BİLGİ ÜNİVERSİTESİNDEN SANATÇISIZ SANAT KONFERANSI

Evrensel – 27.01.2014

BİLGİ Üniversitesinde sanatçılar ve sanat alanında faaliyette bulunan sendika dernek vb. kuruluşlar tarafından sanatın özelleştirilmesi şeklinde yorumlanarak eleştirilen TÜSAK tasarısı bir konferans düzenlenerek masaya yatırılıyor. İki oturumdan oluşması planlanan konferans programında Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül’ün de katılacağı duyuruldu. Konferans, İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültür Politikaları ve Yönetimi Araştırma Merkezi (KPY) ve British Council, “Sanat Yönetiminde Yeni Arayışlar: Sanat Konseyi Modeli” başlığı ile düzenleniyor. Konferansta sanatçılar ve kültür ve sanat emekçilerinin tepkisini çeken ‘Sanat Konseyi’ modeli konuşulacak. İngiltere, kamu finansmanlı özerk bir Sanat Konseyi yapılanması ile bu konuda önemli bir deneyime sahip. İngiltere modeli olarak sunulan TÜSAK tasarısı İnternet’te ve çeşitli yayın organlarında yayımlandığı halde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından varlığı kabul edilmiyordu.

Eczacıbaşı tarafından kurulan İKSV’nin Genel Müdürü Görgün Taner’in de konuşacağı belirtilen konferansta sanat alanında faaliyette bulunan kurum ve kuruluşlardan konuşmacı bulunmaması dikkat çekiyor.

KÜLTÜR SANAT-SEN KONFERANSI ELEŞTİRDİ

Kültür Sanat-Sen MYK Üyesi Yusuf Sağlam konferansı sanatçılara ve kültür, sanat emekçilerine yer verilmemesi nedeniyle eleştirdi. Üniversitelerin sanat alanında tartışmalar yürütmesi ve bu konuda duyarlı olmasını önemsediklerini belirten Sağlam, ancak tartışmanın paydaşların tamamının yer aldığı bir ortamda yapılması gerektiğinin altını çizdi. AKP iktidarının Türkiye’deki sanat alanına gözünü diktiğini ifade eden Sağlam, konferansın AKP’nin bu amacına hizmet edeceği yönünde kaygılar taşıdıklarını söyledi. “Konferans umarım TÜSAK propagandasına dönüşmez.

Çünkü bu şekilde tek taraflı bir çalışma sanat alanında yaşanan sıkıntıları artırmaktan başka bir işe yaramaz” dedi. Konferans İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Kampüsü’nde 30 Ocak 2014 tarihinde gerçekleşecek. (Ankara/EVRENSEL)

TEŞVİK ÖDEMELERİ YAPILMIŞTIR

Ödemeleri geciken Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğünde çalışan idari sözleşmeli sanatkarların teşvikleri yatırılmıştır. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne Bağlı Koro, Dans ve Müzik Topluluklarında çalışan sanatkarların teşvik ödemelerinin ise önümüzdeki hafta sonuna kadar yatırılacağı bildirilmiştir. DUYURULUR…

TASARI SANATA SANSÜR VE TAŞERONLAŞMA GETİRİYOR

Elif AKGÜL 
İstanbul – BİA Haber Merkezi

23 Ocak 2014, Perşembe 17:03

Kültür Sanat Sen Başkanı Demirkaya bakanlığa bağlı sanat kurumlarını kapatarak, 11 kişilik kurula bağlı hale getirmeyi öngören TÜSAK tasarısının iş güvencesizliği, taşeronlaşma ve sansüre yol açacağına söyledi.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat Sen) Başkanı Yavuz Demirkaya Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı sanat kurumlarını kapatarak, 11 kişilik kurula bağlı hale getirmeyi öngören Türkiye Sanat Kurumu’na (TÜSAK) tasarısının iş güvencesizliği, taşeronlaşma ve sansüre yol açacağına söyledi.

