylemler yapılması vardı. Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya ise “bilimsel yöntemi terk ederek hazırlanan, hukuka aykırı, emekçi haklarının yok sayıldığı” TÜSAK taslağı geri çekilmezse grev kararı alacaklarını söyledi. “Bugün topyekûn mücadele günü. Eylemlilikleri yoğunlaştıracağız. Yasa Meclis’e gelirse süresiz eylem kararı alabiliriz” diyen Demirkaya, “Artık kaybedecek bir şeyimiz yok. Halka rağmen nasıl iktidar olunur görsünler” diye konuştu.
Bu düşünceler, “Siyasi iktidarların sanat ve kültür alanını tehdit eden hegemonyası ve piyasalaştırma politikalarına karşı örgütlü tepkiler yansıtılmalıdır. Gerçekleştirilecek eylem ve etkinlik takvimi belirlenecektir” ifadeleriyle deklarasyona yansıdı.
“TÜSAK taslağının devlet kurumlarını lağvetmesine karşı kurumların korunması, ancak özerklik anlayışının esas alındığı yasaların yapılması” görüşünde birleşildi. Söz konusu tasarının “sanatı iktidarın rant aracı haline getireceği”nin sıklıkla dile getirildiği çalıştayda, “Sanat ve kültür alanlarına destek, ihale ve rant sürecine dönüştürülmemelidir. Sanat kurum ve kuruluşlarının belirleyeceği objektif kriterlerle destek oranları oluşturulmalıdır” denildi.
TÜSAK taslağıyla ilgili dikkat çekilen noktalardan diğeri, yürürlüğe girerse sanatçıları güvencesizleştireceği, sanatın taşeronlaşacağıydı. Bu konuda ortak deklarasyonda “Ödeneki sanat kurumlarında iş güvencesiz istihdam kabul edilemez. Sanat kurumlarında esnek, güvencesiz, sendikasız ve angarya çalışma biçimlerine son verilmelidir. Bu konuda verilecek mücadele, kültür ve sanat için verilecek mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır” kararı yer aldı.
Toplantının bileşenlerinden biri de özel sanat topluluklarıydı. Özel tiyatrolara dayatılan “genel ahlak kriteri”nin hatırlatıldığı buluşmanın katılımcıları, “sansür ve yasakların asla kabul edilemez, sansürle mücadelenin kültür ve sanat emekçilerinin en temel görevi olduğunu” belirterek, “Siyasi iktidarın genel ahlak kuralları ölçüt olamaz” dediler.
BAROLARDAN SANATÇILARA TAM DESTEK
Sivil tasarı birlikte hazırlanacak
Toplantının MSGSÜ’deki 3. gününe, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, Ankara Barosu temsilcisi Abdullah Egeli de katıldı.
Feyzioğlu, sanatın ve sanatçıların toplum için önemini anlatırken, “Bir avuç olduğunuzu düşünebilirsiniz, ama siz aslında bir yumruksunuz. Sizden bir yumruk olduğunuza inanmanızı istiyorum. Böylece neden saldırıların hedefi olduğunuzu anlayabilir, ne kadar güçlü olduğunuzu da kavrayabilirsiniz” dedi.
Feyzioğlu, baro birimlerinin hem taslak üzerinde hem de atılacak adımlar konusunda çalışmaya başladığını anımsatarak, “Bir projesi, vaadi, atılacak sıralı adımları olmayanın eleştirmeye de hakkı yoktur. Biz eleştirme hakkımızı sonuna kadar kullanabilmek adına doğrunun da ne olduğunu hep birlikte yazma kararı verdik” dedi.
İstanbul Barosu Başkanı Kocasakal ise TÜSAK taslağının akıl dışı olduğunu belirterek “İstanbul Barosu hizmetinizde, arkanızda ve yanınızdadır. Hukukta direnme hakkı vardır. Gayrimeşru bir saldırı olursa direme hakkı evrenseldir. Herkes meşru direnme hakkını kullanmak zorunda” diye konuştu.
