TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ ALDATMACASI

EMEKÇİNİN DOSTU DEĞİLSİNİZ BARİ DÜŞMANI OLMAYIN!

Memur Sen’in kamu emekçilerinin haklarını korumak ve yeni haklar kazanmak için yola çıkmadığını hepimiz biliyoruz. Ama bu sefer sınırlar iyice aşılmış, kamu emekçilerinin geçmiş kayıpları da ortada bırakılarak mevcut siyasi iktidarın yandaşı olduklarını bir kez daha açık ve somut bir şekilde kanıtlamışlardır. Memur Sen, imzalanan toplu sözleşmeyi ‘’kazanım’’ olarak sunarken, ısrarcı olacağını söylediği taleplerin üçte birini dahi gerçekleştiremedi. Kendi belirlediği taleplerden bile büyük ölçüde vazgeçerek, bugüne kadar hükümet ile kurduğu ideolojik-politik bağlarla, aralarındaki amir-memur ilişkisine uygun hareket ederek yeni bir satış sözleşmesine imza attı.2016 ve 2017 için sadece ücret artışı ile sınırlı olan, birkaç sosyal hak dışında kamu emekçilerinin acil çözüm bekleyen sorunlarının (geçmiş kayıpların karşılanması,vergi dilimi oranları, ek ödemelerin temel ücrete eklenmesi, kadrolu istihdam,esnek, kuralsız ve angarya… gibi) hiçbirine çözüm üretilmediği, hatta gündeme bile getirilmediği bir toplu sözleşmeyi kazanım olarak değerlendirmek mümkün değildir.

Toplu sözleşme görüşmeleri sürecinde yaşananlar, sendikaların hükümetten bağımsız bir şekilde örgütlenmesinin ne kadar önemli ve temel bir ilke olduğunu bir kez daha göstermiştir. Yıllarca siyasi iktidarın gölgesinde büyüyen, iktidarla arasındaki ilişkileri kullanarak kamuda tarihin en büyük siyasal kadrolaşma hareketine imza atan yandaş sendikaların, Kültür ve Sanat emekçilerine kazandıracakları hiçbir şey yoktur.Yağmanın ve talanın bir virüs gibi yayıldığı ve mevcut sistemi içten içe çürüttüğü bir dönemde halkın, emekçilerin giderek yoksullaşması, zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul hale gelmesinin sorumluları biz değil, yıllardır iktidarlar olanakları ile zenginleşenlerdir. Kültür ve Sanat emekçileri, ortak talepler etrafında birleşip, geçmiş kayıplarının karşılanması ve toplu sözleşme taleplerinin gerçekleşmesi için harekete geçmekten başka çıkar yol görünmemektedir.

        Bugün hangi gerekçeyle olursa olsun, kamu emekçilerinin ortak çıkarları doğrultusunda hareket etmek yerine iktidara ‘’hizmet sendikacılığı’’ yapacağım diyerek, ekonomik koşulların giderek ağırlaştığı bir dönemde yaşadığımız sorunları yok sayarak ‘’Satış Sözleşmesi’’ ne imza atanlar, bunun bedelini önümüzdeki dönemde fazlasıyla ödemelidir.

                                                                                                                                  KÜLTÜR SANAT SEN YÖNETİM KURULU

Broşürü indirmek için eki tıklayın.

YASTAYIZ…

Bugün Ankara’da Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi için toplanmıştık.

Türkiye’nin dört bir yanından gelmiştik.

Emek, Barış, Demokrasi taleplerimizi haykırmak için gelmiştik.

İşçilerin, kamu çalışanlarının, işsizlerin, yoksulların, mağdurların sesini duyurmak için gelmiştik.

“Savaşa İnat Barış Hemen Şimdi!” demek için gelmiştik.

Saray’ın saltanatı uğruna aylardır kan dökenlere “Dur!” demek için gelmiştik.

