Becoming an Artist in Later Life

Fringilla adipiscing, praesent dictumst tristique magna suspendisse sem. Debitis suspendisse suspendisse, tellus porta ut purus, porttitor dolor, in ac nec. Ultricies ligula suspendisse vel elit, arcu at, non architecto bibendum sit tortor, sagittis urna fusce dapibus nec bibendum. Elit lorem auctor laoreet, in sit at class non, urna at amet orci duis enim etiam, commodo non molestie vitae praesent. Ligula ridiculus sit adipiscing felis nunc aenean, metus sagittis posuere quisque quisque vehicula, nunc et nonummy. Dictum sed deserunt, et aliquam amet penatibus a, lacus dapibus libero turpis enim pharetra dui, vestibulum orci ultricies, magna erat. Pharetra massa sapien odio sed, tristique elementum tellus, et quis aenean velit, ultricies nec leo donec dolor convallis nonummy. Non nascetur duis sodales faucibus, vestibulum vehicula in wisi mauris vel eu, dolor sed, vivamus turpis sagittis sed nostra, non lorem tortor.

Sit curabitur torquent facilisis dictumst urna, mus tempor. Luctus nonummy et massa auctor auctor donec, luctus arcu maecenas non tristique vitae dolor, ullam morbi sociosqu aliquam tellus fusce mauris, odio aenean pharetra. Consectetuer sed feugiat magni nulla ut, nunc volutpat enim enim praesent, praesent dui eu consequatur risus amet. Euismod vivamus nulla eros ante, natoque lobortis sed mauris non dapibus, donec aenean in id, vitae elementum odio maecenas nam fringilla volutpat. Mi velit at pellentesque et mattis, fusce in. Sit vitae sodales turpis.

Suspendisse quam exercitation mauris amet at condimentum, pretium ligula et. Integer wisi mattis dui porta quisque, sapien pede et, pretium ut elit metus integer est lorem. Vitae wisi vivamus purus dolor eu. Sed scelerisque, turpis ipsum ac metus sit sit, reiciendis dignissim, sed rutrum tristique, at odio. Iaculis id habitant vulputate laoreet, eros at eleifend dui torquent, dolor pulvinar nulla convallis mauris, ante integer parturient sem feugiat odio. Fusce nec nec cursus id, pulvinar id est pellentesque, vitae imperdiet cras aliquam tincidunt ultrices elit.

Venenatis porttitor, tristique vivamus montes. Viverra aenean integer orci sollicitudin nulla vitae, at aliquam in fugiat lacus sodales praesent. Arcu odio varius voluptatem pellentesque risus, sem magnis sed, posuere in luctus, et nec nunc, vestibulum tempor nunc justo sem justo. Justo orci, in ipsa potenti ornare nunc. Eu elit fermentum velit parturient cras, mollis vitae mattis, malesuada natoque nullam mauris. Amet at, felis at et ipsum, justo ultrices. Sollicitudin imperdiet. Ante aptent natoque nunc. Odio blandit proin, non scelerisque ultricies donec dis nibh, platea iaculis urna ante. Aenean amet, nostra eleifend ipsum amet, pede donec, mauris vitae duis. Cras integer amet ipsum, veniam lectus fringilla iusto nec, lorem id in quis ultricies vestibulum, orci erat tempor, id sed orci enim. Ultricies varius, viverra maecenas nec justo morbi vitae posuere.

Nunc orci quisque sed ipsum et, ut rutrum scelerisque sodales, ut vel. Ac asperiores mauris at tempus. Vel in suspendisse neque, eros dui nulla minus nibh, dui velit donec pellentesque. Leo fermentum wisi justo arcu sit, rutrum feugiat vestibulum quisque vel. Magnis vestibulum nam habitasse consectetuer curabitur. Arcu sed urna, amet tincidunt eu et nam ut convallis.

BİLİM,KÜLTÜR VE SANAT DÜŞMANLARININ SALDIRI VE KIYIMLARINA DİRENECEĞİZ!

