BASIN TOPLANTISINA ÇAĞRI

Sanatçılar Soruyor; Bu Gün Düşüncelerinden Dolayı Levent ÜZÜMCÜ Yarın Kim?

Seçimler Sanat ve Sanatçılar İçin Umut Mu?

YER: KÜLTÜR SANAT SEN GENEL MERKEZİ

KOCATEPE MAH. MEŞRUTİYET CAD. NO:29/11

KIZILAY/ANKARA

TARİH:29 MAYIS 2015 SAAT:11.00

KÜLTÜR SANAT SEN (Kültür Sanat Ve Turizm Emekçileri Sendikası)

DETİS (Devlet Tiyatrosu Sanatçıları )

OPSOD (Opera Solistleri Derneği)

TOBAV (Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Vakfı)

TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği)

METAL İŞÇİLERİNİN HAKLI TALEPLERİNİN DESTEKLİYORUZ.

Metal işçileri Bursa’da Renault,Tofaş ve Coşkunöz’deki fabrikalarda fiili olarak grev yapmaktalar.  Sürdürdükleri  mücadeleleri her geçen gün büyüyor.Bugün Mako işçileri de üretimi durdurarak mücadeleye katıldılar.

Grev yasaklarına,patrolarına, MESS’e,emek düşmanı AKP Hükümetine,Türk Metal Sendikasına rağmen mücadele ediyorlar.4 Fabrikada 15600 işçi fiilen Grev yapıyor, Metal İşçilerin nezdinde tüm emekçilerin yüreği onlarla beraber atıyor.

Metal İşçilerinin haklı talepleri kabul edilsin.

1-İşten Atmama garantisi verilsin.

2-Türk Metal’e ait temsilcilikler işçilerin sözcülerine verilsin

3-Üçretler Bosch sözleşmesi esas alınarak yapılsın.

4-Anlaşma metni işçi temsilcileri ile protokol altına alınsın

 KÜLTÜR SANAT SEN GENEL MERKEZİ

Yaşasın İşçi Sınıfının Onurlu Direnişi

TOPLU SATIŞ SÖZLEŞMELERİNE KARŞI DİRENİŞ BÜYÜYOR!

Bursa’daki Renault Fabrikası’nda çalışan, metal işkolundaki işçilerin dün akşam itibariyle başlattığı haklı, meşru ve onurlu direnişi selamlıyor, destekliyoruz.

Metal işkolunda bir süredir devam eden ve toplu satış sözleşmesini kabul etmeyen, onurlu ve insanca yaşanacak bir ücret isteyen işçilerin eylemi özgür ve gerçek toplu sözleşmeye giden yolu açacak niteliktedir.

Konfederasyonumuz işbirlikçi ve yandaş sendikaların düşük ücret dayatmasına karşı metal işçilerinin başlattığı ve kamu emekçilerinin de temel taleplerinden olan gerçek ve özgür toplu sözleşme düzeni sağlanıncaya kadar süreceğine inandığımız eylemi her platformda sahiplenecek, dayanışma içerisinde olacaktır.

Hükümet grev yasaklama ve yandaş yapılanmalar üzerinden baskı kurma politikasından vazgeçmeli, işveren işçilerin taleplerini karşılamalı, işbirlikçi sendikalar direnişçi işçileri işten ayrılmaya zorlamaktan vazgeçerek kendileri bu alandan çekilmelidir!

Yaşasın Metal İşçilerinin Onurlu Direnişi!

Soma’yı Unutmadık, Unutturmayacağız!

Manisa Soma’da 13 Mayıs 2014’te meydana gelen ve 301’i canımızı yitirdiğimiz yüzyılın en büyük iş faciasının yıldönümü bugün.

301 canımızın acısı hala yüreğimizde. 13 Mayıs işçi katliamında Soma’da yaşamını yitiren tüm maden emekçilerini saygıyla anıyor, yakınlarına ve tüm maden emekçilerine bir kez daha başsağlığı diliyoruz.

                                             DİSK-KESK-TMMOB-TTB

Bugün, bu acıyı unutturmamak için, böyle acıların bir kez daha yaşanmaması için alanlardayız.

