TÜSAK ÇALIŞTAYININ FiGÜRANI OLMAYACAĞIZ

‘TÜSAK Çalıştay’ının figüranı olmayacağız’

Kültür ve sanat alanında Devlet Tiyatroları, Devlet opera ve Balesi, senfoni orkestraları ile Güzel sanatlar Genel Müdürlüklerine bağlı toplulukların kapatılmasını da içeren kapsamlı değişikler öngören TÜSAK yasa tasarısı meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Bugün Oran TÜRKSOY tesislerinde düzenlenen toplantı ile bunun ilk adımları atılmış bulunuyor. TÜSAK tasarısı tüm kültür ve sanat alanını siyasi iktidarın rant kapısı haline getiren bir tasarıdır. Bu tasarının hazırlanma biçimi dahil olmak üzere hiçbir maddesinin tartışılacak bir yanı yoktur. Uzun zamandır Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından varlığı dahi kabul edilmeyen TÜSAK tasarısını bu gün su yüzüne çıkarmış bulunuyorlar. Bakanlık tarafından yapılan toplantı da kamuoyunda söz konusu tasarının kültür ve sanat alanındaki tüm paydaşlar ile birlikte yapıldığı havası verilmek için tasarlanmış bir toplantıdır. Bu tamamen kurgulanmış bir oyundur. Söz konusu toplantıda Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri TÜSAK’ı bu haliyle tartışmaya açtılar. Bu duruma itiraz ederek kültür ve sanat alanında mevcut sorunların çözülmesini istediğimizi belirttik. Ancak bakanlık yetkilileri bunu kabul etmediler. Toplantının bu haliyle sürmesinde kültür ve sanat alanına herhangi bir fayda görmediğimiz için toplantıyı terk ederek tepki gösterdik. Biz sanatçılar ve emekçiler olarak bu oyuna figüran olmayacağız. TÜSAK tasarısı geri çekilene kadar ortak mücadele etme kararı almış bulunuyoruz. Tüm sanat emekçilerini ve sanatseverleri sanat kurumlarımızı ve sanata sahip çıkmaya çağırıyoruz.

                                                                    Kültür Sanat-Sen Genel Merkezi

TÜRKİYE SANATÇILAR HAREKETİNİN BASINA VA KAMUOYUNA AÇIKLAMASIDIR

TÜRKİYE SANATÇILAR HAREKETİNİN BASINA VA KAMUOYUNA AÇIKLAMASIDIR
03.03.2014
TÜSAK DENİLEN TUZAĞA DÜŞMEYECEĞİZ!
Cumhuriyetin kuruluşunda “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” yetiştirmek isteyenler, 1924 yılından başlayarak kurdukları aydınlanmacı sanat kurumlarının özgürce sanat yaratmaları için yasalar hazırladılar.
Oysa bugün, hayali kurulan karanlık düzeni var edebilmek adına, o aydınlanmacı sanat kurumlarını yok etmek için, TÜSAK denilen TUZAĞI kuruyorlar:
Bugünkü Bakanlık yetkililerinin, “bizim dediğimiz olacak” dayatmaları ile kurumları yok eden bir yasa çıkartılamaz.
Hele, torba yasaya koydukları bir madde ile koskoca bir Bakanlığın tüm idareci kadrolarını bir gecede devre dışı bırakan; sabahın ilk ışıklarıyla kafa göz patlatarak yasa çıkartıp, yargıyı doğrudan yürütmeye bağlayan TBMM’nin parmak kaldırma demokrasisi ile Türkiye’nin tüm sanat dünyası için yasa yapılamaz. 
Sanat için her türlü düzenleme, ancak sanatçılar ve de onların uygun görecekleri yetkin kişiler tarafından yapılır. 
Sanatın özgürce ve süreklilik içinde, kendi koşul ve kurallarına uygun olarak üretimini sağlayacak ortamı yaratmak ve bu ortamı yaratmak için de gerekli ödeneği vermek, sosyal devletin temel görevlerinden biridir. 
Sanatın içeriği ve biçimi siyasal iktidarların günlük politikalarının konusu değildir, olamaz.
Sanat ve kültür alanlarına destek; yandaş beslemeye yarayan bir yemliğe veya ihale ve 
rant sürecine dönüştürülemez. 
Tüm sanat kurumlarımızın değişmez özerklik koşulu, Anayasamızda açık biçimde güvence altına alınmıştır. 
Son sözümüz şudur: Sanatı özgürleştirmek aldatmacası ile tüm sanat kurumlarını ve sanat ortamını, hükümetin sanatı, hükümetin memuru haline getiren “TÜSAK Yasa Tasarı Taslağı” TUZAĞI, derhal geri çekilmelidir.

