TÜRKİYE SANATÇILAR HAREKETİNİN BASINA VA KAMUOYUNA AÇIKLAMASIDIR

TÜRKİYE SANATÇILAR HAREKETİNİN BASINA VA KAMUOYUNA AÇIKLAMASIDIR
03.03.2014
TÜSAK DENİLEN TUZAĞA DÜŞMEYECEĞİZ!
Cumhuriyetin kuruluşunda “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” yetiştirmek isteyenler, 1924 yılından başlayarak kurdukları aydınlanmacı sanat kurumlarının özgürce sanat yaratmaları için yasalar hazırladılar.
Oysa bugün, hayali kurulan karanlık düzeni var edebilmek adına, o aydınlanmacı sanat kurumlarını yok etmek için, TÜSAK denilen TUZAĞI kuruyorlar:
Bugünkü Bakanlık yetkililerinin, “bizim dediğimiz olacak” dayatmaları ile kurumları yok eden bir yasa çıkartılamaz.
Hele, torba yasaya koydukları bir madde ile koskoca bir Bakanlığın tüm idareci kadrolarını bir gecede devre dışı bırakan; sabahın ilk ışıklarıyla kafa göz patlatarak yasa çıkartıp, yargıyı doğrudan yürütmeye bağlayan TBMM’nin parmak kaldırma demokrasisi ile Türkiye’nin tüm sanat dünyası için yasa yapılamaz. 
Sanat için her türlü düzenleme, ancak sanatçılar ve de onların uygun görecekleri yetkin kişiler tarafından yapılır. 
Sanatın özgürce ve süreklilik içinde, kendi koşul ve kurallarına uygun olarak üretimini sağlayacak ortamı yaratmak ve bu ortamı yaratmak için de gerekli ödeneği vermek, sosyal devletin temel görevlerinden biridir. 
Sanatın içeriği ve biçimi siyasal iktidarların günlük politikalarının konusu değildir, olamaz.
Sanat ve kültür alanlarına destek; yandaş beslemeye yarayan bir yemliğe veya ihale ve 
rant sürecine dönüştürülemez. 
Tüm sanat kurumlarımızın değişmez özerklik koşulu, Anayasamızda açık biçimde güvence altına alınmıştır. 
Son sözümüz şudur: Sanatı özgürleştirmek aldatmacası ile tüm sanat kurumlarını ve sanat ortamını, hükümetin sanatı, hükümetin memuru haline getiren “TÜSAK Yasa Tasarı Taslağı” TUZAĞI, derhal geri çekilmelidir.

TÜRKİYE SANATÇILAR HAREKETİ


(Türkiye Sanatçılar Hareketinde Yer Alan Kuruluşlar-abecesel olarak yazılmıştır-)
Adana Filarmoni Derneği
Ankara Çoksesli Müzik Derneği (AÇMD)
Ankara Devlet Konservatuvarlılar Derneği (ADK-DER)
Antalya Filarmoni Derneği
Besteciler Orkestra Şefleri ve Müzikologlar Birliği (BESOM)
Bursa Filarmoni Derneği
Çağdaş Sanatlar Vakfı (ÇAĞSAV)
Çoksesli Korolar Derneği
Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV)
Devlet Tiyatrosu Sanatçıları Derneği (DETİS)
İzmir Filarmoni Derneği
Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat Sen)
Kültür ve Sanat İşgörenleri Sendikası (Kültür Sanat İş)
Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED)
Opera Koro Sanatçıları Derneği (OKSDER)
Opera Solistleri Derneği (OPSOD)
Opera ve Bale Sanatlarını Geliştirme Vakfı (OBV)
Sanatçılar Sanatseverler Kültür ve Dayanışma Derneği (SANSEV)
T. C. Sanatçı İnisiyatifi
Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği (TOMEB)
Türk Dünyası Kültür ve Sanat Derneği
Türkiye Filarmoni Derneği
Türkiye Kültür ve Sanat Hizmetleri Kamu Görevlileri Sendikası (Türk Kültür Sanat Sen)
Çalışan ve emekli sanatçılar