Ne yazık ki böylesine büyük bir facianın ardından sorumluların görünen bir kısmının yargılandığı Soma davası bu haliyle kamuoyunu tatmin edecek bir tablo çizmemektedir.

Ülkemizde Soma gibi bir facia yaşandıktan sonra dahi her ay onlarca emekçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmekte.

Bu kaza mıdır, kader midir? Hayır bu resmen cinayettir! Emekçileri güvencesizliğe, taşeronlaşmaya, denetimsizliğe teslim edenlerin işlediği cinayet…

Soma’da 13 Mayıs günü yaşanan facianın, bu katliamın sebebi, uygulamaya konulan özelleştirme, taşeronlaştırma, rödovans, örgütsüzleştirme, sendikasızlaştırma, köleci çalışma sistemi; kamu madenciliğinin yok edilmesi ve kamu kurumlarında uzun yıllar sonucu elde edilmiş olan madencilik bilgi ve deneyim  birikiminin dağıtılması gibi neoliberal politikalardır.

Türkiye’de özellikle AKP iktidarı döneminde uygulanan politikalarla üretim; teknik bilgi ve alt yapı olarak  yetersiz, deneyimi ve deneyimli uzmanı bulunmayan kişi ve şirketlere bırakılmıştır. Kamusal denetimin de yeterli ve etkin bir biçimde yapılamaması iş cinayetlerinin Soma’da olduğu gibi katliama dönüşmesine neden olmuştur.

Bir kez daha söylüyoruz; Soma’da yaşanan kaza değil cinayettir. 301 maden emekçisinin ölümü kader değil katliamdır. Bu katliamın sorumluları hala hesap vermemiştir.

Bugüne kadar uyarılarımızın hiçbirini dikkate almayan hükümet; “Bu işin fıtratında var” diyerek bilim ve tekniğin karşısında olduğunu ilan etmiştir.

Biz, öngörülen ve önlenebilir risklerin ne kaza, ne fıtrat olmadığını biliyoruz.

Göz göre göre ölümle karşılaşmamanın, çeşitli meslek hastalıklarına yakalanmamanın olanaklı olduğunu biliyoruz. Dünya, bunun bilimsel, teknolojik, yasal, demokratik koşullarını çoktan sağlamışken, tüm dünyadan ileri olduğunu söyleyenlerin bizi ölüme mahkum etmesini kabul etmiyoruz.

Biz yaşamını alın teriyle kuran emekçiler, güvenceli koşullarda çalışmak ve emeğimizin karşılığını almak istiyoruz.

Bir kez daha yineliyoruz;

İşçi sağlığı ve iş güvenliği sorunları piyasacı yaklaşımlarla çözülemez. Sendikaların, meslek odalarının, üniversitelerin karar süreçlerinde ve yönetiminde yer aldığı, idari ve mali yönden bağımsız, demokratik bir işleyişe sahip Ulusal İşçi Sağlığı Güvenliği Kurumu bir önce oluşturulmalıdır.

Emekçilerin güvencesiz ve kayıtdışı çalıştırılması engellenmelidir.

Sendikalaşmanın önündeki ILO standartlarıyla çelişen engellemeler kaldırılmalıdır.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği kavramlarıyla temelden çelişen ve özellikle kamuya ekonomik anlamda da yük olan, işçileri köleleştiren taşeron ve rödovans sistemlerine son verilmedir.

İş cinayetlerine, işçi katliamlarına, taşeronlaşmaya, güvencesiz çalışmaya, denetimsizliğe dikkat çekmek için DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak Mart ayında “Kader Değil! Fıtrat Değil! Kaza Değil! Cinayet!” başlığı ile bir imza kampanyası başlattık. İmza kampanyasıyla dile getirdiğimiz talepleri 7 Haziran seçimlerinden sonra oluşan yeni Meclis’e taşıyacağız.

16 Mayıs Cumartesi günü de Soma’dan bir kez daha haykıracağız;

SOMA’YI UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ…

SOMA ANMA ve MİTİNG PROĞRAMI

Yüreğimiz Soma’da! Öfkemiz sokakta! Kaza değil, kader değil katliam! Unutmayacağız, affetmeyeceğiz!

