5.DONİZETTİ KLASİK MÜZİK ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

Donizetti Klasik Müzik Ödülleri sahibini buldu.

Andante Dergisi’nin 5 yıldır düzenlediği yarışmanın bu yılki kazananları belli oldu.Keman sanatçımız Ayla Erduran’a  ‘’Yaşam Boyu Başarı’’ ödülü verildi.

Kültür Sanat-Sen  olarak tüm kazananları kutluyor, ülkemizde kültür ve sanatın tehdit altında olduğu bu bulanık dönemde bize umut oldukları için hepsine teşekkür ediyoruz.

Yılın Kadın Dancısı- İlke Kodal ( İDOB ), Yılın Üflemeli Çalgılar Yorumcusu- Ayşegül Kirmanoğlu (İDSO )  ve Yılın Oda Müziği Topluluğu- Golden Horn Brass ‘da  Dilan Selek (İDOB )’in sendikamız üyesi olmalarıyla  ayrıca gurur duyuyoruz.


2014 Donizetti Klasik Müzik Ödülleri 
Yılın 30 Yaş Altı Çıkış Yapan Genç Müzisyeni: Hande Küden, Yılın Kadın Dansçısı: İlke Kodal, Yılın Erkek Dansçısı – Yücel Emre Kaynarsu, Yılın Kadın Opera Yorumcusu: Soprano Simge Büyükedes, Yılın Erkek Opera Yorumcusu: Tenor Murat Karahan, Yılın Oda Müziği Topluluğu: Golden Horn Brass Yılın Üflemeli Çalgılar Yorumcusu: Ayşegül Kirmanoğlu Yılın Klasik Müzik Etkinliği: Marsyas Uluslararası Kültür Sanat ve Müzik Festivali Yılın Yaylı Çalgılar Yorumcusu: Çağ Erçağ, Yılın Piyanisti: Emre Şen, Yılın Bestecisi: Zeynep Gedizlioğlu, Özel Başarı Ödülü: Sevda-Cenap And Müzik Vakfı ve Bilkent Senfoni Orkestrası, Özel Başarı Ödülü: Tolgahan Çoğulu, Başarı Ödülü: Can Çakmur, Mikrop Gramofon Kayıt Ödülü: İzmir Barok – Lila Müzik Yaşam Boyu Başarı Ödülü: Ayla Erduran

Sanatçılarımızla övünüyoruz.

EMEKLİ İKRAMİYESİNDEKİ 30 YIL SINIRLAMASI ANAYASA MAHKEMESİNDE…


EMEKLİ İKRAMİYESİNDEKİ 30 YIL SINIRLAMASI ANAYASA MAHKEMESİNDE

Bilindiği üzere kamu emekçileri kaç yıllık hizmetleri olursa olsun, en fazla 30 yıl hizmet üzerinden emekli ikramiyesi alabilmekte, 30 yılın üzeri için kendilerine herhangi bir ödeme yapılmamaktadır.
Özellikle son yıllarda, çalışan maaşı ile emekli maaşı arasındaki farkın çok artması dolayısıyla, pek çok kamu emekçisi zorunlu olarak 30 yılın üzerinde çalışmak durumunda kalmaktadır. Bu çalışmanın büyük bir kısmının ikramiye dışında bırakılması ise büyük bir hak kaybına ve hakkaniyetsizliğe yol açmaktadır.
Sendikamıza bu konuda gelen başvurular neticesinde, emekli olan üyemiz Hasan Hüseyin Kaya üzerinden hukuki bir süreç başlatma kararı aldık. Sendikamızın yönlendirmesiyle üyemiz Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurarak, 30 yılı aşan hizmetleri için kendisine emekli ikramiyesi ödenmesini talep etti. Bu talebin reddi üzerine 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 89. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “…verilecek emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla süreler… (dikkate alınmaz)”hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla dava açtık. Anayasaya aykırılık iddiamız Ankara 10. İdare Mahkemesi tarafından yerinde bulundu ve mahkeme yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.
Anayasa mahkemesinden karar bekleniyor.

MİSAFİR SANATÇILAR, SSP’LİLER, VE TURİZM ARAŞTIRMACILARI İLE İLGİLİ TALEPLERİMİZDE ISRARCIYIZ

Toplu Sözleşme Görüşmeleri kapsamında; Kamu Personeli Danışma Kurulu’nun  20.03.2014 perşembe günü saat 10.00’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Reşat Moralı Toplantı Salonunda gerçekleştirilen 2014 yılı Mart ayı toplantısı bilgi notu:  