Toplantıya katılan DİSK ve KESK temsilcileri ise sanata saldırının, mevcut siyasi anlayıştan kaynaklandığını vurgulayarak, tüm saldırılara karşı birlikte mücadele edeceklerini vurguladılar.
SANATÇILAR GREVE HAZIRLANIYOR
SOL HABER- 22.02.2014
Kültür Sanat-Sen’in düzenlediği kültür ve sanat alanına yapılan müdahalelerin tartışıldığı çalıştay, 3 günün sonunda tamamlandı: “TÜSAK geri çekilmezse, süresiz grev kararı alırız. Bu iktidarı bu yaklaşımla birlikte göndermenin zamanı gelmişti.”
(soL-Kültür) Kültür Sanat-Sen’in çağrısıyla kültür ve sanat emekçileri, bakanlığın TÜSAK yasa tasarısını tartışmak için “Kültür ve Sanata Siyasi ve Ekonomik Müdahalelere Karşı Alternatiflerimiz” başlığı ile üç gün süren çalıştayda bir araya geldi.
29 kurumun katıldığı çalıştayın sonucunda AKP hükümetinin dayattığı yasa tasarısının kabul edilmediği açıklandı, yasa tasarısının geri alınması için eylemliliklerin planlanmasına ve özerk sanat konseyinin hazırladığı yasa tasarısı taslağının güncellenmesi ve alternatif olarak değerlendirilmesine karar verildi.
Sanatçılar ilk gün kendi kurumlarının özel sorunlarını paylaştı ve bir arada olmanın önemi vurgulandı. Çalıştayın ikinci günü ise TÜSAK yasa tasarısı tartışıldı ve ne yapılacağı üzerinde duruldu. Sanatçılardan bir kısmı TÜSAK yasasının hiç tartışılamayacağını, tamamen reddedilmesi gerektiğini, bakanlıkla görüşmeye gidilmemesi gerektiğini ve eylemlilik sürecinin planlanmasını vurgularken; bir kısmı ise TÜSAK yasasının kurulacak komisyon ile değerlendirilerek kendi tasarılarının hazırlanması gerektiğini ve bakanlığa bu tasarıyla gidilmesi gerektiğini öne sürdü. İki gün süren yoğun tartışma ve çalışmaların sonucunda, çalıştayın sonuç deklarasyonu dün okundu.
Opera Solistleri Derneği Genel Başkanı Arda Aktar’ın okuduğu sonuç deklarasyonunda, Türkiye’de kültür ve sanat geleneğini yaratan, Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı kurumların tüzel kişiliklerinin kaldırılmasına ve bağımsız sanat yapabilme olanaklarının ellerinden alınmasına izin vermeyeceklerinin bir kez daha teyit edildiği söylendi.
Uygar bir ülkede sanat kar ve rant için yapılamayacağı ve devletin sanata desteğinin olması gerektiğini söyleyen Aktar, bilim ve sanatın özgür olduğunu, yapılacak her türlü değişikliğin tepeden inmeci yaklaşımlar ile değil, tüm meslek örgütleri ve konunun uzmanlarının katılımıyla gerçekleşmesi gerektiğini belirtti.
Çalıştayın son gününde Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu açılış konuşması yaptı. Üç gün süren çalıştayda konuşmaların ana başlıkları ise TÜSAK ile mücadele edileceği, yasa tasarısına karşı direnileceği ve birlikte hareket edileceği yönündeydi.