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında başlatılan ve darbecilere yönelik olduğu iddia edilen soruşturmalar, OHAL KHK’ları dayanak yapılarak kamuda gerçekleştirilen ihraçlar, siyasi iktidarın elinde son derece tehlikeli bir silaha dönüşmüştür.

7 Şubat akşamı yayınlanan 686 sayılı KHK ile aralarında Fazıl Say ve Genco Erkal ile birlikte Nâzım Oratoryosu’nu gerçekleştiren Orkestra Şefi İbrahim Yazıcı ile aynı ekipte yer alan Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası Keman Sanatçısı Filiz Özsoy’un da yer aldığı 4 bin 464 kişi kamu görevinden ihraç edilmiştir.

TÜSAK yasa tasarısı taslağıyla yapılmak istenen KHK ile gerçekleştirilmiş, sanat kurumlarının tasfiyesi ve sanat emekçilerinin yetiştirildiği konservatuarlar, tiyatro bölümlerinin geleceği karartılmıştır. Tarihe kara bir leke olarak geçen bu kararname ile DTCF tiyatro bölümü öğretim üyelerini işten atarak tiyatro eğitimi veren okulumuz fiilen kapatılmıştır.

OHAL dayanak yapılarak çıkarılan ve hukuki birer metin olmaktan çok iktidarın ‘siyasi kıyım’ aracı haline getirilen KHK’lar ile başta Anayasa olmak üzere, uluslararası hukukun en temel ilkeleri ayaklar altına alınarak yapılan ihraçlar iktidarın bilime, kültür ve sanata yönelik olarak sürdürdüğü düşmanlığın ve intikam duygusunun belirleyici olduğu açıktır.

Kamuda yaşanan ihraçların niteliğine, ihraç edilenlere “savunma hakkı” bile tanınmamasına bakıldığında “darbecilerle mücadele” söylemi bahanesiyle siyasi iktidar ve yandaş sendika kadrolarının merkezinde yer aldığı açık bir ‘sivil darbe’ yaşandığı anlaşılmaktadır.

Aylardır OHAL’i kendi hukuksuzluklarına kalkan yapanlar, ülkeyi kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda yeniden inşa etme sürecinde karşılarında duracak hiçbir muhalif ve örgütlü güç istememektedir.

İktidar, darbeyle alakası olmayan ama kültür ve sanat alanında yıllardır uyguladığı baskı ve müdahalelere karşı çıkan, tepki gösteren tüm sanatçıları düşman olarak göndermekte, ihraçlar, açığa almalar ve soruşturmalarla sanatın sesini kısabileceğini sanmaktadır. Kültür ve sanatın baskı altına alındığı, sanatçıların siyasal tasfiyelerle karşı karşıya olduğu bir ülkenin halka, topluma sunabileceği hiçbir şey olmayacağını unutmamak gerekmektedir.

Ulusal ve uluslararası hukuku çiğneyerek yapılan ihraçları gerçekleştirenlerin 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulunanlardan hiçbir farkı yoktur. Bunun en somut ispatı, 15 Temmuzda başarısız olan darbe girişiminin başarılı olması halinde yaşanacak olan her şeyin, geçtiğimiz süreçte bizzat iktidar eliyle hayata geçirilmesidir.

15 Temmuz’dan bugüne kadar Türkiye’de yaşanan gelişmeler, kimlerin gerçek anlamda darbeye karşı olduğu, kimlerin darbeci zihniyetle aynı çizgide olduğunu göstermiştir. Hükümet, kamu emekçileri ile uğraşacağına, yıllardır içinde barındırdığı, darbecilere ekonomik ve siyasi destek verenlerle mücadele etmelidir.

Hükümetin ve kamu yöneticilerinin kendilerini yargının yerine koyarak ‘yargısız infaz’ yapmaları sonucunda kamu görevinden ihraç edilen ve açığa alınanlarla birlikte doğrudan ya da dolaylı olarak mağdur olanların sayısı 2 milyona yaklaşmıştır. Haksız ve hukuksuz şekilde ihraç edilen tüm kamu görevlileri görevlerine derhal iade edilmeli, aylardır yaşanan hukuksuzluğa ve hak gasplarına son verilmelidir.