Genel Başkanımız Yavuz Demirkaya Kamu Personeli Danışma Kurulu toplantısında Misafir Sanatçılar ve Süreli Sözleşmeli olarak istihdam edilen personellerin kadroya alınması konusunu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’e yeniden iletti. Sadece yaklaşık 2 bin çalışanı ilgilendiren bu konuyla ilgili daha önce Bakan Çelik tarafından “çalışma yapılsın” şeklindeki talimat gereğince yapılan çalışmaların bitmesine rağmen henüz kanunlaştırılmadığını söyledi. Bakan Çelik ise bu konu hakkında “değerlendirme yapılacağı” şeklinde yanıt verdi. Genel Başkanımız Demirkaya’nın üzerinde durduğu bir başka konu ise Enformasyon Memurlarının Turizm araştırmacısı ünvanı alması ile ilgili düzenlemenin Bakanlık tarafından bir türlü yapılmaması oldu. Demirkaya, TİS’te kazanılmış olan bu hakkın kanunlaştırılmadığı için kullanılamadığını bakana yeniden iletti. Bakan Çelik ise bu konuda BakanlığaGenel Başkanımız Yavuz Demirkaya’nın konuşmasının tam metni şöyle:

“Sayın bakan değerli heyet. Kültür Sanat Sen Genel Başkanı olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum. İki önemli konuda görüş belirtmek istiyorum. İlk Toplu İş sözleşmesinde enformasyon memurlarının turizm araştırmacısı ünvanı almasıyla ilgili bir kazanım elde edilmişti. Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından halen turizm araştırmacısı olarak kabul görmüyor. Çünkü sizde defalarca ifade ettiniz gibi Kanunlaşması gerekiyor. Oysa ki 190 sayılı khk’da ilgili cetvele girmedi. Sizin Başbakanlığa göderdiğiniz torba yasada da olmadığını görüyoruz. Burada bir düzenleme yapılması elzemdir. Bütün danışma kurulu toplantılarında bu konuyu tekrar tekrar konuştuk sizinle.”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik: Karar altına alınmış bir konu mu bu?

Kültür Sanat Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya: “Evet. Bu TİS konusu. Danışma kurulu toplantılarında yasalaşması konuşuldu. Karar altına da alındı. Ama buraya yansımamış. Bir diğer nokta TİS ve geçtiğimiz danışma kurulu toplantılarında da gündeme getirdiğimiz taşeronlaştırmaya ilişkin 4/C’lilerle ilgili yapılacak düzenlemelerde misafir sanatçı veSüreli Sözleşmeli Personel olarak adlandırılan toplamda 2 bin kişi bile olmayan konservatuar mezunu ve üniversite mezunu değerli sanatkarlarımızın kadroya geçirilmesi ile ilgili idi. Bu konuda sizin talimatınızla ‘çalışma yapılsın’ denilmişti. Bu çalışma Devlet personel Daire Başkanlığı ile yapıldı. Bitti. Kamuoyuna da yansıdı. İnternet sitelerine ve basına yansıdı. Misafir sanatçıların iş güvencesi torba yasada yer alacak denildi. Fakat gördüğüm kadarıyla buda bu gün gördüğümüz torba yasada yer almıyor. Basına yansıyan maalesef olmamış. Bu konuda elimde son derece önemli bir çalışma var. Hali hazırda Sanat Kurumlarında, Maliye Bakanlığı tarafından onaylanmış 2 ile 3 bin arasında boş kadro bulunuyor. Bu kadrolara sınav açılmamakta kadrolara sanatçı istihdamı yapılmamaktadır. Büyük bir tehlikeyi de dikkatinize sunmak istiyorum. Bir yandan taşeronlaştırma ile ilgili büyük sorunlar olduğu söyleniyor diğer yandan Kültür ve Turizm Bakanlığı taşeronlaştırmayı daha da derinleştirecek bir Türkiye Sanat Kurumu adıyla tasarı hazırlıyor. Türkiye Sanat Kurumu Kurulmasına ilişkin taslak, taşeronlaştırmayı genelleştiren bir taslaktır. Bu konuyla ilgili iş güvencesiz, düşük ücretli ve sendikasız istihdam yasallaşacak . Ki misafir sanatçı kadroları halen sendikaya üye olamıyor. Burada tamamıyla taşeronlaştırma var. Herkes misafir sanatçı ve süreli sözleşmeli çalıştırılması planlanıyor. Bu konuda sizden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak Hükümet nezdinde bu tasarıya karşı girişimde bulunmanızı istiyoruz. Bu konuda sizden destek bekliyoruz. Bu misafir sanatçıların kadrosu toplamda 3 bin kişi sayın bakan. Bu arkadaşlarımızı olmayan bir kadroya değil mevcut bir kadroya alınmasını bekliyoruz. Bu çalışmayı size tekrar vereceğim. Teşekkürler.”