YETMİŞ YILLIK BİLGİ VE BİRİKİME SAHİP SANAT KURUMLARIMIZI SAVUNUYORUZ

Devlet Opera ve Balesinin kapatılmasına KARŞI,
Devlet Tiyatrolarının kapatılmasına KARŞI,
Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünün kapatılmasına KARŞI,
Sanatın rant kapısı haline getirilmesine KARŞI,
Sanata sansür ve siyasi müdahalelere KARŞI söyleyecek sözümüz var.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılacak olan TÜSAK çalıştayı öncesi düşüncelerimizi haykırmak için 3 Mart Pazartesi günü saat 9.30’da buluşuyoruz.
Tüm kültür sanat emekçilerini ve sanatseverleri sanatı savunmaya ÇAĞIRIYORUZ!
YER: TÜRKSOY TOPLANTI SALONU
Ferit Recai Ertuğrul Caddesi no:8 Oran Çankaya/ANKARA(Panora AVM karşısı)
ULAŞIM: Güvenpark Oran dolmuşları
İLETİŞİM: 0 312 232 12 51

YEREL YÖNETİMLER ve SANAT SEMPOZYUMU’DA İŞ YERİ TEMSİLCİMİZ TUNA SAGAY’IN KONUŞMASI

Öncelikle herkesi saygıyla selamlıyorum.
Nitelikli sanatsal faaliyetlerinin toplumun tüm üyeleri tarafından ulaşılabilir olması gerekiyor. Elbette sanatın devlet tarafından desteklenmesi özerkliğinin korunması gerekiyor. Ancak diğer yandan sanatın ulaşılabilir olası için ise yerel yönetimlerin mutlaka sanatsal faaliyetlerde aktif olması gerekiyor. Buda yine yerelde sanatın yaşaması ve sürdürülmesini mümkün kılacak yapılarla olabilir. Elbette burada elzem olan yine sanatın özerkliğidir. Sanat siyasi amaçlara alet edilmemelidir. 
TÜSAK tasarısı hem mali olarak hem idari olarak hem de oto sansürün derinleştirilmesi bakımından tam bir sansürü hedefliyor. Sendikamız ve üyelerimiz tarafından da yoğun olarak eleştirilen Tasarı idari bakımdan siyasi iktidarın tam kontrolünü öngörüyor.
Tasarı mali olarak desteklenecek sanat faaliyetlerinin denetimini amaçlıyor. Siyasi iktidarın manipülasyonuyla oluşturulacak bir konsey tarafından tamamen güdümlü bir yapı amaçlanırken egemenler tarafından sanatın biçim ve içerik bakımından tam kontrolü hedefleniyor. Diğer yandan sanatı piyasaya açmayı hedefleyen tasarı özel sanat kurumlarını talep üzerine sanat üreten ticari kurumlar haline getirmeyi hedefliyor. Sanat kurumlarının siyasi otoriteye bağlayan bu tasarı ile siyasi iktidarın tam denetimine sokma planlanıyor. Sanat özgür ve özerk olması gereken ve devlet tarafından sübvanse edilmesi gereken bir alandır. Sanatsal yaratıcılığın açığa çıkabilmesi için özerklik olmazsa olmazdır. TÜSAK tasarısında öngörülen 11 kişilik Sanat Kurulu doğrudan doğruya Bakanlar Kurulu tarafından atanması bizim açımızdan asla kabul edilemez. TÜSAK sanatı ve sanat kurumlarını zaten var olan siyasi denetim ve baskıyı artıracak bir taslaktır. Ayrıca taslak sanatsal faaliyetlerin desteklenmesi ve teşvik edilmesini siyasi olarak belirlenmiş bu kurulun insafına terk ediyor. Siyasi otoritenin belirlediği sanat kurulu yine siyasi iradeden bağımsız düşünülemez. Sanatın tasarıyla ticarileştirilerek devletin bu alandaki faaliyetine son verilecek. Sanatsal faaliyetler tamamen ticari kaygılarla kurulmuş özel sanat kurumlarına terk edilerek sipariş üzerine sanat üretimi dönemi başlayacak. Sanat eserlerine halkın erişimi giderek zorlaşacak ve lüks olacak. Sanat sanatsal kaygılardan ziyade Sanat Kurulu’ndan geçmesi ve siparişin temin edilmesi kaygısıyla üretilecek. Yandaş sanat kurumları türeyecek ve ihale usulü ile alınan sanat eserleri ile bu yandaş kurumlar palazlandırılacak. TÜSAK hazırlanış şekliyle de şaibeli