TOPLU SÖZLEŞME TALEPLERİMİZİN TAKİPÇİSİYİZ TOPLU SATIŞA İZİN VERMEYECEĞİZ

Milyonlarca kamu emekçisini, emeklisini ve halkı yakından ilgilendiren toplu sözleşme görüşmelerinin ilk toplantısı 03.08.2015 tarihinde Ankara’da yapılmıştır. Kültür Sanat veTurizm  Emekçileri Sendikasının üyesi olduğu Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu(KESK) Toplu Sözleşme sürecine ilişkin yaklaşımlarını ve taleplerini bir basın açıklamasıyla ifade etmek ve Konfederasyon heyetini kitlesel olarak toplantıya uğurlamak üzere üye sendika yöneticilerini Ankara’ya çağırmıştır.

Türkiye’nin farklı şehirlerinden Ankara’ya gelen ve toplu sözleşme taleplerini iletmek ve toplu satış sözleşmesi mantığını protesto etmek için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yürümek isteyen KESK yönetici ve üyelerine çevik kuvvet polisleri tarafından kimyasal gazlarla saldırılmıştır. Polis müdahalesinden önce herhangi bir uyarı yapılmamıştır.

Demokratik haklarını kullanan ve barışçıl bir biçimde basın açıklaması düzenlemek isterken gözaltına alınan, yaralanan ve yoğun kimyasal gaz saldırısına maruz kalan üye ve yöneticilerimize yönelik bu saldırılar geçici AKP hükümetinin emek, demokrasi ve özgürlükle arasındaki uçurumun ne kadar derin olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

Kültür Sanat veTurizm Emekçileri Sendikası ve KESK’e bağlı tüm sendikalar zorlu mücadelelerin ardından kurulmuş emeğin öz örgütlülükleridir. Sendikalarımıza ve üyelerimize yönelik yıllardır devam eden saldırılar bizleri mücadelemizden alıkoyamadığı gibi mücadele azmimizi ve örgütlü gücümüzü büyütmektedir. Kamu emekçilerinin olduğu kadar toplumun geniş kesimlerinin de taleplerini ve haklarını sahiplenerek mücadele yürüten sendikalarımızda mücadelemiz baskı ve şiddete rağmen devam edecektir.

Hükümet unutmamalıdır ki; toplu sözleşme haktır. Kamu emekçileri yandaş sendikalarla kurulan masalara itibar etmeyecek, toplu biçimde satışa izin vermeyecek ve taleplerinin takipçisi olacaktır.

                                                                                                                           MERKEZ YÖNETİM KURULU

KAMU EMEKÇİLERİNİN HAKLARINI TEKRAR PEŞKEŞ ÇEKEÇEKLER

03 Ağustos 2015 Pazartesi günü başlayan TİS görüşmelerine; hükümetin, hiç bir teklifle gelmemesi, hükümetin geçen dönem hazırlanan ve emekçiye yüzde 5 ile 7 arasında bir zam öngören Orta Vadeli Mali Program düşünüldüğünde TİS’in bu oranlar doğrultusunda imzalanacağı ihtimalini güçlenmektedir.  

Geçen dönem zam oranlarını enflasyonun altında bırakarak, kamu emekçisinin haklarını peşkeş çeken Memur-Sen’in, ekonomik taleplerini ön plana çıkarmasına rağmen bu dönemde emekçinin beklentilerini karşılayacak bir sözleşmeye imza atması beklenmiyor. AKP ile Memur-Sen’in bir kez daha kamu emekçilerinin haklarını peşkeş çekeceği görünmektedir.

Kamu İşverenini temsilen görüşme yürütün Çalışma Bakanı Faruk Çelik, TİS görüşmelerinde mevzuata aykırı bir şekilde her hangi bir teklif ile gelmemiştir.

Güvenoyu alan bir mali programı bulunmayan geçici hükümetin, geçen dönem hazırlanan ve personel için ayrılan en yüksek limitin yüzde 7 oranında sabitlendiği Orta Vadeli Mali Plan (OVMP) üzerinden TİS’i bağlaması kuvvette muhtemel görünüyor.

 Bu durum, emekçiye yüzde 5-7 arasında bir zam öngörürken, enflasyon oranını yüzde 6-7,8 arasında açıklayan Merkez Bankası’nın verileri göz önüne alındığında, AKP ile Memur-Sen arasında Ağustos ayının sonunda imzalanacak olan toplu sözleşme, emekçiye ikinci bir “satış sözleşmesi” sunulması anlamı taşıyacak.