Nereden ya da kimden gelirse gelsin, doğrudan yaşamımızı, kültür ve sanatı hedef alan, her türlü yasa dışı girişim ve saldırının karşısında hukuksal ve örgütlü mücadeleden vazgeçmeyeceğimiz bilinmelidir.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TEKLİFİ DERHAL GERİ ÇEKİLMELİDİR!

AKP Hükümeti ve Cumhurbaşkanı övüne dursun, söylemlerin aksine Cumhuriyet tarihimizin en kanlı, en karanlık ve en belirsiz günlerinden geçmekteyiz.

Temel hak ve özgürlüklerin rafa kaldırıldığı, hükümet muhalifi tüm kesimlerin nefes alış verişlerinin bile denetlendiği, cezaevlerin muhaliflerle tıka basa doldurulduğu, basın yayının Hükümet propagandası dışında aykırı tüm seslere kapatıldığı, darbe üstüne darbenin yaşandığı bu dönem her gün biraz daha kötüye gitmektedir.

Ülkemiz çok sayıda resmi/gayri resmi darbeler gördü, çatışmalı süreçler, sayısız saldırı ve katliam yaşadı, tanık oldu. Ancak hiçbir dönemde farklı inanç, düşünce ve yaşam tarzları arasında bu denli kutuplaşma ve gerginlik yaşanmadı.

Bunun sorumlusu AKP Hükümetlerinin uygulamaları, politikaları, dili ve hedefleridir.

Bu tehlikeli gidişata en büyük odunu atacak olan ve geri dönülmez bir noktaya savuracak olan TBMM Anayasa Komisyonunda görüşmeleri biten anayasa değişikliği teklifidir.

Rejim değişikliğine götüren teklifin AKP-MHP ortaklığı dışında toplumda tartışılmaması, hatta tartışılmaması için özel tedbirler alınması, jet hızıyla TBMM’ye getirilmesi halklarımıza ve emekçilere karşı yapılan en büyük kumpastır. Bu yolla yapılacak bir referandum çoğunluk partisinin kararını halka onaylatması şekline dönüşecektir.

Gelişmelerden de anlaşılmaktadır ki, AKP değişikliği referanduma götürerek %50 ve biraz üstünü amaçları için yeterli görmektedir. Halklarımızın buna geçit vermeyeceğine inanmakla birlikte, öngördükleri gerçekleşse bile, bu, toplumun açıkça ikiye bölünmesine ve çok tehlikeli bir kutuplaşamaya neden olacaktır.

Çünkü anayasalar toplumsal uzlaşı belgeleridir. Toplumsal sözleşmelerdir. Oysa AKP öylesine bir kutuplaşma ve gerginlik ortamı yarattı ki, böylesi bir ortamda yeni anayasa ya da köklü değişiklikler içeren anayasa değişikliği yapma imkânı yoktur.

AKP hükümeti tarafından dayatmacı bir yaklaşımla yapılan son anayasa değişikliği tasarısı, yaşadığımız çok ciddi sorunlara çözüm üretmekten çok uzak olup, tam tersine, çatışmaları derinleştiren ve yeni çatışma alanları üreten niteliktedir.

Darbe ürünü olan 1982 Anayasasının antidemokratik ruhunu ortadan kaldırmak bir yana AKP kendi sivil darbesini, itiraf ettikleri üzere fiili rejim değişikliğini anayasal kılıfa büründürmek istemektedir.

Anayasa değişikliği ne bugünün sorunların çözümü, ne gelecek kuşaklar ne de mevcut rejim tıkanıklıklarının aşılması için yapılmamaktadır. Açıkça; mevcut cumhurbaşkanı kanunların üstünde yetkilerle donatılarak Ortadoğu’daki krallıklara bir yenisinin eklenmesi hedeflenmektedir.

Maddeleri tek tek irdelemeye gerek kalmadan birkaç örnek vermek gerekirse;

Anayasa değişiklik teklifi mevcut haliyle onaylanırsa Meclis’in, Cumhurbaşkanı’nın karşı çıkacağı bir düzenlemeyi yapması söz konusu bile olmayacaktır!

