İNSANCA BİR YAŞAM İÇİN GREVLİ TOPLU SÖZLEŞME!

Değerli kültür, sanat ve turizm emekçileri,

Bu bülteni, sizlere sendikamızı, kazanımlarımızı ve çalışmalarımızı anlatmak için hazırladık. Sendikamız Kültür Sanat ve Turizm hizmet kolunda faaliyet göstermekte olup, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı kurumlarda çalışan kültür ve sanat emekçilerinin haklarını korumak için 1992 yılından bu yana mücadelesine devam etmektedir.

Toplumun her alanında olduğu gibi kültür, sanat ve turizm alanında da piyasalaşma ve ticarileşme hızla artmakta ve yaşanan çürüme daha da derinleşmektedir. Sanat kurumları itibarsızlaştırılmaya çalışılmakta, halk kütüphaneleri yok edilmekte ve müze-ören yerleri ticarileştirilerek devlet eliyle piyasaya sunulmaktadır.Kültür Sanat-Sen, yaşanan tüm hukuksuz dayatmalara ve yozlaşmaya karşın, umudunu canlı tutarak yoluna devam etmekte ve mücadelesini sürdürmekte kararlıdır.

Bu bültende, “Neden Sendika – Neden Kültür Sanat- Sen?” sorusuna cevap bulabileceğiniz gibi, Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde elde ettiğimiz kazanımlarımıza, emekçilerin sosyal ve ekonomik haklarına yansıyan hukuki kazanımlarımıza, düzenlediğimiz eylemlerimize ve kültür sanat alanında sorunlarımızı masaya yatırdığımız Çalıştayımıza dair detaylı bilgilere de ulaşacaksınız.

Haklarınızı korumak için, mücadeleyi yükseltmek için, kültür ve sanat alanındaki dayatmalara ve ticarileşmeye hayır demek için sizleri Kültür Sanat Sen’de örgütlenmeye davet ediyoruz. “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganı tüm kültür, sanat ve turizm emekçilerinin mücadelesine kılavuzluk etmelidir, edecektir.

İyi okumalar dileriz…

Bülten ekte sunulmuştur.

BASIN DUYURUSU

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nde İdari ve Mali İşler Daire Başkanı Fahrettin Atasayar hakkında “kurumdaki 70’e yakın güvenlik kamerasının sistemini kendi bilgisayarına da yükleterek, personelini dinleme ve takibe aldığı” gerekçesiyle başlatılan soruşturmayla ilgili 4 Şubat 2015 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde bir haber yayınlanmıştır. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü çalışanlarının kişisel haklarına yönelik saldırı niteliği taşıyan bu olay, insan haklarına, mevzuata ve ahlaki kurallara da tamamen aykırı ve kabul edilemez bir uygulamadır. Açıkça görülmektedir ki; hukuki herhangi bir dayanağı bulunmayan bu uygulama ile sanat kurumlarına ve çalışanlarına yönelik psikolojik baskılar her geçen gün biraz daha arttırılmak istenmektedir.

Haberin içeriğinde de belirtildiği üzere; kurumda bulunan güvenlik kameralarının en yoğun olduğu bölümün, çalışanların atölyelerine yakın olması ve doğrudan Fahrettin Atasayar’ın bilgisayarına yükletilmesi uygulamaya yönelik soru işaretlerini daha da arttırmakta ve uygulamanın “güvenlik” gerekçesiyle değil, baskı unsuru olarak hayata geçirildiğini gözler önüne sermektedir.

Sanat kurumlarının ve çalışanlarının hukuksuz uygulamalarla tahakküm altına alınmaya çalışıldığı baskıcı bir dönemden geçtiğimiz şu günlerde, Kültür Sanat-Sen olarak, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nde yaşanan hukuka ve insan haklarına aykırı bu uygulamayı şiddetle kınadığımızı bildirir ve soruşturmanın takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyururuz.

                                                                                                      KÜLTÜR SANAT-SEN

                                                                                                          GENEL MERKEZİ

Metal Grevinin Yasaklanmasını Kınıyoruz!