“Özerklik kalkacak, esnek çalışma saatleri artacak”

bianet’e konuşan Demirkaya tasarının kabul edilmesi halinde taşeronlaşmanın kırmızı çizgileri olduğunu söyleyerek şöyle devam ediyor:

“Tasarı kabul edildiği takdirde iş güvencesi kalmayacak. Çalışanlar düşük ücrete ve esnek çalışma saatlerine mecbur bırakılacak. Yasal hakları olmayacak.”

“Prova başına çalışan kişi olacak. Ancak bu bale gibi alanlarda uygulaması imkansız olan bir yöntem. Bir balerini herhangi bir ayda ‘Gel dans etmeye başla’ diye işe çağıramazsınız. Balerinin prova yapması gerekli, prova yapacağı yer gerekli. Bunlar nasıl sağlanacak?”

Tasarının kabul edilmesi halinde seçilmiş kurulların kapanıp, 11 kişilik atanmış kişilere bağlı hale getirileceğini söyleyen Demirkaya şöyle diyor:

“Teşviki arttıracaklarını söylüyor. Ancak TÜSAK Başkanı Bakan ve dolayısıyla Başbakan tarafından atanacak. İktidarın tasvip etmediği projeler para alamayacak. Kurumların şu an kısmi de olsa sahip oldukları özerklik ortadan kalkacak.”

Bakanlık, TÜSAK ile ilgili olarak kültür sanat kurumlarıyla dün toplantı yapacaktı. Demirkaya bu toplantının gerçekleşmediğini, muhtemelen Şubat ayına ertelendiğini aktardı.

Tasarıda ne var?

* Kurulacak olan TÜSAK bir başkan ile bir ikinci başkanın da dahil olduğu 11 kişiden oluşuyor. Kurul üyeleri üniversite mezunu olup bakan teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla atanacak. Kuruldaki 6 kişi desteklenen sanat kurumlarında eğitim görmüş ya da görev yapmış kişiler olacak.

* TÜSAK Başkanı ve ikinci Başkanı Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenecek.

* Üyeler görevi kötüye kullanmaları ya da yüz kızartıcı suç işlemeleri halinde Başbakan onayı ile görevden alınacak.

* TÜSAK desteklenecek projelere karar verecek ve bu projelerin “amacına uygun” olup olmadığına karar verebilecek.

* TÜSAK sanat projeleri yaptıracak. Tasarıda “kime/hangi kurum ya da kuruluşa yaptırabileceğine” dair bir bilgi geçmiyor.

* Kurumun taşınmazlarının alım satım ve kiralanmasına TÜSAK karar verecek.

* TÜSAK Bakan’ın onayıyla gelirleri kuruma ait olmak ve kuruma tahsis edilmek üzere iktisadi işletme ve şirket kurma, işletme ve kapatma yetkisine sahip olacak.

* Kurum personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabii olacak.

KÜLTÜR SANAT SEN’DEN TEŞVİK ÖDEMELERİNDEKİ GECİKMEYE TEPKİ

www.evrensel.net

Kültür Sanat-Sen, Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne Bağlı Koro, Dans ve Müzik Topluluklarında çalışan idari sözleşmeli sanatkarların teşvikleri hesaplarına yatmadığını belirterek tepki gösterdi. Kültür ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat-Sen) Merkez Yürütme Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada aralık ayında yatması gereken teşvik ödemelerinin zamanında yatırılmaması idari sözleşmeli çalışanlar açısından mağduriyet yarattığı ifade edildi. Açıklamada, “İlk olarak Haziran 2013 tarihinde de meydana gelen gecikme bu yılda da yaşanmaya devam ediyor” denildi.

