GÜZEL SANATLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MİSAFİR SANATÇILAR BASIN AÇIKLAMAMIZ

Basına ve Kamuoyuna

Ülkemizin altına imza attığı uluslar arası sözleşmeler de olması gereken düzgün iş kavramı;  “insanın temel hak ve özgürlüklerine, iş güvenliği ve iş bedeli açısından haklarına saygı gösterilen,  çalışanların ve ailelerinin geçimlerini sağlamalarına olanak tanıyacak kazancı sağlayan iş “olarak tanımlanmaktadır.

Yalnız yaşadığımız ülke gerçekliği ve iş kolumuz olan kültür sanat iş kolunda bu tanımın hiçbir geçerliliği ve gerçekliği bulunmamaktadır.

Kamu hizmetlerinin piyasa koşullarına teslim edildiği ve kamudaki güvenceli istihdamın yerini güvencesiz istihdam biçimine bıraktığı, performans gibi dayatmalarla liyakatsizliğin, keyfiyetle yönetimin önünü açan hukuki zeminin kaydığı bir süreç yaşanmaktadır.

Temmuz 2018 de Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçişle birlikte mevcut yasaları uyumlulaştırma KHK sı olarak yayınlanan 703 sayılı KHK kamuda yeni bir istihdam biçimi daha doğurmuştur.

Bu istihdam biçiminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa benzer yanları olmakla birlikte 657 nin en önemli unsuru olan iş güvencesinden yoksundur ve çalışma süresi mali yılla sınırlandırılmıştır. Bu durum sadece sanat kurumlarında çalışan yevmiyeli personeli ilgilendiren bir düzenleme değildir. Kamuda benzer istihdam biçiminde çalışan ve çalışacak tüm diğer sözleşmeli personeli kapsamaktadır.

Zamlara güncelleme diyerek terminolojiye yeni tanımlar kazandıran siyasal iktidarın sözcüleri yapılan bu düzenlemeyi yine müjde olarak servis etmiş olsalar da, yerel seçimlerin bittiği şu günlerde acı gerçekler kendini göstermeye başlamıştır.

“Erdoğan talimatı verdi! Sanatçılar koruma altına alınıyor.” Başlığıyla yayınlanan haberler sonrasında büyük beklentiler içerisine giren güvencesiz sanat emekçileri sonuçta çıkan yönetmelik ve yapılan düzenlemelerle büyük hayal kırıklığına uğramışlardır.

Değerli Basın Emekçileri

703 Sayılı KHK da yaratılan yeni istihdam biçimi ile sanat kurumlarında üç tip sözleşmeyle personel çalıştırılmaya başlanılacaktır. Bu sözleşmeler tam zamanlı, kısmi zamanlı veya projelerle sınırlı olarak yapılacaktır. Bu mevzuat hükümlerin uyarınca çalıştırılacak Süreli Sözleşmeli Personeller ve Misafir Sanatçılar ile İlgili çıkarılan yönetmelikler değerlendirildiğinde olayın vahameti bir kez daha gözler önüne serilmektedir. Başta belirtilen tam zamanlı, kısmi zamanlı ve proje başına çalışma biçimleri detaylandırılmış ve” ayın veya haftanın bazı günleri ya da günün belirli saatleri ” çalışmanın yapılabileceği şekliyle düzenleme yapılmıştır.

Yönetmelikler genel özü itibariyle kamuda kölelik sisteminin hayata geçirilebileceği şekliyle yayınlanmıştır. Yönetmeliğe göre yapılacak sözleşmelerin en uzun sürelisi mali yılla sınırlı olmakla birlikte yıl içerisinde de kolaylıkla sözleşmeleri fesh edebilecek maddeler konulmuştur.

Yönetmelikler geneli itibariyle 657 sayılı yasa ve kurumların kendi yasaları harmanlanarak yapılmış ortaya 657 nin muadili denebilecek bir mevzuat çıkmıştır. Örneğin kadrolu olarak çalıştırılan personel için aranan şartlar ve sınav usulleri birebir benzerlik gösterirken; 657 sayılı yasada yer alan disiplin hükümleri çok daha katılaştırılarak ve sonucu sözleşme feshi ile bitecek şekilde düzenlenmiştir.

Sınav kazanmış olma müktesep hak oluşturmayacak, sözleşme imzalamış olsa dahi sözleşme bitiminden sonra yenilenmemesi ya da pozisyon değişikliği söz konusu olduğunda herhangi bir hak iddia edilemeyeceği şekilde hazırlanan mevzuat ciddi hak gasplarını da beraberinde getirmektedir.

Sadece tam zamanlı personelin sendikaya üye olabileceği belirtilmiştir. Sendikaya üye olma anayasal bir hak olmakla birlikte bu husus eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.

Kısmi zamanlı ve proje personeline iş sonu tazminatı ödenmeyeceğine ilişkin hüküm ile işsizlik sigortası primi yatırılmayacağına ilişkin hükümler konulmuştur. Bu uygulama insan haklarına ve eşitlik ilkesine çok açık bir şekilde aykırılık teşkil etmektedir. Örneğin, kısmi zamanlı çalıştırılacaklar için 6 aylık sözleşme yapıldığında projenin 4 ayda bitmesi durumunda sözleşmenin de hiçbir cezai şarta tabi olmaksızın sona ereceği ve kişiler herhangi bir hak talep edemeyeceklerdir.  