Özgür Sanat, Özgür Ülke
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu:
Türkiye çok değişik günlerden geçiyor. Bir taraftan yargı bağımsızlığı hiç olmayacak hale getiriliyor. Diğer yandan mevcut durumu korumaya çalışan ciddi çelişkiler yaşanıyor. Sanatın ve sanatçıların baskıcı iktidarlar tarafından hedef alınmasının iki sebebi var. Sanat özgür olursa toplum özgürleşip hak talep edebilecek düşüncesi, ikincisi bir sanatcının peşinde yeri geldiğince milyonları yürütebilecek olması. Yumruk olduğumuzu düşünmenizi istiyorum. Niye saldırdıklarını o zaman anlayabilir, mücadeleye yürüyebiliriz. Tarihi bir şey yaptık, hep birlikte tarihi bir adım attık. Hukuk ile sanatı birleştirdik. Önümüzdeki hafta alt komisyonlar çalışmaya başlayacak, kanun çalışılacak. önümüze teker teker projeler koyulacak. Tüm Türkiye’ye çoğulculuk ve katılımcılık nedir; biz göstereceğiz.
Kararlı Mücadele, Güçlü Dayanışma
KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul:
AKP hükümeti, yukarıdan devlet eliyle, aşağıdan cemaatler ile ülkeyi yeniden dizayn ediyor. Emek sinemasını yok edelim, AVM yapalım anlayışı var, yeni liberal iktisadi anlayış var.
Toplumun öncü güçlerinin, sanatçıların bu olaydan etkilenmemesi imkansızdı. Başbakan’ın kızının yaşadığı olaydan sonra ‘tiyatroları özleleştireceğim, bize yük oluyor’ dedi.
Gezi Parkı direnişine sanatçılar da öncülük etti. AKM bu süreçte karakol haline geldi. Sanatı özgür olmayan bir ülke yaşamın hiç bir alanında özgürleşemez. Toplumun öncü güçleri olan sanatçılar tek başlarına maddi güç değildir. Ezilenler ve emekçilerle toplumu değiştirme gücüne sahiptir. İkisi buluşursa önlerinde kimse duramaz. Ne AKP ne cemaat ne de başka bir şey. Yan yana bir arada mücadele etmek zorundayız. Sanatın özgürleştiği ve sınırlandırılmadığı bir dünya istiyoruz.
TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu:
Kentler ve kültür sömürü ve yağmanın odağı haline gelmiştir. 1980 sonrası neoliberalizmin saldırı politikaları ile doğa, kentler, yağmaya tabi kalmıştır. Kentsel dönüşüm yasaları, ile yaşam alanlarımıza müdahale edilmiştir. İktidar sınırsız bir yağma yetkisini kavuşmuştur. Yağmanın güvencesi için yeni bir anayasa hazırlıyorlar. Estetiğe ve sanata yapılan baskılar devam etmektedir. AKP’nin kültürel varlıklara, herşeye yaptığı baskıya karşı Gezi süreci sıkıntı yaratmıştır. Diktatör ve sansür yasalarının tarihin çöplüğüne atılacağı inancıyla dayanışma duygularım ile selamlıyorum.
DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu:
AKP iktidarı sermaye ve piyasa ihtiyaçlarını gözardı ederek gerici zihniyeti ile toplumun her kesimine emekçilere ve sanata müdahale ediyor. Sanat ve emek mücadelesinin birleşmesi çok önemli. Doktorların, öğretmenlerin, hukukçuların ve sanatçıların işçi olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Mücadele düzlemini ayrı düşünemeyiz. Gelecek, bu dünyanın tüm değerlerini üretenler tarafından kurulacaktır. DİSK adına sizleri selamlıyorum.
İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal:
Türkiye bugün sivil diktatörlükle yönetiliyor, Yalanlar üzerine kurulmuş bir sistem. Hukuk devletini geçtim, onun daha gerisinde olan kanun devleti olmayı bile geçti. Böylesine bir siyasi atmosferde, hukuksuzluk ve baskılardan sanatın nasibini almaması düşünülemez. TÜSAK akıl dışı bir olay. Kültür sanat bu şekilde sınırlandırılamaz, bakanlık kurulunun inisiyatifine bırakılamaz. Bu akıldışılığı çok akıllı bir şekilde göstermek gerekiyor. Çok somut eleştiriler getirmek gerekiyor. Böylesi bir durumda ilk yapılması gereken şey, çağdaş ülkelerin modellerini de inceleyerek, sağlam bir rapor hazırlamak, hukuki gerekçeleriyle rapor sunmak gerekir. İstanbul Barosu bu anlamda hizmetinizde, yanınızdadır. Bunlar tarihin çöplüğüne atılacaktır. Bütün bu çalışmaların sonucunda raporu ilgilere ve kamuoyuna sunmak gerek. Bu süreçte ve direnişinizde yanınızdayız.