Konfederasyonumuz, DİSK, TMMOB ve TTB, Soma maden faciasının yıldönümü dolayısıyla 13 ve 16 Mayıs 2014’te Soma’da yaşamını yitiren tüm maden emekçilerini anmak ve artık katliama dönüşen iş cinayetlerine dikkat çekmek için bir dizi etkinlik gerçekleştiriyor.

Soma katliamının birinci yıldönümünde;

13 Mayıs 2015 tarihinde alanlara çıkarak, tüm illerde kitlesel basın açıklamaları yapılacak. 16 Mayıs 2015 Cumartesi günü ise SOMA’da emek ve meslek örgütleri, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla miting gerçekleştirilecek.

13 MAYIS 2015, Çarşamba,

SOMA PROGRAMI:

12.00  : Madenci Anıtı’nda saygı duruşu, karanfil bırakma ve basın açıklaması

13.00  : Mezarlık ziyareti

15.15  : Eynez Ocağı ağzında ailelerle birlikte anma 

17.30  : Kınık’ta ailelerin yapacağı basın açıklamasına katılım

20.00  : Madenci anıtından Hükümet Meydanı’na yürüyüş ve anma etkinliği.

16 Mayıs 2015 Cumartesi, MİTİNG

12:00 Soma İstasyon Meydanı (Toplanma)

13:00 Hükümet Meydanı MİTİNG

ZEKİ ALASYA VEFAT ETTİ

Karaciğer hastalığı sebebiyle 22 Nisan’dan beri tedavi gören ünlü sanatçı Zeki Alasya bugün saat 10:32’da hastanede vefat etti.Hastaneden yapılan açıklamada, “Karaciğer hastalığı sebebiyle 22 Nisan 2015 tarihinden beri  tedavisi devam etmekte olan Zeki Alasya bugün saat 10:32’de vefat etmiştir” denildi.kültür sanat hayatımızın başı sağ olsun.

GENEL BAŞKANIMIZ HALK TV’DE

Sendikamız Genel Başkanı Yavuz DEMİRKAYA; Toplu Sözleşme konusunda soruları yanıtlamak üzere 07.05.2015 tarihinde saat  09:00’da HALK TVde canlı yayınlanan “GÜNE BAŞLARKEN” adlı programın konuğu olacaktır. 

İNSANCA ÇALIŞMAK, İNSANCA YAŞAMAK İÇİN BİRLİK-MÜCADELE DAYANIŞMA

Bu yıl 1 Mayıs, 125. kez işçi sınıfının uluslararası düzeyde birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanacak. 1 Mayıslar ilk kez kutlandığı 1890 yılından bu yana, bütün ülkelerde, hem işçi ve emekçilerin birliği, hem de her fırsatta birbirine karşı kışkırtılan, kutuplaştırılan halkların kardeşliği duygusunun en somut şekilde alanlara yansıdığı bir mücadele günüdür.   

Siyasi iktidar, işçiler, kamu emekçileri, emekliler, toplumun ezilen, dışlanan, yok sayılan, ötekileştirilen tüm kesimlerinin giderek artan ve acil çözüm bekleyen sorunlarını geri plana iterken, karşısına çıkan her fırsatta toplumu ayrıştırma ve kutuplaştırma politikasını sürdürüyor. İşçi ve emekçiler yapay ayrımlar üzerinden birbirine karşı kışkırtılıp düzen güçlerinin etkisine girmeleri hedeflenirken, onların kendi sınıf çıkarları etrafında birleşmeleri ve birlikte mücadele etmeleri fiilen engelleniyor.

AKP’nin son dönemde giderek arttırdığı baskı ve şiddet politikalarını güvence altına almak, kendisini korumak için iç güvenlik yasası çıkardı. Zaten sınırlı olan özgürlükleri kısıtlamayı hedefleyen iç güvenlik yasası ile devlet şiddetine yasal kılıf hazırlamayı, sıkıyönetim uygulamalarını olağan hale getirmeyi hedeflemektedir.