TÜRKİYE SANATÇILAR HAREKETİ


(Türkiye Sanatçılar Hareketinde Yer Alan Kuruluşlar-abecesel olarak yazılmıştır-)
Adana Filarmoni Derneği
Ankara Çoksesli Müzik Derneği (AÇMD)
Ankara Devlet Konservatuvarlılar Derneği (ADK-DER)
Antalya Filarmoni Derneği
Besteciler Orkestra Şefleri ve Müzikologlar Birliği (BESOM)
Bursa Filarmoni Derneği
Çağdaş Sanatlar Vakfı (ÇAĞSAV)
Çoksesli Korolar Derneği
Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV)
Devlet Tiyatrosu Sanatçıları Derneği (DETİS)
İzmir Filarmoni Derneği
Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat Sen)
Kültür ve Sanat İşgörenleri Sendikası (Kültür Sanat İş)
Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED)
Opera Koro Sanatçıları Derneği (OKSDER)
Opera Solistleri Derneği (OPSOD)
Opera ve Bale Sanatlarını Geliştirme Vakfı (OBV)
Sanatçılar Sanatseverler Kültür ve Dayanışma Derneği (SANSEV)
T. C. Sanatçı İnisiyatifi
Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği (TOMEB)
Türk Dünyası Kültür ve Sanat Derneği
Türkiye Filarmoni Derneği
Türkiye Kültür ve Sanat Hizmetleri Kamu Görevlileri Sendikası (Türk Kültür Sanat Sen)
Çalışan ve emekli sanatçılar

YETMİŞ YILLIK BİLGİ VE BİRİKİME SAHİP SANAT KURUMLARIMIZI SAVUNUYORUZ

Devlet Opera ve Balesinin kapatılmasına KARŞI,
Devlet Tiyatrolarının kapatılmasına KARŞI,
Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünün kapatılmasına KARŞI,
Sanatın rant kapısı haline getirilmesine KARŞI,
Sanata sansür ve siyasi müdahalelere KARŞI söyleyecek sözümüz var.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılacak olan TÜSAK çalıştayı öncesi düşüncelerimizi haykırmak için 3 Mart Pazartesi günü saat 9.30’da buluşuyoruz.
Tüm kültür sanat emekçilerini ve sanatseverleri sanatı savunmaya ÇAĞIRIYORUZ!
YER: TÜRKSOY TOPLANTI SALONU
Ferit Recai Ertuğrul Caddesi no:8 Oran Çankaya/ANKARA(Panora AVM karşısı)
ULAŞIM: Güvenpark Oran dolmuşları
İLETİŞİM: 0 312 232 12 51