Reddediyoruz, Özgürce Üretiyoruz
Sanatçılar Girişimi-Orhan Aydın:
TÜSAK’ın bir düşmanlık olduğunu söylüyor ve tartışılmaz buluyoruz, tamamen reddediyoruz. Başından beri söylediğimiz bir şey vardı. Kültür ve doğa varlıklarının hepsi kaptırıldı. Toplantı ve gösterilerle bu durumu paylaştık. Geldiğimiz noktada kendimizi sorgulamalıyız, yoğun bir geç kalmışlık var. TÜSAK hiç bir şekilde tartışılamaz, reddiyoruz. Bakanlığın hiç bir çağrısına gidilmemeli.
Yapılması gereken tasarı çalışmasıdır. TOBAV, Özel Sanat Konseyi ve Kültür Sanat-Sen’in yaptığı çalışmaları, akıl birliği ile tasarılaştırıp net bir deklarasyonu, sistemin yürütücülerine, bütün demokratik kitle örgütlerine deklare etmeliyiz. 27 Mart Dünya Tiyatro Gününde AKM polis karakolu olmuştur. Kirliliği reddetmeliyiz.
Bugüne kadar yaşanan sorunları özetleyen ve kültür sanat alanındaki örgütsüzlüğün, saldırılara birlikte cevap üretememenin sonuçlarından bahseden oyuncu-yönetmen Yücel Erten ise konuşmasının devamında anayasal çerçeveden başlayarak, uygar ve çağdaş yasalarla kaynak dağılımını sağlayan özerk bir çatı kurumun oluşturulması, sanat kurum ve kuruluşlarına ayrılacak ödenek ve desteklerin, maddi ve ayni yardımların, çeşitlendirilmesi ve objektif kıstaslara bağlanması, mevcut ve kurulacak sanat kurumlarının her birinin, rasyonel bir yerinden yönetim anlayışı içinde özerk birimlere dönüştürülmesi, yönetim kademelerinin demokratik yöntemlerle belirlenmesi, süreli olması ve pozitif bir yarış atmosferi içinde özgürce üretmelerinin sağlanması gerektiğini söyledi.
“TÜSAK’ı geri çekin”
Kültür Sanat-Sen Başkanı Yavuz Demirkaya:
Önlerine ne çıkarsa bütün sürece müdahale eden bir AKP hükümeti ile karşı karşıyayız. Sanatçıları piyasaya mahkum ederek, sendikadan güvenceden mahrum ediyorlar. Sanatı kontrol etmek istiyorlar, para kazanmak istiyorlar. Başbakanın sanatçısı, yani kralın soytarısını yaratmaya çalışıyorlar. AKP’nin emek mücadelesine karşı yoğun organizasyonun başında taşeronlaştırma geliyor. Genel ahlak kurallarını yansıtmaya çalışıyorlar. Biz o gömleği giymeyecegiz. Bu süreçte taşeoranlaştırma çalışmaları, sendikasızlaştırmayı da getirecek. Emek sinemasında direndik, direneceğiz. Seka’da, Petlas’da aynı şeyi yaptı. ‘Zarar’ dedi, rekabet durumuna getirdi. Kar-zarar güdüsü ile bizim alanlarımıza bakılmasını reddediyoruz. Belediyeler ve AKP arasında sanat politikasında birlik yok, rant açmak var. Arkadaşlarımızı yasa olmadan her yerde görevlendiriyorlar. İlahi okutuyorlar, açılışlara gönderiyorlar, bunlara yasal çerçeve koyup emeklerini sömürüyorlar. Avrupa Belediyeleri ile buradaki belediyeleri kıyaslayacak kadar cahiller. Kütüphaneleri devretmek ve müzeleri devretmek için uğraşıyorlar.