Savaşa karşı barışı; baskı, şiddet ve zora karşı özgürlükleri ve demokrasiyi; yolsuzluğa, hırsızlığa ve sömürüye karşı emeğin mücadelesini hep birlikte yükseltmek için gelmiştik.

Başvurusu Ankara Valiliği’ne yapılmış (ve Valilikçe uygun görülmüş), bütünüyle barışçıl bir miting için gelmiştik.

Türkülerimizle, halaylarımızla, pankartlarımızla, sloganlarımızla ve coşkuyla miting alanına yürüyüşümüz başlarken patlattılar bombaları.

Türkiye’nin göbeğinde, Ankara Garı’nın, binlerce polisin gözü önünde patlattılar.

Şu ana kadar belirlenebilen yüz iki kardeşimiz hayatını kaybetti, yüzlerce kardeşimiz yaralandı.

Üzgünüz, Öfkeliyiz, Yastayız ve İsyandayız!

Hiç kimse bize bu katliamın faili meçhul olduğunu söylemesin.

Bombaları tanıyoruz.

18 Mayıs’ta Adana ve Mersin’deki, 5 Haziran’da Diyarbakır’daki, 20 Temmuz’da Suruçtaki patlamalardan tanıyoruz; “aynı seriden” olduğunu biliyoruz.

Katilleri tanıyoruz.

Katiller; diktatörlük hevesleri 7 Haziran seçimlerinde kursaklarında kalanlardır.

Katiller; 400 vekil alamadıkları için ülkeyi iç savaşa sürükleyenlerdir.

Katiller; yarattıkları terör ve dehşetin korkusuyla 1 Kasım seçimlerinden galip çıkmaya çalışanlardır.

Amaçlarını biliyoruz.

Amaçları; bizi korkutarak, bizi yıldırarak, bizi sindirerek on üç yıllık zulüm ve hırsızlık düzenlerini sürdürmeye çalışmaktır.

Amaçları; Gezi İsyanı’ndan bu yana diktatörlüğe karşı direnen milyonlarca yurttaşın iradesini kırmaktır.

Amaçları; halkın iradesine rağmen KaçAK Saray’daki iktidarlarını devam ettirmeye çalışmaktır.

Emek, Barış ve Demokrasi Mitingimiz kana bulayanlara sesleniyoruz:

BÜTÜN VAHŞETİNİZE, BÜTÜN ŞİDDETİNİZE, BÜTÜN KATLİAMLARINIZA RAĞMEN EŞİT, ÖZGÜR, DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE BİR ARADA YAŞAMI VE BARIŞI SAVUNMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ!

Bizi korkutmaya, bizi yıldırmaya, bizi sindirmeye çalışanlara sesleniyoruz:

KORKMAYACAĞIZ, YILMAYACAĞIZ, UNUTMAYACAĞIZ VE AFFETMEYECEĞİZ!

DÖKTÜĞÜNÜZ KANDA BOĞULACAKSINIZ!

Ölen Arkadaşlarımızı Anmak, Faşist Katliamı Protesto Etmek İçin Yarından İtibaren Üç Gün Yastayız/12-13 Ekim Pazartesi-Salı Günleri Bütün Türkiye’de Grevdeyiz!

Bütün Sendikaları, Bütün Meslek Örgütlerini, Bütün Siyasi Partileri, Örgütlü-Örgütsüz, Hangi Sendikanın Üyesi Olursa Olsun Bütün İşçileri-Bütün Kamu Çalışanlarını, İnsanlığa Sahip Çıkan Bütün Yurttaşlarımızı Katılmaya Çağırıyoruz!

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği

Türk Tabipleri Birliği

SAVAŞA İNAT, BARIŞ HEMEN ŞİMDİ DEMEK İÇİN 10 EKİMDE ANKARA’DAYIZ!

Nefret ektiler, ölüm biçiyorlar!

14 yıldır işçiyi, memuru, emekçiyi sömürdüler; yetmedi!