Kamuda bütün üst düzey görevliler Cumhurbaşkanı tarafından atanacak, böylece kariyer ve liyakat ölçüleri tümüyle bir tarafa bırakılarak devlet tek parti kadroları tarafından yönetilecektir.

KHK çıkarma yetkisi Cumhurbaşkanına verilerek OHAL süreklileştirilecektir.

Sadece bu örnekler bile daha fazla söze ihtiyaç bırakmamaktadır.

Böylesi bir ortamda çok zor şartlar altında yürütülmeye çalışılan sendikal örgütlenme ve mücadelenin de tümüyle ortadan kaldırılarak sadece “devlet sendikacılığı”na, yandaş sendikacılığa izin verileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek!

Karşı karşıya bulunduğumuz acil sorunların çözümü tek adama, tek partiye dayalı bir dikta rejimi değil demokratik bir anayasa, temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi, farklı inanç ve düşüncelerin, yaşam tarzlarının herhangi bir kaygı ve korkuya kapılmadan eşit ve özgürce bir arada yaşayabilmesi, emekçilerin hak ve çıkarlarının önündeki engellerin kaldırılmasıdır.

Bunun dışındaki tüm girişimler ve çabalar ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği ile oynamaktır.

Konfederasyonumuz, değişiklik teklifinin derhal geri çekilmesi, toplumsal kutuplaşma, gerginlik ve çatışma zeminine neden olan uygulamalardan vazgeçilmesi, savaş politikaları yerine barışçıl politikalara dönülmesi çağrısında bulunmaktadır.

Geleceğimize sahip çıkmak için anayasa değişikliği dayatmasına karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Emekçileri ve demokrasi güçlerini bu çerçevede birlikte ve ortak mücadeleye davet ediyoruz.

YÜRÜTME KURULU

KAYSERİ’DE YAŞANAN TERÖR SALDIRISINI LANETLİYORUZ

Bu sabah saatlerinde Kayseri Erciyes Üniversitesi yakınlarında gerçekleştirilen bombalı saldırı sonucunda 13 asker yaşamını yitirmiş 55 asker ve yurttaş yaralanmıştır.

Kültür Sanat Sen olarak yaşanan saldırıyı şiddetle kınıyor, lanetliyoruz. Yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyor, acılarını paylaşıyoruz.

En son 10 Aralık’ta İstanbul Beşiktaş’ta ve bugün Kayseri Erciyes’te yaşadığımız saldırılar ülkemizi her geçen gün daha fazla uçurumun kıyısına sürükleyen şiddet sarmalını yaratan politikaları sorgulamadan sadece kınamanın, lanetlemenin yetersiz kaldığını göstermektedir.

Toplum olarak hepimizin daha fazla şiddete, çatışmaya, gerilime değil,  demokrasiye, barışa, huzura,  ihtiyacı vardır. Ne her geçen gün içine daha fazla sürüklendiğimiz şiddet girdabı ne de daha fazla kan ve göz yaşından başka bir şey getirmeyen politikalarda ısrar edenlerin bu kaos ortamını baskıcı-otoriter rejimin dayanağı haline getirmesi kaderimiz değildir.

Saldırıda yaşamını yitirenlerin yakınlarına bir kez daha başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyor; hiç kimsenin can güvenliğinin tehdit altında olmadığı, toplum olarak barış ve huzur içerisinde kardeşçe yaşayabileceğimiz demokratik bir iklimin hızla inşa edilmesi için herkesi göreve çağırıyoruz.

10 ARALIK TERÖR SALDIRISINI LANETLİYORUZ!

10 Aralık 2016 tarihinde, İstanbul’da gerçekleşen saldırıyı kınıyor, lanetliyoruz. Yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

Artık yeter! “OHAL’in halimizi daha da beter hale getirdiği, kaostan en çok bahsedenlerin kaostan beslendiği, her saldırının rejim değişikliğine bahane için kullanıldığı, yandaş medyanın iyice sefilleştiği bir ortam istemiyoruz. Ve bu ortamı yaratanlar artık hesap vermelidir.