bir tasarıdır ve meşruluğu bulunmamaktadır. Tasarı kamuoyundan ve sendikamız Kültür Sanat Sen ile sanat alanında faaliyette bulunan kurum ve kuruluşlardan gizli olarak hazırlanmıştır. Kamuoyunca yeterince tartışılmadan adeta dayatma şeklinde hazırlanan varlığı bile kabul edilmeyen tasarı internet sitelerinde dolaşmaktadır. Bu şekilde hazırlanan bir yasa tasarısının bir meşruiyeti olamaz. TÜSAK tasarısı devletin sanattan elini çekmesini öngören bir tasarıdır. Dolayısıyla bu tasarının yasalaşması halinde başta mevcut sanat kurumlarındaki idari kadro olmak üzere kültür ve sanat emekçilerinin durumları belirsiz durumdadır. TÜSAK taslağı ile beraber mevcut kadrolar iptal edilecek ve 700 civarında kadro ataması yapılacaktır. Böylece kadroların bu şekilde devredilmesi durumunda çalışanlar mağdur olacaktır. Gerek Devlet Tiyatrolarında gerek Devlet Opera ve Balesi genel müdürlüklerinde yıllardır çalışan sanatsal bilgi ve tecrübeye sahip sanatçıların bu birikiminden bir çırpıda vazgeçilmesi yine kabul edilemez. TÜSAK yasa tasarısı İngiltere Sanat Konseyi uygulamasının çok kötü bir taklidi olacak şekilde ele alınmış bir tasarıdır. Binlerce yıllık İngiliz sanat anlayışı ve kültürünün sadece Konseyinin taklit edilmesi ancak yine köklü kurum ve kuruluşlarının görmezden gelinmesi sanat alanına nasıl şekilci yaklaşıldığını gösteriyor. Bölge sanat konseylerinin belirleyici olduğu İngiltere’de Sanat Konseyi yılda sadece bir kez toplanarak strateji belirleyen bir konsey iken TÜSAK’ta ise11 kişilik devamlı mesai yapan bir kurul öngörülüyor. Bu kurul desteklenecek sanat faaliyetlerinden satın alınacak eserlere kadar, hemen her şeyin karar vericisi konumunda olması planlanıyor. Ve yine İngiltere Sanat Konseyi’nde personelle sanat kuruluşları arasında imzalanan sözleşmelerin içeriği ilgili sendika ile sanat kuruluşları arasında yapılan görüşmeler sonucunda önceden belirleniyor. Oysa bu durum TÜSAK tasarısında belirleyici olan tamamen Bakanlar Kurulu tarafından atanan Sanat Kurulu olarak öngörülüyor. Sözleşmeli sanatkârlar da TÜSAK Yasalaştığı takdirde memur yapılarak verimsizleşmesi öngörülüyor. Sanat tamamen siyasileştirilerek sansür olağanlaştırılırken sanat borsası yaratılarak ta sanatın ticarileşmesinin kapıları ardına kadar aralanıyor. Sanatın bu şekilde halktan koparılarak rant kapısı haline getirilmesine Kültür Sanat Sen olarak karşıyız. Sanat kurumlarının kapatılması sonrasında sanat alanında çalışacak kültür ve sanat emekçileri tamamen piyasanın insafına terk ediliyor. Özel sanat şirketlerinin güvencesiz, esnek, sendikasız ve kuralsız çalışma koşullarına terk ediliyor. Zaten uygulamada yaşanan taşeronlaştırma daha da derinleştiriliyor.

“KÜLTÜR VE SANATA SİYASİ VE EKONOMİK MÜDAHALELERE KARŞI ALTERNATİFLERİMİZ”SONUÇ BİLDİRGESİ

KÜLTÜR VE SANATA SİYASİ VE EKONOMİK MÜDAHALELERE KARŞI

ALTERNATİFLERİMİZ ÇALIŞTAYI SONUÇ DEKLARASYONU

Kültür ve sanat alanında uzun zamandır birikmiş sorunlarımızı daha da derinleştirecek müdahaleleri masaya yatırdık. İki gün boyunca “KÜLTÜR VE SANATA SİYASİ VE EKONOMİK MÜDAHALELERE KARŞI ALTERNATİFLERİMİZ” Forumu ile kültür ve sanat alanında faaliyette bulunan, içinde Özerk Sanat Konseyi bileşenlerinin de olduğu, dernek, vakıf, meslek örgütü, demokratik kitle örgütü, sendikaların ve bağımsız katılımcıların buluştuğu alternatif bir çözüm programı oluşturmayı amaçladık.