                Kazanılmış hakları yok ettiler; yetmedi!

                Mezhep dediler, dil dediler, köken dediler, böldüler, kutuplaştırdılar; yetmedi!

7 Haziran seçimlerindeki hezimetin acısını halktan çıkarıyorlar. Askeri, polisi, jandarması, kadını, erkeği, genci, çocuğuyla halkı topyekûn savaşa soktular. Ekonomik, siyasi, toplumsal başarısızlıklarının faturası vatandaşa kesildi.  Başbakan’ın “Bu vatan için evlatlarımızı feda etmeye hazırız” ifadesinin bedelini, ülkenin yoksul halk çocukları canlarıyla ödüyor.

14 yıllık AKP iktidarının icraatlarının listesi özetle:

                                                           Ekonomik ve siyasal kriz,

                                                    Anti demokratik ve baskıcı uygulamalar,

                                                    Basına yönelik baskılar,

                                                    Parlamenter sistemi tıkayan politikalar,

                                                    İşçi ölümleri,

                                                    Taşeronlaşma,

                                                    Kadına yönelik taciz, şiddet ve ölümler,

                                                    Çocuk gelinler,

                                                    Doğanın talanı ve rant politikaları,

                                                    Kültür varlıklarının tahribi,

                                                    Ülkenin bir bölümünde fiilen sıkıyönetim uygulamaları,

                                                    Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması,

                                                    Baskılar, sansürler, engellemeler…

Yetmedi; yıllardır kaos ve krizden beslenen AKP; patron örgütleri, yandaş sendikalar ve tamamına yakını hükümet güdümünde olan “Sivil Toplum Örgütleri” ile el ele vererek düzenlediği mitinglerde, toplumun değerlerinin arkasına sığınarak, dini, bayrağı, milli duyguları sömürerek suçunu gizlemeyi, 1 Kasım seçimleri için oy devşirmeyi umuyor.

Biliyoruz…

Bu ülkenin insanları, ödediği bedelleri ve çektiği acıları unutmadı, yeni acılar yaşamak istemiyor…

Biliyoruz…

Bir taraftan 2016-2017 yıllarına ait toplusözleşmeler yangından mal kaçırılırcasına imzalanıp, geçtiğimiz dönemin kayıpları bile karşılanmazken, görüşmeler sırasında diğer konfederasyonlara yönelik “ortak hareket etme” önerilerimiz yandaş konfederasyon ve Kamu Sen tarafından “Savaş koşullarında hak istemenin ve eylem yapmanın vatana ihanet olacağı” gerekçesiyle reddedilerek AKP’yi rahatlatan bir tutum içinde oldular.

Yetti!  Biz barış ekiyoruz, kardeşlik, demokrasi, huzur biçeceğiz!

Barışın, kardeşliğin ve demokrasinin olmadığı ülkelerde, işçi ve emekçilerin huzur içinde yaşaması, mevcut haklarını koruması ve yeni haklar kazanması mümkün değil. Bu nedenle emek mücadelesi ile barış mücadelesi bir bütündür; birbirinden ayrılmaz!

Yıllardır şiddet ve baskı politikalarında ısrar edenlerin, “yurtta barış, dünyada barış” için mücadele etmek yerine, içeride savaş, dışarıda savaş politikalarını benimseyenler, kan ve gözyaşlarından beslenerek siyasi hedeflerine ulaşmak için ülkeyi göz göre göre yangın yerine çevirmekten çekinmiyorlar.

Yetti! Gözyaşı değil, barış istiyoruz!

Türkiye’nin içine itildiği çatışma ortamında Sarayın ve AKP’nin hesaplarına kurban edilecek tek bir insanımızın olmadığını göstermek, bizleri bölerek ve kutuplaştırarak hedeflerine ulaşmak isteyenlere bu fırsatı vermeyeceğimizi göstermek için herkesi, 10 Ekim Cumartesi günü Ankara’da yapılacak olan “SAVAŞA İNAT, BARIŞ HEMEN ŞİMDİ” yürüyüşü ve mitingine davet ediyoruz.