GECİKME DEVLET CİDDİYETİNE YAKIŞMIYOR

Kültür Sanat-Sen olarak konu ile ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileriyle görüşmeler yaptıklarının ifade edildiği ifade edilen açıklamada, görüşmelerde Başbakanlık onayına bağlı olan ödemelerin Başbakanlık tarafından imzalanmadığı gerekçesiyle geciktirildiği bigisinin verildiği söylendi. Başbakanlık müsteşarının İçişleri Bakanlığına atanması kastedilerek Başbakanlıktaki bürokrat atamalarının buna sebep olduğunun öğrenildiği belirtilen açıklamada Kültür ve Turizm Bakanlığının teklifi Başbakanlığın onayına zamanında sunduğu bilgisine yer verildi. Buna rağmen Başbakanlıktan onay imzasının çıkmamasının nedeni hakkında tatmin edici bir açıklama yapılmamaktadır” denilen açıklamada gecikmenin devlet ciddiyetine yakışmadığı vurgulandı.

TÜSAK İLE İLGİSİ VAR MI?

Açıklamada “Ödemelerde yaşanan gecikmelerin gündemden düşmeyen ve sanatı ticarileştirmeyi öngören TÜSAK yasa tasarısı ile ilgisi var mıdır?” diye soruldu. “Varsa bu uygulamayla ne gibi bir sonuca ulaşılmak istenmektedir?” sorusuna da yer verilen açıklamada “AKP Hükümetinin bu keyfi uygulamasını kınıyor teşviklerin bir an önce yatırılmasını talep ediyoruz” denildi. (Evrensel/ANKARA)

TEŞVİK GECİKMELERİNE TEPKİ

Yerel Basın – (Başkent)

Teşvik gecikmelerine tepki Kültür Sanal Sen. Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı koro, dans ve müzik topluluklarında çalışan idari sözleşmeli sanatkarların teşviklerinin hesaplarına yatmadığını belirterek tepki gösterdi. Kültür ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat Sen) Merkez Yürütme Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada. Aralık ayında yatması gereken teşvik ödemelerinin zamanında yatıramamasının idari sözleşmeli çalışanlar açısından mağduriyet yarattığı belirtildi. Açıklamada ilk olarak Haziran 2013 tarihinde meydana gelen gecikmenin bu yıl da yaşanmaya devam ettiği kaydedilirken, Kültür Sanat Sen olarak konu ile ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileriyle görüşmeler yapıldığı da bildirildi. Açıklamada, görüşmelerde Başbakanlık onayına bağlı olan ödemelerin. Başbakanlık tarafından imzalanmadığı gerekçesiyle geciktirildiği bilgisinin verildiği dile getirildi. Yetkililere, “Ödemelerde yaşanan gecikmelerin gündemden düşmeyen ve sanatı ticarileştirmeyi öngören TÜSAK yasa tasarısı ile ilgisi var mıdır? Varsa bu uygulamayla nc gibi bir sonuca ulaşılmak istenmektedir?” sorularının yöneltildiği açıklamada, uygulama kıntinarak. teşviklerin bir an önce yatırılması istendi. 

KLASİK MÜZİK YENİ BİR RANT KAPISI YAPILMAK İSTENİYOR

ANKA/BİRGÜN/EVRENSEL

Sanat kurumlarına Türkiye Sanat Kurumu adı altında düzenleme yapılıyor. yapılan düzenleme ile sanat kurumlarında performansa dayalı bir sistem getiriliyor. Tasarıda “sivil toplum örgütlerine proje yapma yetkisi verilir” ibaresinin taşeron anlamına geldiği belirtilirken tasarının sanata devlet desteğinin kaldırılması anlamına geldiğinin altı çiziliyor.

Konu ile ilgili bir açıklama yapan İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası(İDSO) Müdürü Ertuğrul Köse, Türkiye Sanat Kurumu başlığı altında yapılması planlanan düzenleme ile İDSO’nun kapatılmasının amaçlandığını ve tasarıyla ilgili şu ana kadar kendilerinin görüşünün bile sorulmadığını söyledi.