Kültür ve sanat emekçileri olarak yıllardır birikmiş sorunlarımıza çözüm aradık. Türkiye’de kültür ve sanat geleneğini yaratan, Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı kurumların tüzel kişiliklerinin kaldırılmasına ve bağımsız sanat yapabilme olanaklarının ellerinden alınmasına izin vermeyeceğimizi bir kez daha teyit ettik.

Uygar bir ülkede sanat kar ve rant için yapılamaz, devletin sanata desteği olmazsa olmazdır.

Bilim ve sanat özgürdür, kurumları özerktir. Sanatın özgürce üretilmesini sağlamak sosyal devletin temel görevlerinden biridir. Ödenekli sanat kurumlarında yapılacak her türlü mevzuat değişiklikleri iktidarların tepeden inmeci yaklaşımları ile değil en demokratik biçimde çalışanları temsil eden demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirilmelidir.

Sonuç olarak:

1- Siyasi iktidarların doğrudan sanatı ve kültürü yöneteceği ve sanatın ticarileştirilmesi anlamına gelen hiçbir yasa taslağını kabul etmiyoruz.

2- Ödenekli sanat kurumları korunmalı ve sanata özerklik anlayışının esas alındığı yasalar yapılmalıdır.

3-Kültür ve Sanat alnındaki demokratik tikle örgütleri tarafından sanat kurultayı yapılmalıdır.

4- Siyasi iktidarların sanat ve kültür alanını tehdit eden hegemonyası ve piyasalaştırma politikalarına karşı örgütlü tepkisi yansıtılmalıdır.

5-TÜSAK Yasa Tasarısı Taslağı’na karşı gerçekleştirilecek eylem ve etkinliklerin takvimi belirlenecektir.

6-Devlet sanatın nasıl olması gerektiğine müdahale edemez.  Sanatın içeriği ve biçimi hiç bir siyasi iktidarın günlük politikalarının konusu yapılamaz.  Devlet, siyasi iktidarların değişiminden etkilenmeyecek kalıcı yönetim politikası ile sanata özgür ortam yaratmakla yükümlüdür.

7- Sanat ve kültür alanlarına destek; ihale ve rant sürecine dönüştürülmemelidir. Sanat kurum ve kuruluşlarının belirleyeceği objektif kriterlerle destek oranları oluşturulmalıdır.

8 – Bakanlıklarda ve yerel yönetimlerde ilgili kuruluş olarak korunacak ve yeni kurulacak tüm sanat kurumlarının özerklik prensibi, evrensel anlamda fikir ve sanat özgürlükleri yasaları, anayasada açık biçimde güvence altına alınmalıdır.

9- Ödenekli sanat kurumlarında iş güvencesiz istihdam kabul edilemez.

10– Sanat kurumlarında esnek, güvencesiz, sendikasız ve angarya çalışma biçimlerine son verilmelidir. Bu konuda verilecek mücadele, kültür ve sanat için verilen mücadelenin ayrılmaz parçasıdır.

11-Sansür ve yasaklamalar asla kabul edilemez. Sansürle mücadele kültür ve sanat emekçilerinin en temel görevidir.

12- Siyasi iktidarların “Genel ahlak kuralları” sanat için bir ölçüt olamaz.

13- Özerk Sanat Konseyinin hazırladığı yasa tasarısı taslağı, güncellenmeli ve temel alınarak değerlendirilmelidir.