Savaşa inat, barış hemen şimdi!

10 Ekim’de Ankara’da

Gelecek güzel günler için elele…

                                                                                             KÜLTÜR SANAT SEN YÖNETİM KURULU

GÖREVDE YÜKSELME SINAVI KOMİSYON KARARI İLE İLGİLİ DUYURU

GÖREVDE YÜKSELME YAZILI SINAVI İLE İLGİLİ OLARAK ANILAN YÖNETMELİĞİN 12 NCİ MADDESİNDE YER ALAN KURUMLARLA GÖRÜŞMELER İLGİLİ MEVZUAT ÇERÇEVESİNDE SÜRMEKTE OLUP, SINAV YERİ VE TARİHİ KESİNLEŞTİĞİNDE AYRICA DUYURULACAKTIR.

Sınav konu ve sorular ile ilgili ayrıntılı açıklama bakanlığın linkinde bulunmaktadır.Sınava giren tüm kamu emekçilerine başarılar dileriz.

http://pdb.kulturturizm.gov.tr/TR,144037/gorevde-yukselme-sinavi-komisyon-karari-ile-ilgili-duyu-.html

10 EKİM’DE ANKARA’DA EMEK, BARIŞ, DEMOKRASİ MİTİNGİ’NDEYİZ!

Konfederasyonumuz, DİSK, TMMOB ve TTB, 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da gerçekleştireceğimiz “SAVAŞA İNAT, BARIŞ HEMEN ŞİMDİ!” EMEK, BARIŞ, DEMOKRASİ MİTİNGİ öncesi TMMOB Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenledi. Ortak açıklamayı TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı’nın okuduğu toplantıya; Konfederasyonumuz Eş Genel Başkanı Şaziye Köse, DİSK Genel Başkanı Kani Beko ve TTB Genel Sekreteri Özden Şener katıldı.

“Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi!” Demek İçin

10 Ekim’de Ankara’da Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ndeyiz!

Ülke olarak tehlikeli bir çatışma ve savaş ortamına doğru hızla sürüklendiğimiz bu süreçte DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak düzenlediğimiz ortak basın toplantısı ile karşınızdayız. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyoruz. Hoş geldiniz.

Bugüne kadar gerek tek tek gerekse ortak yaptığımız basın açıklamaları, basın toplantıları ile ülkemizi adım adım bir uçurumun kenarına iten gelişmelere dikkat çekmeye çalıştık.  Nefret söylemlerini kapkara bir zift yağmuru gibi üzerimize boca ederek savaş çığlığı atanların her türlü baskı ve tehdidine rağmen barış ve kardeşlik çağrısından taviz vermedik.  

Ülkenin yeniden kan gölüne döndürülmesinin sorumlularını hep beraber bulmak için yılmadan, usanmadan “bu savaş kimin savaşı?” diye sorduk. 

Bu sorunun cevabını ararken öncellikle topraklarımızın her gün akan kan ve gözyaşı ile sulanmasından kimin-kimlerin beslendiğine, çatışma ve savaş ortamının kimin-kimlerin tercihi olduğuna ve bu tercihin bedelinin kimler tarafından ödendiğine bakılmasının elzem olduğunu vurguladık. 

Bu kirli savaş ile hangi gerçeklerin üzerini örttüklerini çok iyi gördük. Emperyalizmin taşeronluğu ile Ortadoğu’yu ölüm bataklığına çevirenlerin, IŞID’e tırlar ile silah yollayanların, ülkemizi cihatçı örgütlerin yatağı haline getirenlerin, laikliğe savaş açarak toplumu kuşatan gericilerin, kadına yönelik şiddeti, tacizi ve cinayetleri savunanların, kentlerimizi ve doğamızı sermayenin dizginsiz rantı ile yağmalayanların, şantiyelerden madenlere kadar her yeri işçi mezarlığına çevirenlerin, emeğin sömürüsü üzerinden saltanat sürenlerin çökmek üzere olan baskı ve sömürü düzenlerini sürdürebilmeleri için savaş çıkarmak dışında başka bir yollarının kalmadığını birlikte anlamış olduk.