YEREL YÖNETİMLER ve SANAT SEMPOZYUMU’DA İŞ YERİ TEMSİLCİMİZ TUNA SAGAY’IN KONUŞMASI

Öncelikle herkesi saygıyla selamlıyorum.
Nitelikli sanatsal faaliyetlerinin toplumun tüm üyeleri tarafından ulaşılabilir olması gerekiyor. Elbette sanatın devlet tarafından desteklenmesi özerkliğinin korunması gerekiyor. Ancak diğer yandan sanatın ulaşılabilir olası için ise yerel yönetimlerin mutlaka sanatsal faaliyetlerde aktif olması gerekiyor. Buda yine yerelde sanatın yaşaması ve sürdürülmesini mümkün kılacak yapılarla olabilir. Elbette burada elzem olan yine sanatın özerkliğidir. Sanat siyasi amaçlara alet edilmemelidir. 
TÜSAK tasarısı hem mali olarak hem idari olarak hem de oto sansürün derinleştirilmesi bakımından tam bir sansürü hedefliyor. Sendikamız ve üyelerimiz tarafından da yoğun olarak eleştirilen Tasarı idari bakımdan siyasi iktidarın tam kontrolünü öngörüyor.
Tasarı mali olarak desteklenecek sanat faaliyetlerinin denetimini amaçlıyor. Siyasi iktidarın manipülasyonuyla oluşturulacak bir konsey tarafından tamamen güdümlü bir yapı amaçlanırken egemenler tarafından sanatın biçim ve içerik bakımından tam kontrolü hedefleniyor. Diğer yandan sanatı piyasaya açmayı hedefleyen tasarı özel sanat kurumlarını talep üzerine sanat üreten ticari kurumlar haline getirmeyi hedefliyor. Sanat kurumlarının siyasi otoriteye bağlayan bu tasarı ile siyasi iktidarın tam denetimine sokma planlanıyor. Sanat özgür ve özerk olması gereken ve devlet tarafından sübvanse edilmesi gereken bir alandır. Sanatsal yaratıcılığın açığa çıkabilmesi için özerklik olmazsa olmazdır. TÜSAK tasarısında öngörülen 11 kişilik Sanat Kurulu doğrudan doğruya Bakanlar Kurulu tarafından atanması bizim açımızdan asla kabul edilemez. TÜSAK sanatı ve sanat kurumlarını zaten var olan siyasi denetim ve baskıyı artıracak bir taslaktır. Ayrıca taslak sanatsal faaliyetlerin desteklenmesi ve teşvik edilmesini siyasi olarak belirlenmiş bu kurulun insafına terk ediyor. Siyasi otoritenin belirlediği sanat kurulu yine siyasi iradeden bağımsız düşünülemez. Sanatın tasarıyla ticarileştirilerek devletin bu alandaki faaliyetine son verilecek. Sanatsal faaliyetler tamamen ticari kaygılarla kurulmuş özel sanat kurumlarına terk edilerek sipariş üzerine sanat üretimi dönemi başlayacak. Sanat eserlerine halkın erişimi giderek zorlaşacak ve lüks olacak. Sanat sanatsal kaygılardan ziyade Sanat Kurulu’ndan geçmesi ve siparişin temin edilmesi kaygısıyla üretilecek. Yandaş sanat kurumları türeyecek ve ihale usulü ile alınan sanat eserleri ile bu yandaş kurumlar palazlandırılacak. TÜSAK hazırlanış şekliyle de şaibeli bir tasarıdır ve meşruluğu bulunmamaktadır. Tasarı kamuoyundan ve sendikamız Kültür Sanat Sen ile sanat alanında faaliyette bulunan kurum ve kuruluşlardan gizli olarak hazırlanmıştır. Kamuoyunca yeterince tartışılmadan adeta dayatma şeklinde hazırlanan varlığı bile kabul edilmeyen tasarı internet sitelerinde dolaşmaktadır. Bu şekilde hazırlanan bir yasa tasarısının bir meşruiyeti olamaz. TÜSAK tasarısı devletin sanattan elini çekmesini öngören bir tasarıdır. Dolayısıyla bu tasarının yasalaşması halinde başta mevcut sanat kurumlarındaki idari kadro olmak üzere kültür ve sanat emekçilerinin durumları belirsiz durumdadır. TÜSAK taslağı ile beraber mevcut kadrolar iptal edilecek ve 700 civarında kadro ataması yapılacaktır. Böylece kadroların bu şekilde devredilmesi durumunda çalışanlar mağdur olacaktır. Gerek Devlet Tiyatrolarında gerek Devlet Opera ve Balesi genel müdürlüklerinde yıllardır çalışan sanatsal bilgi ve tecrübeye sahip sanatçıların bu birikiminden bir çırpıda vazgeçilmesi yine kabul edilemez. TÜSAK yasa tasarısı İngiltere Sanat Konseyi uygulamasının çok kötü bir taklidi olacak şekilde ele alınmış bir tasarıdır. Binlerce yıllık İngiliz sanat anlayışı ve kültürünün sadece Konseyinin taklit edilmesi ancak yine köklü kurum ve kuruluşlarının görmezden gelinmesi sanat alanına nasıl şekilci yaklaşıldığını gösteriyor. Bölge sanat konseylerinin belirleyici olduğu İngiltere’de Sanat Konseyi yılda sadece bir kez toplanarak strateji belirleyen bir konsey iken TÜSAK’ta ise11 kişilik devamlı mesai yapan bir kurul öngörülüyor. Bu kurul desteklenecek sanat faaliyetlerinden satın alınacak eserlere kadar, hemen her şeyin karar vericisi konumunda olması planlanıyor. Ve yine İngiltere Sanat Konseyi’nde personelle sanat kuruluşları arasında imzalanan sözleşmelerin içeriği ilgili sendika ile sanat kuruluşları arasında yapılan görüşmeler sonucunda önceden belirleniyor. Oysa bu durum TÜSAK tasarısında belirleyici olan tamamen Bakanlar Kurulu tarafından atanan Sanat Kurulu olarak öngörülüyor. Sözleşmeli sanatkârlar da TÜSAK Yasalaştığı takdirde memur yapılarak verimsizleşmesi öngörülüyor. Sanat tamamen siyasileştirilerek sansür olağanlaştırılırken sanat borsası yaratılarak ta sanatın ticarileşmesinin kapıları ardına kadar aralanıyor. Sanatın bu şekilde halktan koparılarak rant kapısı haline getirilmesine Kültür Sanat Sen olarak karşıyız. Sanat kurumlarının kapatılması sonrasında sanat alanında çalışacak kültür ve sanat emekçileri tamamen piyasanın insafına terk ediliyor. Özel sanat şirketlerinin güvencesiz, esnek, sendikasız ve kuralsız çalışma koşullarına terk ediliyor. Zaten uygulamada yaşanan taşeronlaştırma daha da derinleştiriliyor.