Karşımızda örgütlü bir siyasi iktidar var. O önerileri AKP ile tartışmanın fayda getireceğini sanmıyorum. Sendikanın tek bir hedefi var; TÜSAK’ı geri çekin. Biz o masaya oturursak da ‘TÜSAK’ı geri çek’ diyeceğiz. Sendika olarak da alternatifimiz şu demeyeceğiz. Çekmediği takdirde oturup konuşacak bir şey yok. TÜSAK geri çekilmezse, süresiz grev kararı alırız. Bu iktidarı bu yaklaşımla birlikte göndermenin zamanı gelmişti. Gezi ile bu süreç başlamıştır.
SANATA MÜDAHALELERE KARŞI MÜCADELEYE
Kültür ve sanat emekçileri iki gün süren bir çalıştayın ardından, kültür ve sanata siyasi ve ekonomik müdahalelere karşı alternatiflerini hazırladı. Kültür Sanat-Sen’in çağrısıyla yapılan çalıştayın son günü sunulan raporda sanat alanından pek çok katılımcının önerileriyle oluşan bir sonuç deklarasyonu açıklandı.
Kültür ve sanat alanında birikmiş sorunları, müdahaleleri masaya yatırıldı. İki gün boyunca kültür ve sanat alanında faaliyette bulunan, içinde Özerk Sanat Konseyi bileşenlerinin de olduğu, dernek, vakıf, meslek örgütü, demokratik kitle örgütü, sendikaların ve bağımsız katılımcıların buluştuğu alternatif bir çözüm programı oluşturuldu.
Açıklanan raporda Kültür Bakanlığının hazırlığını yaptığı antidemokratik Türkiye Sanat Kurumu yasa tasarısına karşı da önemli öneriler yer alıyor.
Raporda, Türkiye’de kültür ve sanat geleneğini yaratan, Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne bağlı kurumların tüzel kişiliklerinin kaldırılmasına ve bağımsız sanat yapabilme olanaklarının ellerinden alınmasına izin vermeyecekleri açıklandı.
‘Uygar bir ülkede sanat kâr ve rant için yapılamaz, devletin sanata desteği olmazsa olmazdır. Bilim ve sanat özgürdür. Sanatın özgürce üretilmesini sağlamak sosyal devletin temel görevlerinden biridir.’ diyen sanat emekçileri, ödenekli sanat kurumlarında yapılacak her türlü mevzuat değişiklikleri iktidarların tepeden inmeci yaklaşımları ile değil en demokratik biçimde çalışanları temsil eden meslek örgütleri ve konuyla ilgili uzmanların katılımıyla gerçekleştirilmesi gerektiğini savundu.
İKTİDARIN SANATI YÖNETECEĞİ YASALARI KABUL ETMİYORUZ
“Kültür ve sanata siyasi ve ekonomik müdahalelere karşı alternatiflerimiz” başlığını taşıyan raporda yer alan konu başlıkları ise şöyle;
1- Siyasi iktidarların doğrudan sanatı ve kültürü yöneteceği ve sanatın ticarileştirilmesi anlamına gelen hiçbir yasa taslağını kabul etmiyoruz.
2- Ödenekli sanat kurumlarının yasaları korunmalı ve yasalarının emrettiği şekilde özel yasa ve tüzükler yapılmalıdır.
3- Kültür sanat alanındaki demokratik kitle örgütleri tarafından sanat kurultayı yapılmalıdır.
4- Siyasi iktidarların sanat ve kültür alanını tehdit eden hegemonyası ve piyasalaştırma politikalarına karşı kamuoyunun tepkisi örgütlenmelidir.