Sanat kurumlarına yeni yasa tasarısıyla performansa dayalı bir sistem getirmenin amaçlandığını belirten Ertuğrul Köse şu değerlendirmede bulundu; “Rekabet denen şey bizi birbirimize kırdırmak olur. Rekabet iyi ödülle, başarıyı teşvikle anlam kazanır. Rekabet işi ucuzlatmak ve ayağa düşürmek değildir. Rekabet bizi yaptığımız müzikle, dünya festivallerine sürekli davet edilen bir seviyeye taşıyarak, kültürüyle kabul gören ve özlenen bir aşamaya getirmeli. Rekabet ayrıca kendi içinde değil, dünya ile olur. Devlet desteğini kaldıralım, işi piyasa rekabete bırakalım isteniyor. Devlet katkısı olmazsa sanat olmaz. Asgari ücretten daha hallice bir performansa dayalı bir sistem olabilir mi? Amacın İDSO’nun kapatılması olduğu açık. Bu bir paranoya değil. Kimse kapatmayacağız diyemiyor zaten, biz sistemi daha iyi hale getireceğiz diyorlar. Bu bir temenni sadece”

‘MEVCUT YASANIN HARFİNE DOKUNULMASIN’

İDSO Müdürü Ertuğrul Köse, mevcut yasada eksik hiç bir yan olmadığını ve Türkiye’de senfoni orkestrası kültürünün çok eskilere dayandığını ifade ederek, “Bizim bir yasamız var, CSO Yasası. Ve şimdi mevcut yasayı değiştirmek isteği var. Ancak mevcut yasada neyin eksik olduğunu kimse söylemiyor.Yürütmesinde ne gibi zorluklar olduğunu anlatmış da değiller. Sadece biz değiştirmek istiyoruz dediler. Muhakkak her yasanın zamanla tadil edilmesi gereken yanları olabilir. Çağa ayak uydurulması konusunda bazı revizyonlar gerekebilir. Burada amaç çok sesli müziğin geniş kitlelere sevdirilmesi ve bu sanatı icra edenlerin de daha iyi noktalara götürülmesi,tabanın genişletilmesi ve klasik müziğin icrasında evrensel normlara ulaşılması olmalı. Eğer projeye veya performansa dayalı bir sistem getirilirse kimse çocuğunu konservatuara vermez ve klasik müzik projeye dayalı bir sistemle yeni bir rant kapısı olur. Amaçlananın şeyin de rant olduğunu düşünüyorum. Biz mevcut yasamızın harfine bile dokunulmasını istemiyoruz” diye konuştu.

‘KLASİK MÜZİK DE RANT KAPISI OLACAK’

Projeye dayalı modeli değerlendiren Ertuğrul Köse, bu konuda şunları söyledi: “Projeye dayalı deniyor de projeyi kim yapacak bu bilinmiyor. Sivil toplum kuruluşlarına proje yapma yetkisi verilecek deniyor da bu sivil toplum kim olacak belli değil. Projeyi kim geliştirecek, bunların bu konudaki becerileri ve deneyimleri ne? İngiltere, Avustralya ve İtalya örneklerini baz alarak bir düzenleme yapılacağı söyleniyor ama, bu ülkelerin sistemlerinin hiç okunmadığı açık. Dünyanın en mutsuz müzisyenleri İngiltere’de. Çünkü oradaki sistem, bizde şimdi yapılmak istenen sistem. Taşerona bağlı bir sistem. Parayı taşeron mu yoksa sanatı icra eden mi kazanacak. Doğası gereği taşeron ucuzuna kaçacak daha çok rant elde etmek için. Bu tam anlamıyla klasik müziğin rantlaştırılmasıdır.”

‘HAYATINDA BİR KEZ KLASİK MÜZİK KONSERİNE GİTMEMİŞ KİŞİLERE BİZİ BAĞLAMAK İSTİYORLAR’