SANATI ÖZGÜR BIRAKIN

Evrensel Haber – 20.03.2014  

Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat-Sen) üyesi sanatçılar, sanat kurumlarının kapatılmasına ve tüm sanat faaliyetlerinin 11 kişilik bir kurula devredilmesine yol açacak TÜSAK tasarısına karşı imza kampanyası başlattı. Çeşitli eylem ve etkinliklerin de yapılacağının duyurulduğu kampanya çerçevesinde sanatçılar TÜSAK tasarının geri çekilerek sanatın özgür bırakılmasını isteyecekler.
Önceki gün Türkiye genelinde oynanan tüm tiyatro ve opera temsilleri öncesinde imza stantları açarak kampanyayı başlatan sanatçılar TÜSAK tasarısının geri çekilmesini istiyor. Kampanyayı Ulus’ta bulunan Küçük Tiyatro önünde yapılan basın açıklamasıyla duyuran sanatçılar basın açıklaması boyunca ağızlarına siyah bant takarak, “TÜSAK’a Hayır” ve “Farkında mısınız sanat kurumları kapatılıyor?” dövizleri taşıdılar. Basın açıklamasını Devlet Tiyatroları Sanatçıları Umut Karadağ, Miraç Eronat, Murat Çidamlı, Dilek Bozkurt ve Cengiz Toraman okudu. Açıklamalarında, tarih boyunca baskıcı iktidarların sanatı kontrolleri altına almaya çalıştıklarını belirten sanatçılar, bu çabanın bugün de sürdüğünü ifade ettiler.
Sanatçılar, egemenlerin kültür ve sanatı kolay yönetilir bir toplum yaratma amacının aracı olarak gördüklerini ifede ettikleri açıklamada “Ancak insanlık kendine dayatılan zinciri mutlaka kırmış, kendi yolunda yürümeye, kendine yeni özgürlük alanları açmaya devam etmiştir” dediler. 
TÜSAK’ın hayata geçmesi halinde ödenekli sanat kurumlarının yok olacağını belirten sanatçılar, halkın bu kurumların nitelikli yapımlarından mahrum kalacak ya da özel sanat kurumlarına böylesi yapımlar için astronomik bilet ücreti ödeyeceklerine dikkat çektiler. Sanatçılar açıklamalarında, “Sanatçı, yapıtını yaratım sürecinde kendini otosansür mekanizmasının sıkıştırmışlığı içinde hissedecek, sanat idari ve mali özgürlüğünü tümüyle yitirerek bir meta haline dönüştürülecek, ödenekli sanat kurumlarının sözleşmeli sanatkarları da memur yapılarak verimsizleşecek ya da sermayenin güvencesiz, esnek, sendikasız ve kuralsız çalışma koşullarına terk edilecek” ifadelerine yer verdiler. Üzerlerinde “TÜSAK=TUZAK” yazan tişörtlerle bildiri dağıtan tiyatro sanatçıları fotoğraf çektirmek isteyenlere TÜSAK’ı anlatarak mücadelelerinde destek beklediklerini söylediler.
KOSTÜMLERİYLE BİLDİRİ DAĞITTILAR
Küçük Tiyatro’da basın açıklamasının sürdüğü dakikalarda opera sanatçıları da temsilleri öncesinde kostümleriyle birlikte izleyicilerine bildiri dağıttılar. Sanatçılar 27 Mart 2014 tarihine kadar sürecek kampanyanın sosyal medya da #TüsakGeriçekilsin #SanatKurumlarınaSahipÇık etiketleriyle süreceğini belirterek tüm sosyal medya kullanıcılarından destek beklediklerini ifade ettiler.
TÜSAK GERİ ÇEKİLSİN!
Adana Devlet Tiyatrosunda da tiyatro sanatçıları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanan TÜSAK yasa tasarısının geri çekilmesi için ağızlarını kırmızı bantlarla kapattı, imza masası kurdu ve basın açıklamasından sonra bir dakika alkışlarla yasayı protesto etti. Tiyatroseverler de eyleme destek sundular. Kültür Sanat-Sen adına basın açıklamasını okuyan Adana DT Oyuncusu Mazlum Taşkıran, tarih boyunca baskıcı iktidarların sanatı ve sanatçıyı baskı altına almayı amaçladıklarını ancak, insanlığın her dönem buna direndiğini ifade etti. Mücadelelenin hâlâ devam ettiğini döyleyen Taşkıran, Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanan TÜSAK yasa tasarısıyla devlet ödenekli sanat kurumları olan Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüklerinin kapatılmak istendiğine dikkat çekti. Bu yasa tasarısıyla sanatın idari ve mali özgürlüğünü tümüyle yitirerek bir meta haline dönüştürüleceğini söyleyen Taşkıran, ‘Sanatçıları temsil eden meslek kuruluşlarına , emeği savunan sendikamıza ve alanın uzmanlarına danışılmadan kapalı kapılar ardında hazırlanan TÜSAK tasarısına karşı çıkıyor ve halkımızın duyarlığına güveniyoruz’ dedi. (Ankara/EVRENSEL)
www.evrensel.net