 İş kollarının talepleri görmezden geliniyor

11 Ağustos Salı günü yapılacak olan ikinci TİS görüşmelerini iş kollarının talepleri üzerine tarafların bir araya gelecek, “İş kollarının taleplerine yönelik geçen iki senelik toplu sözleşme döneminde hiçbir önemli talebi göz önünde bulundurmadıklarını ve aynı durumların devam edeceği açıktır.

TİS’in iptali için hukuki başvurularda bulunacağız

KESK, geçici hükümetin güvenoyu almış bir mali programının bulunmaması ve hükümet adına yetkili olan Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in milletvekili olmaması nedeniyle TİS görüşmelerinin iptal edilmesi için hukuki süreç başlatacaktır

 Kirli işbirliğine iş yerlerinde ortak mücadele örgütleyeceğiz

Hükümet ve Memur-Sen, KESK’i itibarsızlaştırmaya yönelik, havuz medyası ile birlikte manipülasyon yürütmekte ve TİS görüşmelerine katılmamamız için fiili baskı kurmak istiyorlar.

KESK olarak “Biz, kurulduğumuz günden beri kamu emekçileri adına özgür TİS ve GREV hakkı için üyelerimizin bize verdiği irade ile oradayız. Hükümet ile yandaş konfederasyon ‘satış sözleşmesi’ imzalayacak. İş yerlerinde, üyemiz olsun olmasın emekçilerle birlikte bu kirli işbirliğine karşı ortak mücadele örgütlenmeleri sağlayacağız.

TİS görüşmelerine katılmaya devam edeceğiz.

TİS süreci ve AKP ile Memur-Sen arasındaki kirli işbirliğini karşı mücadele hattını yükselteceğiz.

TOPLU SÖZLEŞME HESAPLARI

2.5 milyona yakın kamu emekçisi ve 2 milyonu aşkın memur emeklisinin 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin maaş zamları ve sosyal haklarının belirleneceği toplu sözleşme görüşmeleri,3 Ağustos’ta resmen başladı.
3 Ağustos’a kadar yeni bir hükümet kurulmaması nedeniyle, bu yılki toplu sözleşme görüşmeleri, 13 yıllık iktidarı boyunca aldığı her kararda, attığı her adımda kamu emekçilerini mağdur eden, 7 Haziran seçimleri sonrasında tek başına iktidarını kaybeden ve müstafi durumunda olan AKP hükümeti ile yapılacak.
4688 Sayılı yasada yapılan değişiklikle sadece adı “toplu sözleşme” olan, grev hakkını içermeyen, hatta Kamu Görevlileri Hakem Kurulu (KGHK) uygulamasıyla grev hakkını açıkça yasaklayan “ucube” bir yapı oluşturuldu. Hükümetin buradaki amacı, yasada yapılan değişikliklerle bütün aşamalarını kendisinin belirlediği ve toplusözleşme sürecini başından sonuna kendisine yakın konfederasyon ile yürütmekti. KGHK üyelerinin çoğunu Bakanlar Kurulu seçtiği için iş o aşamaya gelse bile, hükümetin hesaplarının dışında bir sonucun ortaya çıkma ihtimali bulunmuyor.
AKP, tek başına iktidarını kaybetmiş olmasına rağmen, 60 gündür sanki hiç seçim yapılmamış gibi hareket ediyor. Kamu emekçileri açısından gerçek anlamda bir “siyasi muhataplık” sorunu olmasına karşın, kamu emekçileri açısından müstafi durumuna düşmüş bir hükümetle toplusözleşme görüşmelerinin başlatılması ve yürütülmesinin ne kadar “meşru” olduğu her yönden tartışmaya açık bir durum.
Hükümet ve Memur Sen’in hesabı, 2013’te bayram arifesinde “jet hızıyla” imzalanan ve kamu emekçileri açısından çok ciddi ekonomik kayıpların yaşandığı 2014 ve 2015 yıllarına ait toplusözleşmeden kaynaklı ekonomik kayıpların gündeme gelmesini engellemek. KESK ve Kamu Sen’in 2014 yılına ilişkin ekonomik kayıpların telafi edilmesine ilişkin taleplerinin dikkate alınmaması, AKP-Memur Sen ikilisinin toplu sözleşme görüşmelerini geçmiş yıllara benzer bir şekilde yürüteceklerinin işaretlerini ilk günden vermeye başladı.
Kamu emekçilerinin 2016 ve 2017 yıllarına ait ekonomik, sosyal ve özlük haklarının müstafi durumdaki bir hükümet ile yapılmasına KESK’ten başka itiraz eden ve görüşmelerin ertelenmesini talep eden başka bir konfederasyonun olmaması dikkat çekici. KESK, toplusözleşme görüşmelerinin Eylül ya da Ekim aylarına ertelenerek 2016 bütçe hazırlıkları ile paralel olarak yürütülmesini öneriyor. Bu önerinin kamu emekçilerinin lehine olmasına rağmen “yetkili” konfederasyon Memur Sen tarafından reddedilmesi, Memur Sen’in “yandaş” kimliğinin hakkını nasıl verdiğinin görülmesi açısından önemli.
Toplu sözleşme görüşmelerinin kamu emekçilerinin yarıya yakının izin kullandığı ya da tatilde olduğu bir dönemde yapılıyor. Sendikaların aşağı yukarı birbirine benzer talepleri olmasına rağmen kendi başlarına hareket etmeyi tercih etmesi, hükümetin işini geçmiş yıllarda olduğu gibi, bu yıl da kolaylaştırabilir. Bu durumda yapılması gereken, konfederasyonların o masaya kimleri temsilen oturduklarını unutmadan hareket etmeleri ve kamu emekçilerinin temel sorunları konusunda hükümetten somut adım atmasını talep etmeleri kimseye bir şey kaybettirmez. Aksine, tüm kamu emekçileri tarafından takdirle karşılanır.
Müstafi AKP Hükümeti, üç memur konfederasyonunun, geçtiğimiz yıllarda toplu sözleşme görüşmelerindeki rekabetçi tutumlarını ve en temel konularda bile birlikte hareket etmekten uzak durduklarını çok iyi biliyor ve toplu sözleşme sürecini de en az hasarla atlatmanın hesaplarını yapıyordur muhtemelen. Ancak ufukta bir erken seçim olması ya da az da olsa koalisyon ihtimali bulunması, kamu emekçilerinin taleplerinin önemli bir bölümünü hükümete kabul ettirebilmesi açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirilebilir.