Ertuğrul Köse, yeni yasa çıkarsa İDSO olarak il kültür müdürlüğüne bağlanacaklarını belirterek, “Doğrudan bakanlığa bağlı prestijli bir kurumun İl kültür müdürlüğüne bağlanması ne kadar doğru? Benim 30 yılı aşkın İDSO hayatımda il kültür müdürü ile hiç temasım olmadı. Bu 30 yıllık süre içinde bir il kültür müdürünün İDSO konserlerine geldiğini de görmedim. Müze yönetmek, bir takım kültürel faaliyetler yapmak başka, senfonik müzikle ilgili sanat çok başka. Hayatında hiç sanat etkinliği yapmamış ve tecrübesi olmayan bir kurum ne yapabilir? Bizi de ürküten bu. Hayatında hiç klasik konsere gitmemiş insanlarla sanatı yönetmeye çalışıyorlar. Biz memur çocuklarıyız, başka bir ülkeden gelmedik. Çok seslilik Allah vergisi bir şey. Besteleriyle, icralarıyla Türkiye’nin dünya çağında üne sahip klasik müzik sanatçıları var. Ülkemizin bu zenginlikten faydalanması lazım.”

‘GÖÇEBE HAYATI GİBİ BİR ORTAMDA SANAT YAPIYORUZ’

Sanat kurumlarının herkesin rahatlıkla ulaşabileceği merkezi yerlerde bulunmasının önemine değinen Ertuğrul Köse, AKM’nin kapalı durumda olması nedeniyle her hafta ayrı bir mekanda konser vermek zorunda kaldıklarını söyleyerek şunları kaydetti; “Bir anlamda her hafta turnede gibiyiz. AKM’siz beşinci sanat yılımızı tamamladık. İstanbul sanat merkezi deniyor. İstanbul’da doğru dürüst bir konser veya opera salonu yok. Olanı da 5-6 yıldırkapalı tutuyoruz. Beğenelim ya da beğenmeyelim AKM bizim evimizdi. Yılda 8-9 bin oyun oynanıyordu. Şimdi bizi kutlayanlar müziğimizi değil, yıllardır sokaklarda gezerek kazasız belasız bir sanat yılını daha bitirdiniz diye tebrik ediyorlar.“

‘HALKIMIZ SENFONİYE SAHİP ÇIKARSA BU YASA ÇIKAMAZ’

Ertuğrul Köse zor koşullarda çalıştıklarını, İDSO’nun 130 kişi olması gereken kadrosunun 30 kişi eksikle performans ortaya koyduğunu belirterek şöyle devam etti: “Türkiye’de büyük gayretlerle oluşmuş 6 devlet senfoni orkestrası var. Her hafta konserlerimiz dolu olsun istiyoruz. Ancak salonlar ufaldıkça seyirci de kaybediyoruz. Her hafta başka bir salonda çalmak göçebe gibi dolaşmak ne kadar kötü bir durum. İnsanlar konsere gelecek ama o hafta nerede çaldığımızı bile bilmiyorlar. Sanatçı 20-25 yılda ancak gerçek bir olgunluk düzeyine gelebiliyor. Bir binayı 2 senede yapabilirsiniz. Böyle bir orkestra için her branşta adam yetiştirmek içinse enaz 20-25 yıl gerekir. Yapmak isterseniz bina bütçesi bulunur. Yapılacak bina da dünyaya yakışır bir miras niteliğinde kültür merkezi olmalı. Müteaahit binası olmamalı.”

İDSO Müdürü Köse,senfoni orkestraları için sahnenin önemine değinirken de “ Biz sesle uğraşıyoruz. Çıkardığınız ses her salonda değişiyor. Bu nedenle sesimiz kısılıyor bazı salonlarda. Her salonda yeni sürprizlerle,şoklarla karşılaşıyoruz. Her gidilen salonda ayrı bir akustik. Bir hafta taşlı tarlada oynuyorsunuz, sonraki hafta kumda ya da çim sahada oynuyorsunuz. Çalmakta inanılmaz zorlanıyoruz. Amaç sesimizi daha iyi duyurmak. Kendi sesinizden mutlu olmalısınız. Sesimiz iyi çıkarsa bizden çok sanatseverler mutlu olur. Bu nedenle halkımızın senfoniye sahip çıkmasını bekliyoruz.Halkımız sahip çıkarsa bu yasa TBMM’den de çıkmaz. Eğer yasa parlamentoya bu haliyle gelirse de iş işten geçmiş olur.”(İstanbul/ANKA)