Bakanlar Kurulu 15 bin metal işçisinin dün başlattığı grevi yasakladı. Daha önce havacılık ve cam işçilerinin grevlerini yasaklayan kararlardan sonra metal işçilerinin grevinin yasaklandığı bu karar AKP Hükümeti’nin emekçilere olan düşmanlığının sistematik hale geldiğini bir kez daha göstermiştir.

Bakanlar Kurulu’nun grevin başladığı gün aldığı karardaki “Birleşik Metal İşçileri Sendikası tarafından uygulanmakta olan grevin millî güvenliği bozucu nitelikte olduğu görüldüğünden’ ifadesi bile başlı başına skandal niteliğindedir.

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “Grev ve lokavtın ertelenmesi” başlıklı 63. maddesine dayandırılan erteleme kararı fiilen yasaklama anlamına gelmektedir.

Emekçilerin bir talebi söz konusu olduğunda hemen gerici yasaları dayanak alan AKP’nin bu kararı hükümetin hakkını arayanı değil verilene razı olanı baş tacı eden emek aleyhtarı niteliğini bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Bu keyfi karar yasalardaki grevlerle ilgili hükümlerin bütünüyle değişmesi gerektiğini de göstermektedir. Bakanlar Kurulu’nun elinde böylesi yetkilerin bulunması, Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki en önemli engellerin başında gelmektedir. 

KESK olarak metal işçilerine yönelmiş bu keyfiliğin, anti demokratik uygulamanın bütün emekçileri ilgilendirdiğinin bilincindeyiz. Bu karar, AKP’nin demokrasi anlayışının da sınırlarının göstermesi bakımından önemlidir.

Anayasal bir hakkın kullanılmasının böylesine pervasızca engellenmesine karşı Birleşik Metal-İş Sendikası’nın ve metal işçilerinin yanında olacağımızı duyuruyoruz. AKP hükümetini hemen her alanda kendisini gösteren yasakçı ve baskıcı anlayışından vazgeçmeye, işçilerin-emekçilerin en temel haklarına yönelik saldırılarına derhal son vermeye davet ediyoruz.

BİR SOPA DA MAHKEMEDEN…

Gezi direnişi sırasında Eskişehir’de polis ve faşistler tarafından linç edilerek öldürülen Ali İsmail KORKMAZ’a ilişkin Kayseri’de görülen davanın bugünkü (21.01.2015) duruşmasında karar verildi. Ali İsmail KORKMAZ’ı sopalarla linç ederek katleden polislere ““kasten adam öldürmek”ten değil de “’kastı aşan surette yaralama”dan ceza verilmesi ve ardından da “iyi hal”den indirim uygulanması adalete duyulan güvensizliğin haklılığını bir kez daha teyit etmiştir. Mahkemenin kararı kamuoyu vicdanını yaralamış, demokratik muhalefete yönelik iktidarın oluşturduğu otoriter ve baskıcı ortama güç katmıştır.

Mahkemenin bu kararından cesaret alınmış olmalı ki, mahkeme salonundaki kimi polisler ailelere silah çekmiş mahkeme dışında ise gazla ve copla saldırılmıştır.

Gerek mahkeme sırasında gerekse de karar sonrası mahkeme dışında polisin duruşmayı izleyenlere karşı yaptığı saldırıyı kınıyor, hak ve özgürlüklere yönelik baskıların son bulmasını istiyoruz.

Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da davanın takipçisi olacak, adalet yerini buluncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz.

TİS İmzaladı Diye Belediyelere Çıkarılan Zimmet AİHM’den Döndü!

Konfederasyonumuzun ve sendikalarımızın AKP’nin hukuk tanımaz icraatlarına karşı açtığı ve kazandığı davalara bir yenisi daha eklendi.