5- TÜSAK yasa tasarısı taslağına karşı gerçekleştirilecek eylem ve etkinliklerin takvimi belirlenmelidir.
6-Devlet sanatın nasıl olması gerektiğine müdahale edemez. Sanatın içeriği ve biçimi hiçbir siyasi iktidarın günlük politikalarının konusu yapılamaz. Devlet, siyasi iktidarların değişiminden etkilenmeyecek kalıcı yönetim politikası ile sanata özgür ortam yaratmakla yükümlüdür.
7- Sanat ve kültür alanlarına destek; ihale ve rant sürecine dönüştürülmemelidir. Sanat kurum ve kuruluşlarının belirleyeceği objektif kriterlerle destek oranları oluşturulmalıdır.
8- Bakanlıklarda ve yerel yönetimlerde ilgili kuruluş olarak korunacak ve yeni kurulacak tüm sanat kurumlarının özerklik prensibi, Anayasa’da açık biçimde güvence altına alınmalı, uygulanmalıdır.
9- Ödenekli sanat kurumlarında iş güvencesiz istihdam kabul edilemez.
10- Sanat kurumlarında esnek, güvencesiz, sendikasız ve angarya çalışma biçimlerine son verilmelidir. Bu konuda verilecek mücadele, kültür ve sanat için verilen mücadelenin ayrılmaz parçasıdır.
11-Sansür ve yasaklamalar asla kabul edilemez. Sansürle mücadele kültür ve sanat emekçilerinin en temel görevidir.
12- Siyasi iktidarların “genel ahlak kuralları” sanat için bir ölçüt olamaz.
13- Özerk sanat konseyinin hazırladığı yasa tasarısı taslağı güncellenmeli ve alternatif olarak değerlendirilmelidir.
SANATÇILARDAN GREV UYARISI
Kültür Sanat- Sen’in düzenlediği “Kültür ve Sanata Siyasi ve Ekonomik Müdahalelere Karşı Alternatiflerimiz” başlıklı Çalıştayın son oturumu gerçekleşti. Mimar Sinan Üniversitesi Sedat Hakkı Eldem Konferans Salonunda, dün, düzenlenen oturumun öğleden önceki bölümünde ilk olarak Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu konuştu. Feyzioğlu’nun ardından Kültür Sanat Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya konuştu. AKP İktidarı döneminde sanatın ve sanatçının baskı altına alınmak istendiğini vurgulayan Demirkaya, “Bu nedenle omuz omuza vereceğimiz insanları doğru seçmeliyiz. Çünkü karşımızda güçlü bir iktidar var” dedi. Gezi Parkı eylemlerinin AKP iktidarını sarsan bir direniş olması itibariyle önemli olduğuna vurgu yapan Demirkaya sanata ve sanatçılara yönelik baskılara karşı gerekirse grev yapacaklarını da duyurdu.
‘TOPLUMU ÖZGÜRLEŞTİREN SANATTIR’
KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tonbul da, AKP’nin 11 yıldır Türkiye’yi yukarıdan devlet eliyle aşağıdan ise cemaat gibi yapılanmalarla yeniden dizayn etmeye çalıştığını söyleyerek, “Başbakan yaşamın bütün alanlarını dini referanslara göre belirleme çabası var. Doğaldır ki toplumun öncü gücü olan sanatçıların da bundan payını almaması beklenemezdi” dedi. Sanatı özgür olan bir ülkenin toplumunun da özgür olamayacağını kaydeden Tonbul, emekçilerin ve sanatçıların toplumu değiştirme güçlerini buluşturduğunda bu birlikteliğin önünde hiçbir kuvvetin duramayacağına vurgu yaptı.