  Bir taraftan kamuda esnek çalışma, angarya, taşeronlaştırma uygulamaları ile güvencesiz istihdam uygulamaları artarken, diğer taraftan eğitim, sağlık gibi en temel kamu hizmetleri hızla piyasa ilişkileri içine çekilmektedir. Kamuda esnek, kuralsız ve güvencesiz çalışma uygulamalarının yaygınlaşması, iş güvencemiz başta olmak üzere, en temel özlük haklarımızın elimizden alınmak istenmesi karşısında susmamız, geleceğimizi ipotek altına alan yasal düzenlemelere ve fiili uygulamalara daha fazla seyirci kalmamız mümkün değildir.

Kamu emekçilerine yönelik olarak başlatılan soruşturma, sürgün, mesleki itibarsızlaştırma, rotasyon, güvencesizlik ve performans değerlendirme uygulamaları ile angaryaya ve köleci çalışma koşullarına karşı işyerlerimizden başlayarak ortak talepler etrafında birleşmek ve hak gasplarına karşı tüm emek ve demokrasi güçlerinin 1 Mayıs’ta kitlesel olarak alanlara çıkması anlamlı olacaktır.

Bugün işçi ve emekçilerin yaşadığı sorunlar ile yıllardır ezilen, yok sayılan, ötekileştirilen halkların sorunları, demokrasi, barış ve özgürlük talepleri iç içe geçmiştir. Bu nedenle bu yıl 1 Mayıs, emekçilerin en temel ekonomik-sosyal-demokratik taleplerinin yanı sıra, Türkiye’nin temel ekonomik ve demokratik sorunlarının kalıcı olarak çözülmesi talebinin öne çıktığı bir mücadele günü olarak görülmelidir.

¨      Türkiye’nin demokratikleşme konusundaki karnesinin daha da kötüleşmesine neden olan iç güvenlik yasası ve tüm anti demokratik düzenleme ve uygulamalara karşı eşitlik, özgürlük ve demokrasi talebimizi haykırmak için,

¨      Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, yağma ve talana karşı çıktığımızı, hırsızların ve siyasal uzantılarının peşini bırakmayacağınızı göstermek için,

¨      Başta parasız eğitim ve sağlık hakkı olmak üzere, herkesin kamu hizmetlerinden eşit ve parasız olarak yararlanması için,

¨      Kamu emekçilerinin iş güvencesinin elinden alınmasına, esnek, kuralsız, güvencesiz ve angarya çalışmaya karşı çıktığımız için,

¨      Taşeron ve sözleşmeli çalışmanın yasaklanması, herkesin kadrolu ve güvenceli olarak istihdam edilmesi için,

¨      İşçilerin iş cinayetlerine kurban gitmemesi, işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin tam olarak alınması, işten atmaların ve işyerlerinde psikolojik yıldırma uygulamalarının son bulması için,

¨      Kadın cinayetlerine, kadınlara yönelik şiddet ve tacize son verilmesi, kreş sorununun çözülmesi için,

¨      Gelir dağılımındaki eşitsizliklerin son bulması, eşit işe eşit ücret ve insanca yaşam talebimizin gerçekleşmesi için, 

¨      Emperyalist saldırganlığa karşı ülkemizde ve bölgede barışın sağlanması, emekçilerin birliği ve halkların kardeşliği için,

¨      İş güvencemize, haklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmak, çocuklarımızın güven içinde yaşayabileceği, demokratik bir Türkiye talebini haykırmak için,

2015 1 Mayısının yayın ve kitlesel olarak kutlanmasının önemi ortadadır. 1 Mayıs toplumun farklı siyasi görüşler, kimlikler ve inançlar temelinde bölünerek ve birbirine düşman edilerek toplumsal gerginliğin arttırıldığı bir gün değil, emeğin, hak aramanın, barışın, kardeşliğin tesis edildiği demokratik bir mevzi olmak zorundadır. İşçi ve emekçilere düşen hepimizin geleceğine yönelik saldırılara karşısında; birlik, dayanışma ve mücadele bayrağını yükseklere çıkarmak olmalıdır.  

İNSANCA ÇALIŞMAK, İNSANCA YAŞAMAK İÇİN 1 MAYIS’TA HER YERDE ALANLARDAYIZ!