DEKLARASYONA İMZA KOYAN KURUM VE KURULUŞLAR

Kültür Sanat-Sen

TMMOB – Mimarlar Odası

Türkiye Barolar Birliği

İstanbul Barosu

Oyuncular Sendikası

Sine-Sen

Türkiye Yazarlar Sendikası

Özerk Sanat Konseyi

TOBAV

DETİS

TOMEB

İŞTİSAN

OPSOD

Tiyatro Platformu

Türkiye Tiyatrolar Birliği

Sanatçılar Girişimi

SEN-DER

Güzel Sanatlar Birliği Resim Derneği

RED Fotoğraf Grubu

Alternatif Tiyatro Platformu

Heykeltıraşlar Derneği

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği

PEN Türkiye

Homur Mizah ve Karikatür Grubu

Evrensel Kültür

Emin Türk Eliçin Kültür Sanat Vakfı

Karikatürcüler Derneği

SenaristBir

Karşı Sanat Çalışmaları

SENDİKAMIZ İLE GÜZEL SANATLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN HAZIRLANAN KIYAFET YARDIMI USUL ve ESASLAR

18.08.2013 tarih ve 28744 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 18.08.2013 tarih ve 2013/1 numaralı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının ‘Kültür ve Sanat Hizmet Koluna İlişkin Mali ve Sosyal Haklar’ başlığı bölümünün 2. Maddesi , ‘Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Orkestra sanatçıları ile Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı orkestra, koro ve topluluklarda çalışan sanatçılara, hizmetin gereği olarak görev esnasında giymesi gereken ve kurumlarınca belirlenen özel kıyafetler her yılın eylül ayında verilir. Verilecek özel kıyafetin standartları ile hangi personele ne kadar süreyle verileceği ve nasıl muhafaza edileceği huşuları ile malzemelerin kullanımına ilişkin usul ve esaslar ilgili kurumlar ile yetkili sendika tarafından birlikte belirlenir’ hükmü gereğince giyim yardımı hakkında SENDİKAMIZ ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan usul ve esasların yürürlüğü konulmasına ilişkin karar onayı çıkmıştır.

Kıyafet yardımına ilişkin olarak Sendikanızın görüşleri dikkate alınarak hazırlanan ve 2014-2015 yıllarını kapsayan  ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne Bağlı Orkestra, Koro ve Topluluk Sanatçılarına Verilecek Kıyafet Yardımı ile ilgili Usul ve Esaslar’ 12.02.2014 tarih ve 30654 sayılı Bakan onayını müteakip uygulamaya konulmuş olup bir örneği ekte gönderilmiştir.

SENDİKASIZ ÇALIŞMAYA VE ANGARYAYA SON

22.02.2014 BİRGÜN HABER

Üç gün süren Kültür Sanat-Sen çalıştayı sona erdi. Çalıştay’da baskıların sürmesi halinde greve gidileceği açıklandı. Çalıştay sonuç bildirgesinde “Sanat kurumlarında esnek, güvencesiz, sendikasız ve angarya çalışma biçimlerine son verilmelidir” sözü yer aldı

Kültür Sanat-Sen’in düzenlediği hükümetin sanat alanında yaptığı müdahaleleri tartıştığı çalıştay sona erdi. Üç gün süren çalıştaydan TÜSAK geri çekilmezse süresiz greve gidileceği kararı alındı. Çalıştay ardından bir sonuç bildirgesi yayınlandı ve bildirgede devletin sanata desteğinin önemi vurgulandı. “Bilim ve sanat özgürdür. Sanatın özgürce üretilmesini sağlamak sosyal devletin temel görevlerinden biridir” denildi. Özellikli sanat kurumlarında yapılacak her türlü mevzuat değişikliklerini iktidarların tepeden inmeci yaklaşımlarıyla değil, en temel biçimde çalışanları temsil eden meslek örgütleri ve konuyla ilgili uzmanların katılımlarıyla gerçekleştirilmesi gerektiği belirtildi.