Değerli Basın Emekçileri

Sanat kurumlarına uzun yıllardır kadro verilmemesi ve sınav yapılmaması dolayısıyla sanat emekçileri zaten mezun, misafir, süreli sözleşmeli figüran vs. pozisyonlarında yıllık sözleşme ile güvencesiz ve bir hayli esnek mesai saatleri dâhilinde çalışmaktaydılar.

Örneğin mezun sanatçı pozisyonunda güvencesiz çalışan bir arkadaşımız yeri gelip bir sezon içerisinde sekiz oyunda bile görev alabilmektedir. Ya da sahne altında imalathanelerde çalışan teknik personel oyun çıkmadan önce sabahın beşine kadar çalışıp aradan üç saat geçtikten sonra tekrar iş başı yapabilmektedirler. Hastalık ölüm durumlarında kullandıkları izinler bile maaşlarından kesilen; kadroluların sevindiği, birleştirilen bayram tatillerine maaş alamayacakları için üzülen, güvencesiz çalışan arkadaşların yıllardır çektikleri bu sıkıntılara çare olarak üretilen bu sözleşmeli çalışma biçimi şu haliyle eskisinden çokta farklı değildir.

Başka bir örnekle; mesleki ömrü sınırlı olan bale ve dans sanatçıları daha yaşamlarının başındayken diyebileceğimiz 30-35li yaşlarında işlerine veda etmek zorunda kalmaktadırlar. Çocuk yaşlarda bale ve dans sanatına başlayan bu insanlar günümüz mezarda emeklilik koşullarında ne iş yapıp hayatlarını nasıl idame ettirebileceklerini düşünmektedirler. Bu ve bunlar gibi onlarca soru ve sorunlar 703 KHK ve ilgili değişikliklerle iş kolumuzda yerleşik hale gelmiştir. 

Değerli Basın Emekçileri

Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne Bağlı Koro Ve Toplulukların diğer sanat birimleri gibi kendi yasaları olmaması ve direkt Güzel Sanatlar Genel Müdürlüne bağlı olmaları ayrıca birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Yasa gereği yöneticilerinin sanatçı bile olmak zorunda olmaması sanat politikalarının ve anlayışını diğer sanat kurumlarına nazaran daha da geriden gelmesine sebebiyet vermektedir.

Koro ve toplulukların yönetimi ve sanat kurullarının sanatsal yetersizlikleri nedeniyle buna bağlı pek çok sorun yaşanmaktadır. Liyakatsiz atamalar en büyük sorunlardan birisidir. Yönetim zafiyetini, sanatsal yeterlilikleri bulunmayan ve yönetim özellikleri olmayan yetersiz vekâleten atanmışların yol açtığı aksaklıkları sanatçılar tolore etmek zorunda kalmaktadır.

Somut durum böyleyken yine yıllardır verilmeyen kadrolar sebebiyle güvencesiz ve saat mefhumu olmadan çalışan misafir sanatçı pozisyonundaki arkadaşlarımıza 21 Haziran 2019 da Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü sözleşmeli personel yönetmeliğinde mezuniyet şartı getirilmesi akla izaha ve adalete sığmamaktadır. Bu kıyımcı yaklaşımı kabul etmek mümkün değildir.

Değerli Basın Emekçileri

Öncelikle belirtmeliyiz ki yönetmelik çıkarılması gibi önemli bir çalışmada alana ilişkin akademik çevrelerin çeşitli STK ların ve özellikle sendikaların çalışmaları dikkate alınmalıdır.

Yalnız bu Yönetmelik çıkarılırken Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünün özgün koşulları göz ardı edilmiştir. Alaylı olarak nitelendirilebilecek çalışan profili ile yıllardır sürdürülen sanat icrası bir günde mi yapılamaz hale gelmiştir. Yönetmeliğin bu şekliyle kalması ve söz konusu hükümlerin değiştirilmemesi halinde çok sayıda sanat emekçisi işsiz kalacak yarıdan fazlası da yine yevmiyeli olarak çalışmaya mecbur bırakılacaklardır.

Personelde Aranacak Şartlar başlığı altındaki 5. Maddede semazen ve mehteran için herhangi bir şart getirilmezken ses ve saz sanatçıları için 4 yıllık ilgili fakülte zorunluluğu, dansçılar için güzel sanatlar lisesi ve yüksek okul şartı getirilmiştir. Bundan sonraki alımlarda bu maddeye karşı olunmamakla birlikte, kurumlarda yıllardır çalışan hatta emeklisi gelen sanat emekçileri için bu koşullar aranmamalı ve yönetmeliğe bununla ilgili ek bir madde konmalıdır.

İşe alma, çıkarma sözleşmelerin yenilenmesi gibi işleri yürütecek “değerlendirme kurullarının oluşumu” aşamasında kriterlerin belirlenmeyişi ile birlikte kurul üyelerinin yeterli seviyede olup olamayacaklarının muğlâk kalması; liyakatin olması gereken şekilde uygulanamayacağını göstermektedir. Mutlaka kriterler belirlenmelidir.

Bu istihdam biçimi geleceğin istihdam biçimi olarak kabullenilemez. Sadece çalışan hakları değil halkın kamu hizmet hakkını sağlıklı alabilmesi için de tüm kamuda çalışanlar güvenceli olmalıdır. Kültür Sanat-Sen olarak bu haksız uygulamalara karşı güvenceli iş ve güvenli bir gelecek için tüm güvencesiz sanat emekçisi arkadaşlarımızla örgütlü mücadeleye devam edeceğiz.                                                                                                   

KÜLTÜR SANAT-SEN/KESK