Ancak son dönemde halklar arasındaki bağları koparmayı, şiddet ve linç kültürünü güçlendirmeyi hedef alan gelişmeler, barış ve kardeşlikten yana olan tüm kesimlerin görev ve sorumluluğunu artırmıştır.

Bu topraklar kana ve gözyaşına fazlasıyla doymuştur. 35 yıldır yaşananlar ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen savaş/şiddet odaklı politikalarda ısrarın Kürt sorununu çözemeyeceğini tüm açıklığı ile göstermiştir. Buna rağmen ülkemiz yine bedeli yoksul halk çocuklarına ödetilen bir çatışma ve savaş ortamına itilmekte, ülke adım adım bir iç savaşa sürüklenmektedir. Bir avuç silah tüccarının, savaş baronunun dışında kimsenin çıkarının olmadığı çatışma ve savaş ortamının bedelini Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni her milliyetten, her inançtan binlerce yoksul halk çocuğu hayatı ile ödemiştir.  

Bu koşullarda kin ve nefretten beslenenlere karşı barış ve kardeşlik talebini daha ısrarlı bir şekilde sahiplenmek, tüm baskılara rağmen savaşa karşı barışı daha cesurca dile getirmekten başka çıkar yol yoktur.

Bizler DİSK, KESK, TMMOB, TTB olarak akıtılan kardeş kanının son bulması, daha büyük acılar yaşanmasının önüne geçilmesi için dün olduğu gibi bugün de görev ve sorumluluk almaya hazırız.

Bu görev ve sorumluluğun gereği olarak; akıl tutulmasına itilerek bir kişinin hırsı yüzünden Saray merkezli bir kuşatma ile ülkenin yeniden kan gölüne dönmesine seyirci kalması istenen halkların vicdanına seslenmek, kalıcı barış ve kardeşliğin tesisinin gerçek mimarı olabilecek bu vicdanı bir kez daha göreve çağırmak için 10 Ekim 2015 Cumartesi günü  “Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi” şiarı ile Ankara’da bu ülkenin bütün demokrasi güçleri ile birlikte, yüreği barıştan yana atan herkesle birlikte merkezi Emek, Barış, Demokrasi Mitingi düzenleyeceğiz. 

Kimliği, kültürü, dili, dini, mezhebi, görüşü ne olursa olsun, üzerinde eşit haklara sahip yurttaşlar olarak barış içinde yaşayacağımız, demokratikleşmeye yönelik çözümlerin benimsendiği, AKP diktatörlüğünden, tekçi, otoriter, faşizan uygulamalarından kurtulmuş bir Türkiye’nin sadece bizim değil milyonların özlemi olduğunu biliyoruz. Bunun için çağrısını biz yapsak da 10 Ekim’de hayata geçirilecek miting yüreği emekten, barıştan, kardeşlikten, demokrasiden yana atan herkesin mitingidir.

Çünkü 7 Haziran öncesi  “400 vekil vermezseniz kaos olur” diyerek halkları tehdit edenler ne kadar gizlemeye, gerçekleri çarpıtmaya çalışsalar da bu savaş işçilerin, emekçilerin, ezilen, yoksullaştırılan on milyonların savaşı değildir.

Hangi tarafta olursa olsun yoksul halk çocuklarının hayatını hiçe sayanlar, doksanlı yılları artamayan OHAL ve sıkıyönetim düzeni ile çocuk, yaşlı demeden sivil yurttaş katliamlarının altına imza atanlar ne kadar uğraşılırsa da, bu savaş halkların savaşı değildir.