  •                                                                                                                Erkan AYDOĞANOĞLU,Evrensel Gazetesi, 06 Ağustos 2015 

YENİ BİR SATIŞ SÖZLEŞMESİ İSTEMİYORUZ DEDİK,KARŞILIĞI GAZ COP GÖZALTI OLDU

Bugün milyonlarca kamu emekçisini yakından ilgilendiren toplu sözleşme görüşmeleri başladı. Bizler de konfederasyonumuz KESK`in çağrısıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı`nın önünde taleplerimizi ifade etmek ve yeni bir “satış sözleşmesini” asla kabul etmeyeceğimizi belirtmek istedik. Ancak yürüyüşümüz, polisin sert saldırısıyla engellenmek istendi! 

Polisin emekçilere yönelik orantısız ve sert müdahalesi sonrasında KESK MYK üyesi İlhan Yiğit ve BES üyesi Sinan Ok gözaltına alınmış ve aralarında EĞİTİM SEN MYK üyesi İsmail Sağdıç`ın da bulunduğu çok sayıda üye ve yöneticimiz biber gazına maruz kalarak fenalaşmıştır. 

Bugüne kadar işçilerin grev kararlarını “milli güvenlik” engeliyle durduranlar, işçilerin ve emekçilerin değil patronların hakkını korumayı ilke edinenler, bugün de kamu emekçilerinin toplu sözleşme masasını adeta “özel güvenlik bölgesi” ilan etmişler ve en demokratik hakkımızı kullanmamıza izin vermemişlerdir. Ancak mücadele kararlılığımızla üye ve yöneticilerimiz bu ablukayı kırarak Bakanlık önüne ulaşmışlardır.

Milyonlarca kamu emekçisinin sesi olan konfederasyonumuz KESK`e yönelik takınılan bu tutumum ardında, görüşmelerin Ekim ayında yapılması talebimizin kamu emekçileri nezdinde karşılık bulması yatmaktadır. Çok sayıda kamu emekçisinin izinli olduğu Ağustos ayında, yetkisiz geçici bir hükümetle alelacele yürütülen bu sürecin ikinci bir satış sözleşmesiyle noktalanmaması için yürüttüğümüz mücadele, “oldu bitti mantığı” içersinde savuşturulmak istenmektedir.

Üstelik 2012 yılında TİS görüşmelerinin Eylül ayında yapılmasına dair her üç konfederasyonun ortak talebi de tutanak altına alınmışken, alelacele yürütülen “pazarlıkla” noktalanmak istenmektedir. Söz konusu pazarlıktan kamu emekçilerinin sorunlarına kalıcı çözümler üretilmesini beklemek en naif tabirle hayalperestliktir. Gündemin ve ekonomik verilerin hızla değiştiği, bir hafta sonra olacakların dahi kestirilemediği, savaş borazanlarının her gün daha gür çalındığı bir dönemde, emekçilere sunulandan çok daha fazlasını kaybetme ihtimali hiç de hafife alınmamalıdır!