Çalıştayın bildirgesinden

“Siyasi iktidarların doğrudan sanatı ve kültürü yöneteceği ve sanatın ve kültürün ticarileştirilmesi anlamına gelen hiçbir yasa taslağını kabul etmiyoruz. Ödenekli sanat kurumlarının yasaları korunmalı ve yasaların emrettiği şekilde özel yasa ve tüzükler yapılmalıdır. Kültür ve sanat alanındaki demokratik kitle örgüteri tarafından sanat kurultayı yapılmalıdır. Siyasi iktidarların sanatı tehdit eden hegemonyası ve piyasalaştırılması politikalarına karşı kamuoyunun tepkisi örgütlenmelidir. TÜSAK yasa tasarısı taslağına karşı gerçekleştirilecek eylem ve etkinliklerin takvimi belirlenmelidir. Devlet sanatın nasıl olması gerektiğine müdahale edemez. Sanatın içeriği ve biçimi hiçbir siyasi iktidarın günlük politikalarının konusu yapılamaz. Bakanlıklarda ve yerel yönetimlerde ilgili kuruluş olarak kurulacak yeni kurulacak tüm sanat kurumlarının özerklik prensibinin anayasada açık bir şekilde güvence altına alınmalı ve uygulanmalıdır. Özellikli sanat kurumlarında iş güvencesiz istihdam kabul edilemez. Sanat kurumlarında esnek, güvencesiz, sendikasız ve angarya çalışma biçimlerine son verilmelidir. Bu konuda verilecek mücadele kültür ve sanat içinde verilen mücadelenin ayrılmaz parçasıdır. Sansür ve yasaklamalar asla kabul edilemez. Sansürle mücadele kültür ve sanat emekçilerinin en temel görevidir. Siyasi iktidarların genel ahlak kuraları sanat için bir ölçü olamaz. Özerk sanat konseyinin hazırladığı yasa tasarısı taslağı güncellenmeli ve alternatif olarak değerlendirilmelidir.”

SANATÇILAR GREVE HAZIRLANIYOR

Sanatçılar greve hazırlanıyor

Kültür Sanat-Sen’in düzenlediği kültür ve sanat alanına yapılan müdahalelerin tartışıldığı çalıştay, 3 günün sonunda tamamlandı: “TÜSAK geri çekilmezse, süresiz grev kararı alırız. Bu iktidarı bu yaklaşımla birlikte göndermenin zamanı gelmişti.”
Aslı Uluşahin / Cumhuriyet
Yayınlanma tarihi: 21 Şubat 2014 Cuma

Kültür ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat-Sen) öncülüğünde düzenlenen “Kültür ve Sanata Siyasi ve Ekonomik Müdahalelere Karşı Alternatiflerimiz” çalıştayına katılan, sanat alanında faaliyet gösteren 30’a yakın sivil toplum kuruluşu, Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) yasa taslağına karşı ortak mücadele kararı aldı. 
Aralarında Oyuncular Sendikası, Yazarlar Sendikası, Türkiye Tiyatrolar Birliği, Karikatürcüler Derneği, Sanatçılar Girişimi, Sinema Emekçileri Sendikası, Heykeltıraşlar Derneği, Alternatif Tiyatrolar Topluluğu, Opera Solistleri Derneği’nin olduğu, Türkiye Barolar Birliği ile TMMOB Mimarlar Odası’nın da destek verdiği 3 günlük çalıştayda, “Sanatın içeriği ve biçimi hiçbir siyasi iktidarın günlük politikalarının konusu yapılamaz. Devlet, siyasi iktidarın değişiminden etkilenmeyecek kalıcı yönetim politikaları ve sanata özgür ortam yaratmakla yükümlüdür” görüşü benimsendi. 
STK’ler, açıkladıkları sonuç deklarasyonunda, “Siyasi iktidarın doğrudan sanatı ve kültürü yöneteceği ve sanatın ticarileştirilmesi anlamına gelen hiçbir yasa taslağı kabul edilemez” diyerek, hükümete TÜSAK tasarısını geri çekmesi çağrısında bulundu. 
TMMOB Mimarlar Odası binası ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde (MSGSÜ) yapılan çalıştayda sanatçılar ve STK temsilcileri, hem mesleki sorunlarını anlattı hem de TÜSAK’a eleştirilerini sıraladı. Devletin sanat kurumlarını lağveden, “sanatı politik müdahaleye ve ranta açan” TÜSAK taslağını bu haliyle tartışmaya değer bulmadıkları görüşünde birleşen katılımcılar, buna karşı neler yapılabileceğini konuştu. 
Öne çıkan önerilerden ilki 6. Sanat Konseyi’nin toplanması talebiydi. Bu talep deklarasyonunda kendine yer buldu. Bir diğeri, hükümetin taslağına karşı sivil çalışmanın yapılmasıydı. Bu öneri de 2005’te son halini alan “Özerk Sanat Konseyi’nin hazırladığı yasa tasarısı taslağı güncellenmeli ve baz alınarak değerlendirilmedir” şeklinde deklarasyonda ifade edildi. 
Sanatçıların gündeminde ayrıca 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde kitlesel eylemler yapılması vardı. Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya ise “bilimsel yöntemi terk ederek hazırlanan, hukuka aykırı, emekçi haklarının yok sayıldığı” TÜSAK taslağı geri çekilmezse grev kararı alacaklarını söyledi. “Bugün topyekûn mücadele günü. Eylemlilikleri yoğunlaştıracağız. Yasa Meclis’e gelirse süresiz eylem kararı alabiliriz” diyen Demirkaya, “Artık kaybedecek bir şeyimiz yok. Halka rağmen nasıl iktidar olunur görsünler” diye konuştu. 
Bu düşünceler, “Siyasi iktidarların sanat ve kültür alanını tehdit eden hegemonyası ve piyasalaştırma politikalarına karşı örgütlü tepkiler yansıtılmalıdır. Gerçekleştirilecek eylem ve etkinlik takvimi belirlenecektir” ifadeleriyle deklarasyona yansıdı. 
“TÜSAK taslağının devlet kurumlarını lağvetmesine karşı kurumların korunması, ancak özerklik anlayışının esas alındığı yasaların yapılması” görüşünde birleşildi. Söz konusu tasarının “sanatı iktidarın rant aracı haline getireceği”nin sıklıkla dile getirildiği çalıştayda, “Sanat ve kültür alanlarına destek, ihale ve rant sürecine dönüştürülmemelidir. Sanat kurum ve kuruluşlarının belirleyeceği objektif kriterlerle destek oranları oluşturulmalıdır” denildi. 
TÜSAK taslağıyla ilgili dikkat çekilen noktalardan diğeri, yürürlüğe girerse sanatçıları güvencesizleştireceği, sanatın taşeronlaşacağıydı. Bu konuda ortak deklarasyonda “Ödeneki sanat kurumlarında iş güvencesiz istihdam kabul edilemez. Sanat kurumlarında esnek, güvencesiz, sendikasız ve angarya çalışma biçimlerine son verilmelidir. Bu konuda verilecek mücadele, kültür ve sanat için verilecek mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır” kararı yer aldı. 
Toplantının bileşenlerinden biri de özel sanat topluluklarıydı. Özel tiyatrolara dayatılan “genel ahlak kriteri”nin hatırlatıldığı buluşmanın katılımcıları, “sansür ve yasakların asla kabul edilemez, sansürle mücadelenin kültür ve sanat emekçilerinin en temel görevi olduğunu” belirterek, “Siyasi iktidarın genel ahlak kuralları ölçüt olamaz” dediler. 