Bu savaş otoriter faşizan rejimini ilelebet sürdürmeyi planlayan AKP’nin ve 7 Haziran seçimlerinden umduğunu bulamayıp kaos için düğmeye basan Saray’ın savaşıdır. Bu savaş, yeni, tekçi, otoriter, faşist bir rejimi tesis etme savaşıdır. 

Bir an önce engellenemez ise ülkemizi çıkmaz bir felakete sürükleyecek, halklarımızı hedef haline getirecek milliyetçi-ırkçı-şoven hezeyan karşısında toplumsal bir bariyer oluşturmak, barışın kapısını açmak, bu ülkenin ezici çoğunluğunu oluşturan işçilerin, emekçilerin, yoksullaştırılan-ezilen halklarının ellerini birbirine uzattığında ulaşabileceği kadar yakındır.

Yeter ki barış ve kardeşlik köprüsünü kurmak için doğusuyla, batısıyla kuzeyi ile güneyi ile ellerimizi birbirine uzatalım.

Yeter ki vicdanlarımızı, insanlığımızı aramıza kin ve nefret tohumları ekmeye çalışanlara esir etmeyelim.

Yeter ki siyaset sahnesini halka hesap vermek yerine, çocuklarımızın kanı üzerinden hesaplaşmaya çevirmek isteyenlerin kirli hesaplarına kurban edilecek bir tek canımızın bile olmadığını birlikte haykıralım.

Yeter ki barışa giden yolda sadece kendi evlatlarımıza değil, “benim evladım senin evladın, senin evladın benim evladım” diyerek tüm evlatlara sahip çıkalım.

Yeter ki, işçiler, emekçiler, yaşamını alın teri ile kazananlar olarak barışın ile emeğin-emekçinin haklarının ve demokrasinin arasında bir zincirin halkaları gibi kopmaz bağlar olduğunu görelim.

Bunun için, bugün yeniden hortlatılarak sokakları esir almaya çalışan ırkçı-şoven dalga karşısında bu kirli savaşa karşı barış ve kardeşlikten yana olan milyonlara sesleniyoruz.

AKP diktatörlüğüne, baskı ve zorbalığa, yolsuzluğa, hırsızlığa, iş cinayetlerine, kadın cinayetlerine, doğa ve kentlerimizin yağmalanmasına, emperyalizmin savaş ve sömürü politikalarına, gericiliğe karşı rahatsızlığı olan milyonlara sesleniyoruz.

Gelin;

Çocuklarımızın cenaze törenlerini dahi ‘başarılı organizasyon’ olarak nitelendirecek kadar insanlıktan nasibini almayanların,

Evladını kaybeden aileye basın ordusu ile gidip şov peşinde koşanların,

Sıvasız gecekondu çocuklarının tabutu başında hamaset nutukları atanların,

İktidarlarını korumak adına evlatlarımızı kurbanlık koyun olarak görenlerin,

Sadece barış ve kardeşliğimizi değil, keskin nişancıları ile ablukaya aldıkları bir kentte katlettikleri üç aylık bebeğin cansız bedenini de derin dondurucuya koyanların dayattığı savaşa karşı

BARIŞ VE KARDEŞLİK İÇİN KENETLENELİM!

Gelin savaşa karşı barışı; baskı, şiddet ve zora karşı özgürlükleri ve demokrasiyi; yolsuzluğa, hırsızlığa ve sömürüye karşı emeğin mücadelesini yaşamın her alanında birlikte yükseltelim.

Gelin her ölümün bizi birbirimizden daha uzağa savurmasına izin vermeyelim.

Gelin bir saniye bile ertelemeden

BARIŞA VE KARDEŞLİĞE BİRLİKTE SAHİP ÇIKALIM. YÜREĞİ BARIŞTAN YANA ATAN HERKESİ 10 EKİM’DE ANKARA’DA BARIŞA SES VERMEYE ÇAĞIRIYORUZ!