Bilindiği üzere 2012 yılında yapılan anayasa değişikliğine kadar hükümetler kamu emekçilerinin TİS hakkını engelliyor, tanımıyordu. Özellikle yerel yönetimlerde kazandığımız AİHM kararına (Demir ve Baykara, no.34503/ 97, 12 Kasım 2008) ve Anayasanın 90. Maddesine rağmen Sayıştay Temyiz Kurulu TİS kapsamında yapılan ödemelerin “usulsüz olduğunu” ileri sürerek belediyeler aleyhine zimmet kararları çıkarıyordu.Burada amaçlanan kamu emekçilerinin TİS hakkını belediyelere gözdağı vermek suretiyle engellemekti.

Ancak mücadelemiz sonucu AKP Hükümeti 2012 yılında, özünü boşaltarak da olsa, TİS hakkımızla ilgili anayasal değişiklik yapmak zorunda kaldı.

Sendikamız Tüm Bel-Sen ile Ordu ve Bademli Belediyeleri arasında akdedilen toplu iş sözleşmeleri gereğince yapılan ödemelerin usulsüzlüğünden bahisle Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen zimmet kararlarının AİHS’in 11. Maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle Sendikamız tarafından 2010 yılında AİHM’e yapılan başvuru sonuçlanmıştır.

AİHM 2. Dairesince AİHS’in 11. maddesinin ihlal edildiği ve yapılan toplu iş sözleşmesinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

Karar İçin http://www.kesk.org.tr/ 

KÜLTÜR SANAT-SEN’DEN BİR KAZANIM DAHA!

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından merkez ve taşra teşkilatlarında boş bulunan Şube Müdürü,Müze Müdürü,Kütüphane Müdürü ile Şef kadrolarına personel alınması amacıyla 23/12/2006 tarihinde görevde yükselme sınavı yapılmıştır.

Sendikamız tarafından bazı soru ve cevaplarının hatalı olduğu ve hatalı değerlendirmeler yapıldığı gerekçeleri ile Kütüphane Müdürlüğü sınavı sorularından bazılarının iptali istemi ile Ankara 2. İdare Mahkemesi nezdinde Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine dava açılmış ancak Ankara 2.İdare mahkemesi davanın reddine karar vermiştir.Sendikamız tarafından  yapılan  temyiz başvurusu, Danıştay 5. Daire’nin 05/02/2008 tarih ve E:2007/6741,K2008/558 sayılı kararı ile itirazımız kabul edilerek BOZMA yönünde hüküm vermiştir.

Davayı yeniden inceleyen Ankara 2,İdare Mahkemesi 14/03/2014 tarih ve E:2014/126 K:2014/195 saylı kararı ile 23/12/2006 tarihinde yapılan Kütüphane Müdürlüğü görevde yükselme sınavında 6,55,59 ve 75’inci soruların İPTAL, etmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığının 25 Aralık 2014 tarih  250502 sayılı onayında; Belirlenen yeni duruma göre cevap kağıdının değerlendirilmesi sonucu başarılı olmak için gerekli olan puan düzeyine ulaşan 16 kişi içerisinde yer alan :gerek 15/11/2009 ile 02/02/2013 tarihlerinde yapılan sınavlarda başarılı olmaları sebebiyle atamaları yapılan ve halen görevlerine devam eden,gerekse yeni duruma göre başarılı sayılıp ataması yapılacak personelin,yeni unvanlardaki hizmet süresinin aynı unvandaki ilk değerlendirmeye göre başarılı olup atamaları yapılan yani 23/12/2006 TARİHİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN SINAVDA BAŞARILI OLUP GÖREVLERİNE BAŞLAYAN PERSONELİN HİZMET SÜRESİYLE,AYNI KABUL EDİLİP FARK ÖDENMESİ GEREKTİĞİ’ifade edilmektedir.

Buna göre 23/12/2006 tarihinde sınava girip kazanan ve 07/03/2007 tarihinde göreve başlayan Kütüphane Müdürleri ile Sendikamızca açılan ve kazanılan dava sonucunda 23/12/2006 tarihinde sınava girip kazanamayan 16 personelin de (Dava ile iptal edilen soruların yeniden değerlendirmesin sonucunda)anılan tarihte göreve başlamış sayılacağı ve oluşacak mali haklardan doğacak farkların da ilgililere ödeneceği hüküm altına alınmıştır.