SEYİRCİ, SEYİRCİ KALMADI

‘TÜSAK’a hayır!’ kampanyasına izleyicilerden de destek geldi. Temsiller öncesinde seyirciler Kültür Sanat-Sen’in hazırladığı protesto bildirisini imzaladılar. Besteci Muammer Sun da, ‘Biliyorsunuz, TÜSAK diye bir pislik hazırlandı’ diyerek eyleme destek verdi. Kültür Sanat-Sen’in başlattığı imza kampanyası, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde İstanbul AKM önünde okmunacak bildiriyle son bulacak

 Selda Güneysu / Cumhuriyet

Yayınlanma tarihi: 19 Mart 2014 Çarşamba

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca hazırlanan ve Devlet Tiyatroları (DT), Devlet Opera ve Balesi (DOB) ile Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nü lağv edip, sanat kurumlarını Türkiye Sanat Kurulu’na (TÜSAK) devreden yasa tasarısı taslağına tepki bu kez tüm Türkiye’deki izleyicilerden geldi. DT ve DOB’un bütün bölge sahnelerinde, temsiller öncesi izleyiciler, Kültür Sanat-Sen’in başlattığı “TÜSAK’a hayır” bildirisini imzaladı.

Ankara’daki izleyiciler, “Bakanlığa sesleniyoruz, buradan, merkezden. Biz izleyiciler olarak sahnelerimize sahip çıkıyoruz, sahnelerimizi kapatamazsınız” dedi.

Öte yandan DT ve DOB üst yönetimi ve müdürlükleri “TÜSAK’ın derhal geri çekilmesi gerektiğini” vurgulayan resmi yazıyı bakanlığa gönderdi.

Ankara Opera Sahnesi’nde önceki akşam, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 99. yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, librettosunu Turgut Özakman’ın yazdığı, ünlü besteci Muammer Sun’un bestelediği “3 Destan” adlı müzikli dinleti gerçekleştirildi. Ancak konser öncesi, Kültür Sanat-Sen öncülüğünde, Türkiye çapında eşzamanlı başlatılan “TÜSAK’a hayır” imza kampanyası gerçekleştirildi.

‘Seyirci kalma, sahip çık!’

DT ve DOB’un tüm bölge sahnelerinin önünde gerçekleştirilen kampanyada, sanatçılar izleyicilere, “Sanat kurumlarına sahip çık. Lütfen seyirci kalma” bildirisini okuyarak, izleyicilerden kampanyaya destek vermeleri için imza istedi.

“70 yıllık sanat kurumlarımız kapatılıyor. Sanat ticarileştirilerek, sanat eserlerinin toplumun tüm üyelerine nitelikli ve ucuz olarak sunulması olanaksız hale getiriliyor. Gündeme getirilen TÜSAK yasa tasarısı ile DT, DOB ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı senfoni orkestraları, koro ve topluluklar kapatılıyor. Onlarca yıllık tecrübeye ve birikime sahip sanatçılar sanat alanından uzaklaştırılıyor. Sanat, özel şirketlerin rant kapısı yapılmak isteniyor” denilen bildiriyi okuyan izleyiciler de sanat kurumlarının kapatılmasına tepki gösterdi.

Muammer Sun’un tepkisi

İzleyicilere bir destek de “3 Destan” adlı eseri izleyen ünlü besteci Muammer Sun’dan geldi. Sun, temsil sonrası sahneye çıkarak izleyicilere, “Eserde sözü edilen destanlara, Çanakkale Zaferi’ne, Sakarya Meydan Muharebesi’ne ve Kurtuluş Savaşı’na imza atan başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi saygıyla anıyorum. Bugün burada, bu kurumlarda bu eserleri izleyebiliyorsak, onların sayesindedir. Sahnedeki orkestradaki arkadaşlarım, temsil sırasında yer yer ayaklarını sahneye vurdular. Bu bir tepkiydi. Sanat kurumlarının kapatılmasına tepki… Biliyorsunuz, TÜSAK diye bir pislik hazırlandı. Ben de şimdi, onların bu eylemine destek veriyor ve bu pisliği ayaklarımın altına alarak, eziyorum, tepiniyorum” dedi.

Öte yandan önceki gün DT ve DOB üst yönetimi ve müdürlükleri “TÜSAK’ın derhal geri çekilmesi gerektiğini” vurgulayan resmi yazıyı bakanlığa gönderdi. Kültür Sanat-Sen’in başlattığı imza kampanyası ise “27 Mart Dünya Tiyatro Günü”nde İstanbul AKM önünde okunacak bildiriyle son bulacak.