Kentlerin, kültür ve sanatın AKP İktidarı döneminde yağma ve talanın hedefi haline geldiğini belirten TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhçu ise, AKP’nin kültür sanat çevrelerini, kitle örgütlerini devre dışı bırakarak yağma yapmaya çalıştığına dikkat çekti. AKP’nin barınmadan, sağlığa, eğitime, emeğe ve sanata kadar pek çok alanda saldırı yasasını meclisten geçirdiğine vurgu yapan Muhçu, AKP’nin bu saldırıları karşısında GEZİ direnişinin çıktığını kaydetti. DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, “Bu kadar müdahaleci bir iktidar varsa bunun karşısında bir direniş de vardır. Gelecek emek tarafından korunacak. Gelecek kadınların, gençlerin, emekçilerin, aydınların ve sanatçıların olacak” dedi. 21 Şubat 2014 – EVRENSEL
‘KÜLTÜR VE SANATA SİYASİ VE EKONOMİK MÜDAHALELERE KARŞI ALTERNATİFLERİMİZ’ ÇALIŞTAYIMIZ


SANAT EMEKÇİLERİ ÇALIŞTAYI
www.evrensel.net
Eklenme tarihi: 2014-02-14 06:00:00
Kültür Sanat-Sen, 18-20 Şubat tarihlerinde “Kültür ve Sanata Siyasi ve Ekonomik Müdahalelere Karşı Alternatiflerimiz” çalıştayı düzenliyor.
Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya, “Hükümetin Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) Yasa Tasarısı başta olmak üzere, kültür sanat alanına yönelik müdahalelerine karşı kendi taleplerimizi ete kemiğe büründürmek istiyoruz” dedi.
Yavuz Demirkaya, Mimarlar Odası’nda dün düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’de kültür sanat geleneğini yaratan kurumların bağımsız sanat yapabilme olanaklarının ellerinden alınmak istendiğini ve bu kurumlarda çalışan emekçilerin sorunlarının taşeronlaştırma, güvencesizleştirme ve sendikasızlaştırma politikaları ile giderek derinleştirildiğini söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılacağı açıklanan çalıştayı tanımadıklarını belirten Demirkaya, “Oluşturulma sürecinde bulunmadığımız bu yaklaşımı kabul etmiyoruz. Kültür ve sanat alanında yapılacak düzenlemelerin tarafları olarak, el altından yasa tasarısı hazırlanılıp dayatma yapılmasına itiraz ediyoruz” diye konuştu. Demirkaya, sendika olarak düzenleyecekleri çalıştayda, “içinde Özerk Sanat Konseyi bileşenlerinin de olduğu, dernek, vakıf, meslek örgütü, demokratik kitle örgütü, sendikalar ve bağımsız katılımcıların buluştuğu alternatif bir çözüm programı oluşturmayı amaçladıklarını” ifade etti. Oluşturulacak program ortak bir deklarasyonla 20 Şubat’ta kamuoyuna duyurulacak.Sanatçı Müjgan Özçay da çalıştayın herhangi bir siyasi amacı olmadığı belirterek, “Bizim tek bir amacımız var; gelecek sanat hayatımızla ilgili atılacak bu adımda etkili olmak” diye konuştu.
ÇALIŞTAY PROGRAMI
18 ŞUBAT 2014 salı 13.00-18.00
Sanat alanları atölye çalışmaları
1. Yazın (edebiyat)
2. Sahne sanatları
* Ödenekli tiyatrolar
* özel tiyatrolar
* devlet opera ve balesi
3. Müzik
4. Görsel sanatlar (plastik sanatlar, fotoğraf, karikatür)
5. Tasarım (grafik, mimarlık, endüstri ve sahne tasarımı)
6. Görsel-işitsel sanatlar (sinema, tv, elektronik medya)
19 şubat 2014 çarşamba 13.00-18.00
Sanat alanları atölye çalışmalarının değerlendirilmesi
Ortak deklarasyonun hazırlanması
20 şubat 2014 perşembe 11.00-23.00
11.00 deklarasyonun basına açıklanması
13.00 forum
18.00 kokteyl
20.00 konser
(KÜLTÜR SERVİSİ)