BAROLARDAN SANATÇILARA TAM DESTEK 
Sivil tasarı birlikte hazırlanacak 
Toplantının MSGSÜ’deki 3. gününe, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, Ankara Barosu temsilcisi Abdullah Egeli de katıldı. 
Feyzioğlu, sanatın ve sanatçıların toplum için önemini anlatırken, “Bir avuç olduğunuzu düşünebilirsiniz, ama siz aslında bir yumruksunuz. Sizden bir yumruk olduğunuza inanmanızı istiyorum. Böylece neden saldırıların hedefi olduğunuzu anlayabilir, ne kadar güçlü olduğunuzu da kavrayabilirsiniz” dedi. 
Feyzioğlu, baro birimlerinin hem taslak üzerinde hem de atılacak adımlar konusunda çalışmaya başladığını anımsatarak, “Bir projesi, vaadi, atılacak sıralı adımları olmayanın eleştirmeye de hakkı yoktur. Biz eleştirme hakkımızı sonuna kadar kullanabilmek adına doğrunun da ne olduğunu hep birlikte yazma kararı verdik” dedi. 
İstanbul Barosu Başkanı Kocasakal ise TÜSAK taslağının akıl dışı olduğunu belirterek “İstanbul Barosu hizmetinizde, arkanızda ve yanınızdadır. Hukukta direnme hakkı vardır. Gayrimeşru bir saldırı olursa direme hakkı evrenseldir. Herkes meşru direnme hakkını kullanmak zorunda” diye konuştu. 
Toplantıya katılan DİSK ve KESK temsilcileri ise sanata saldırının, mevcut siyasi anlayıştan kaynaklandığını vurgulayarak, tüm saldırılara karşı birlikte mücadele edeceklerini vurguladılar.