DİSK  KESK TMMOB TTB

BASINA VE KAMUOYUNA

Sendika üyemiz Sayın Arda AKTAR’la ilgili olarak  Facebook’taki bir  paylaşımı  nedeniyle Ankara Devlet Opera Ve Balesi Müdürlüğü tarafından başlatılan soruşturma kabul edilemez.

Sendikamız, kamu görevlilerinin  her platformda siyaset yapma özgürlüğünü (hele ki günümüz Türkiye’sinde ) temel vatandaşlık   hakkı  olarak görmüş ve   savunmuştur.

Opera ya da Tiyatro sanatçılarımızın nasıl ki, kurumlarının bekaası için dün TÜSAK(Türkiye Sanat Kurumu) yasa tasarısı taslağına karşı  düşünce ce söylemlerini  pratikle örtüştürmüşlerse, bugün de kurum idarelerinin yapmış oldukları uygulamalar ve sonuçları hakkında görüş ve eleştirilerini bildirebilir, paylaşabilirler.

Kaldı ki bu görüş ve eleştiriler Anayasanın 25 ve 26. Maddelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesi gereğince düşünceyi ifade özgürlüğü kapsamındadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Liegens/Avusturya kararında gazetecinin Başbakana yönettiği “En adi fırsatçılık”, “ahlakdışılık”, “şerefsizlik” ifadeleriyle ilgili başvuruda; “bir siyasetçi, özel şahıstan farklı olarak her sözünü ve eylemini bilerek ve kaçınılmaz bir biçimde, gazetecinin ve halkın yakın denetimine açar, bu nedenle daha geniş bir hoşgörü göstermek zorundadır” ;

Feldek/Slovakya kararında ise; “ Özgür siyasi tartışmanın teşvik edilmesinin demokratik toplumun niteliği olduğunu belirleyip kendisini gerek basının, gerek kamuoyunun  yakın denetimine açmış olan politikacıların kendilerine karşı yapılan eleştirilerde diğer bireylere nazaran daha fazla hoşgörü göstermesi gerekiyor” gerekçesiyle, Sözleşme hükümlerinin ihlal edildiğini tespit etmiştir.

Ülkemizde de çeşitli mahkemelerin bu yönde vermiş olduğu kararlar dikkate alındığında Sayın Arda AKTAR ile ilgili soruşturmanın bir an önce  kaldırılması hususunu kamuoyuyla paylaşır, sürecin takipçisi olacağımızı bildiririz.

Saygılarımızla.

KÜLTÜR SANAT-SEN GENEL MERKEZİ

GÖREVDE YÜKSELME SINAVINA BAŞVURAN ADAYLAR İLE İLGİLİ DUYURU

Sınava başvurusu kabul edilen üyelerimizi Devlet Personel Tarafından bastırılan ‘Görevde Yükselme Der Notları’ kitabı kurum adreslerine kargo işlemi  başlamıştır.Kargo üyelerimizin kurum adreslerine yapılmaktadır.Yollanan tüm kitapların emekçilere ulaşması önem arz etmektedir.Bu anlamda kargoları takibi gerekmektedir.Kitap ulaşmayan üyelerimizin sendika genel merkezi  (0312 232 12 51) numara ile  iletişime geçmeleri gerekmektedir.

Ayrıca bazı sınav materyallerinin  elektronik ortamda üyelerimize ulaşması gerekmektedir.Bu amaçla tüm üyelerimizin e-mail adreslerine ihtiyaç duyulmaktadır.Sınav materyali ulaşmayan üyelerimizin ‘kultursanatsengebyhis@gmail.com’ e-mail adresine bir e-mail atmaları gerekmektedir.

Sınava giren tüm kamu emekçilerine başarılar dileriz.

KÜLTÜR SANAT SEN