KESK/ESM’den KAMU EMEKÇİLERİNE BİR ÖNEMLİ KAZANIM DAHA!..

AYM Kararından Önce Emekli Olanlara Da, 30 Yılı Aşan Hizmetleri İçin Emekli İkramiyesi Ödenmesi Gerektiğine Dair Çok Önemli Emsal Karar!

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, “Anayasa Mahkemesi Kararlarının Geriye Yürümeyeceği” Gerekçesinin Dayanaksız Olduğu Doğrulandı!

Bilindiği üzere Konfederasyonumuza bağlı ESM, üyesi adına 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun 89. maddesinin 4. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “… verilecek emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla süreler (dikkate alınmaz)”ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuş ve bu başvuru sonucunda ilgili yasa kuralı Anayasa’nın 2, 10 ve 60. maddelerine aykırı bulunarak 25.12.2014 tarihinde iptal edilmiştir.  Anayasa Mahkemesi’nin 25.12.2014 tarih, 2013/111 E. ve 2014/195 K. sayılı kararı 07.01.2015 tarih ve 29229 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararının ardından Sendikamız ESM bu kez de “kararın yürürlüğe girmesinden önce emekli olan”lar için bir başka üyesi adına dava açmış ve Ankara 12. İdare Mahkemesinin 30.06.2015 tarihli, 2015/484 E. ve 2015/1025 K. sayılı kararı ile  AYM kararından önce emekli olanlara da, 30 yılı aşan hizmetleri için emekli ikramiyesi ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Bu karar ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, “Anayasa Mahkemesi Kararlarının geriye yürümeyeceği” gerekçesinin dayanaksız olduğu ortaya çıkmıştır. 

Mahkeme kararı ektedir.

SURUÇ’TAKİ VAHŞİ KATLİAMI NEFRETLE KINIYORUZ!

Kobanê’nin Yeniden İnşa çalışmalarına katılmak üzere İstanbul’dan Urfa’nın Suruç ilçesine gelen 300 gencin konakladığı Amara Kültür Merkezi’nde bugün meydana gelen patlamada onlarca gencin öldüğü ve onlarcasının da yaralı olduğu bildirilmektedir.

Katiller de, bu ortamı hazırlayanlar da belli.

Aylardır her açıklamamızda AKP’nin izlediği mezhepçi ve milliyetçi Ortadoğu politikasının ülkemizi patlamaya hazır bir mayın tarlasına dönüştürdüğünü ifade ediyoruz. Maalesef, gerçekleşen tam da budur!

Katiller sürüsü sivil ve masum demeden onlarca insanın ölümünü hedefleyecek eylemler gerçekleştirmektedir. 5 Haziran’da Diyarbakır’da da aynı plan uygulanmak istendi. Orada insanlarımızın soğukkanlılığı ve tedbiriyle katliam 5 insanımızın yaşamını yitirmesi ve onlarca yaralı ile sonuçlandı. Ne yazık ki, bugün Suruç’ta onlarca gencimiz vahşi saldırı sonucu yaşamını yitirdi.

Öfkemiz büyük, ancak sözün bittiği noktadayız…

Katillere bu zemini hazırlayan politikaları uygulayanların tarih önünde hesap vermekten kurtulamayacağına inanıyoruz.

En ufak insani değerden nasibini almamış katiller sürüsünün gerçekleştirdiği saldırıyı nefretle kınıyor, yaşamlarını yitirenlere başsağlığı, yakınlarına sabır ve metanet, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

YÜRÜTME KURULU

DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2015/1. DÖNEM KİK TOPLANTI TUTANAĞI

Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü Kurum İdari Kurulu,işveren temsilcileri Genel Müdür Yardımcısı V.Başkan M.Cemal COŞKUN,raportör üye Hukuk Müşaviri Av.Ahmet Nuri EKİCİ ile KESK Kültür Sanat-Sen’i temsilen kurul Başkan vekili Sendika Genel Başkanı Yavuz DEMİRKAYA ve  üye sendika merkez Yürütme Kurulu üyesi Alper TAZEBAŞ’ın katılımları ile 25.06.2015 günü saat 14:00’te toplanmış önceden belirlenmiş olan gündem maddeleri görüşmelere geçmişlerdir.alınan kararlar ekte sunulmaktadır.